| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 91 |
| Tarih: | 06.05.2026 |
DEM PARTİ GRUBU ADINA ALİ BOZAN (Mersin) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu ve sizleri saygıyla selamlıyorum.
Avukatları ve savunma hakkını konuşurken öncelikle sevgili Tahir Elçi'yi ve görevlerini yaparken, hak savunuculuğu yaparken yaşamlarını yitiren, katledilen bütün avukatları rahmetle, minnetle anmak istiyorum. Yine, şu anda cezaevlerinde tutulan, aynı zamanda avukat kimliği olan Selahattin Demirtaş'a, Bekir Kaya'ya, Can Atalay'a, Selçuk Kozağaçlı'ya, Nazmi Gür'e ve bütün avukatlara selam ve sevgilerimi iletmek istiyorum.
Değerli arkadaşlar, her ne kadar şu anda bütün kanunlarımızda avukatlar yargı görevini yapan kişiler olarak sayılsa da uygulamada maalesef öyle değil. Uygulamada avukatların yaşadıkları âdeta şu: Avukatlar uygulamada zurnanın son deliği. Zurnanın son deliği nedir bilir misiniz arkadaşlar? Zurnacılar zurna çalarken şu son parmaklarını ara ara kullanırlar. Yani devlet uygulamada avukatları ara sıra görüyor. Devlet uygulamada avukatları maalesef yargı görevini yapan kişiler olarak görmüyorum. Bugün bu ülkede kimin başına ne gelse, kim bir sıkıntı yaşasa aklına ilk avukatlar gelir ve "Avukatım nerede, avukatımı istiyorum." der. Hatta bugün iktidar vekillerinin başına bir şey gelse bile eminim "Ben önce bir avukata danışayım, bir avukatın fikrini alayım." der ama peki avukatlar yaşamlarında, işlerini yaparken ne yaşıyorlar? Avukatlar duruşma salonlarına, karakollarda, cezaevlerinde, icra dairelerinde saldırıya uğruyorlar çünkü devlet avukatlara karşı pozitif yükümlülüklerini yerine getirmiyor, çünkü devlet bugün avukatları yaptıkları işlere taş koyan kişi olarak görüyor, çünkü avukat vatandaşın hakkını, hukukunu sayıyor.
Değerli arkadaşlar, elbette avukatların yaşadığı sıkıntılar sadece güvenlik sorunları değil. Bugün avukatlar bu ülkede çok ciddi anlamda ekonomik sıkıntılar yaşıyorlar. Bütün vatandaşlar, bütün yurttaşlar gibi bu ülkede yaşadığı ekonomik sıkıntılar nedeniyle yaşamına son veren avukatlar oldu. Yine, kanun kapsamında CMK uyarınca avukat görevlendirmeleri yapılıyor ve avukat görevlendirmeleri yapılırken hâlen angarya yasağına aykırı ücretler ödeniyor avukatlara. Somut bir örnek vereyim: Bugün CMK kapsamında bir avukat Asliye Ceza Mahkemesinde görevlendirildiğinde devletin kendisine ödediği ücret 6.900 TL ama aynı işin ücretini vatandaş ödediğinde devlet diyor ki: "En az 45 bin TL alacaksın vatandaştan ve 45 bin TL üzerinden bunun vergisini ödeyeceksin." Ücreti devlet öderse 6.900 lira, ücreti vatandaş öderse 45 bin lira yani nereden baksan tutarsızlık, nereden baksan haksızlık.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
ALİ BOZAN (Devamla) - Tamamlayacağım Başkanım.
BAŞKAN - Buyurun, devam edin.
ALİ BOZAN (Devamla) - Yine, CMK ücretleri, adli yardım ücretleri, beraat vekâlet ücretleri ve bilirkişi ödemeleri hâlen çok büyük bir sorun. Avukatlar CMK, adli yardım, beraat vekâlet ücretlerini, bilirkişi ücretlerini, ara buluculuk ücretlerini aylarca zaman geçmesine rağmen alamıyorlar ve uygulamada şöyle bir şey var, devlet diyor ki: "Önce makbuzunu keseceksin, ben sana sonra ödeyeceğim." Avukat bugün CMK ücretinin makbuzunu kesiyor, vergisini ödüyor ama ücretini aradan aylar geçiyor, ondan sonra alıyor.
Değerli arkadaşlar, biliyorum, bugün AKP Grubu bu önergeye de ret oyu kullanacak ama ben buradan AKP Grubundaki özellikle avukat milletvekillerine seslenmek istiyorum: Gelin, retgillerden olmayın. Gelin, bu önergeye "evet" oyu kullanın. Gelin, bir gün en çok size lazım olacak olan avukatlar için verilmiş olan bu önergeye "evet" diyelim diyorum, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (DEM PARTİ ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)