| Konu: | Hıdırellez’e, başka ülkelerdeki enflasyon rakamlarına, erken seçime, TÜİK’in bu hafta yayınladığı 2025 yılına dair ölümlü trafik kazası vakalarına, son kullanım tarihi geçmiş ürünlerin satılmasına ve iç piyasaya giren ürünlerin denetimine ilişkin açıklaması |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 91 |
| Tarih: | 06.05.2026 |
MEHMET EMİN EKMEN (Mersin) - Sayın Başkanım, teşekkür ediyorum.
Ben, sizin, Genel Kurulumuzun ve bizi izleyen bütün vatandaşlarımızın Hıdırellez'ini kutluyorum. Hıdırellez bu topraklarda farklı kimlikleri, inançları ve kültürleri ortak bir umutta buluşturan günün adıdır. Hıdırellez asırlardır süregelen bir arada yaşama irademizin, ortak sevinçlerimizin ve müşterek geleceğimizin bir başka ismidir. Bu ve buna benzer birçok günümüz, yıl boyunca malumumuz vardır. Biz milletçe bir gül dalına bağlanan her dileğin, yakılan her küçük ateşin aslında aynı mayadan geldiğini bilmenin ferasetiyle Hıdırellez'i kutluyoruz. Hızır ile İlyas'ın buluşmasının ülkemize, hanelerimize ve gönüllerimize huzur, sağlık, bereket, neşe ve ülkemize de hukuk ve demokrasi getirmesini diliyoruz.
Sayın Başkanım, dün TÜİK'in enflasyon verilerini burada kısaca değerlendirmiştik. Ancak buradaki konuşma süremizin de kısıtlılığı birçok veriyi paylaşmamızın önünde bir engel oluyor. Bugün de sizinle ve Genel Kurulumuzla Türkiye'deki enflasyon rakamlarına karşı dünyanın dört bir yanından başka ülkelerdeki enflasyon rakamlarını paylaşmak istiyorum. Malumunuz euro bölgesinde yıllık enflasyon yüzde 2,6 ve 3 arasında seyrediyor, bizde ise sadece nisan ayı enflasyonu yüzde 4,18; beğenmediğimiz ve hatta yok saydığımız Güney Kıbrıs Rum kesiminin enflasyonu yüzde 1,5, yıllık tabii ki; Makedonya'nın yıllık enflasyonu Türkiye'deki bir aylık enflasyon kadar, yüzde 4,9; Yunanistan'da yıllık yine 3,9; biraz daha uzaklara gidelim dediğimizde, Papua Yeni Gine'nin yıllık enflasyonu yüzde 4,1; Zimbabve'de bu oran yüzde 4,8'e çıkıyor yine yıllık olarak. O bölgede en yüksek enflasyon Kenya'da, yüzde 5,6. Özbekistan'da ise -bir başka coğrafyadan örnek olarak- yüzde 7,1 seviyesinde seyrediyor. Üç yıldır yıkıcı ve yakıcı bir savaşın içerisinde olan Ukrayna ve Rusya'ya baktığımızda, Ukrayna'da enflasyonu 7,9, Rusya'da ise yine yıllık 5,9 olarak görüyoruz.
Bütün bu değerler göstermektedir ki enflasyon için her gün bir bahane üreten iktidarın bir gün pandemi, bir gün kuraklık, bir gün savaş gibi bahanelerinin tamamının bir gerçekliği yoktur. Kuraklık yaşayan, pandemide en ağır bedeller ödeyen ve hâlen savaşın içerisinde olan ülkelerin yıllık enflasyon rakamları Türkiye'nin aylık enflasyon rakamıyla eşleşmektedir. Bu durum, hukuktan, adaletten, demokrasiden uzaklaşmış, yoksulluk, yolsuzluk ve yasak sarmalına düşmüş bir iktidarın artık bu ülkeyi düze çıkaramayacağının karinesidir. Bu nedenle, vatandaş da muhalefet de erken seçim istiyor. Birçok anket iktidarın kendi lehine yorumlayabileceği şekilde yayınlanıyor. Bu durumda iktidarın bu tartışmaları sona erdirerek bir an önce yapacağı bir erken seçimle güvenini tazelemesinde kendisi için bir hayır, milletimiz için de bir yeniden değerlendirme fırsatı ve imkânı olacaktır.
Aslında hangi konuya el atsak yapısal birtakım sorunlarla karşılaşıyoruz. TÜİK bu hafta 2025 yılına dair ölümlü trafik kazası vakalarını yayınladı. 6.035 ölümlü vakamız var, daha doğrusu, ölü sayımız var arkadaşlar; 288.321 kazada 6.035 ölü.
Zaman zaman "terörsüz Türkiye" diyoruz, terörü bitirmekten bahsediyoruz ama bu da bir başka terör ve diğer Avrupa ülkeleriyle ya da emsal ülkelerle karşılaştırdığımızda, örneğin Avrupa ülkelerinde bu oran 100 binde 2 civarındayken Türkiye için 100 binde 7,2'dir yani Avrupa'daki ortalamanın 3 katıdır. Bu, şüphesiz bir toplam ekosistem sorunudur.
Yolların altyapısı iyileştirildi, bir sürü trafik cezası katlandı ve Sayın İçişleri Bakanı Karayolları Trafik Kanunu'nda değişiklik öngören yasanın uygulanmasını Anayasa'ya açıkça aykırı bir şekilde bir ay erteledi...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun lütfen.
MEHMET EMİN EKMEN (Mersin) - ...ve biz burada bu bir aylık ertelemenin aslında anayasal bir suç olduğunu dahi yeterince detaylı bir şekilde konuşamadık maalesef.
Az önce bir milletvekilimiz motosiklet hız limitinden bahsetti. Motosikletliler kamyon hızında ilerlemek zorunda oldukları için trafiğin genel akışını bozuyorlar ve bu da bir sorun, bunun için çok büyük araştırmalara gerek yok. Zaten TÜİK'in bu verileri ölümlü kazaların yaklaşık yüzde 60'ının motosikletli, bisikletli ve yaya kişilerden kaynaklandığını söylüyor yani bu bile bu mevzunun tekrar ele alınması gerektiğini gösteriyor.
Sayın Başkanım, biliyorsunuz, iki ay önce burada uzun uzadıya son kullanım tarihi geçmiş ürünlerin satıldığı İstanbul'daki "Yenir" isimli -galiba öyleydi- bir maketten bahsettik ve bu marketin aslında milletin satın alma gücünün ne hâle düştüğünü, şarküteri ürünleri dâhil olmak üzere son kullanım tarihi geçmiş birçok ürünün emekli ve asgari ücretlinin önünde sıra oluşturacak şekilde satılmasının Türkiye'de ekonomik durumun vahameti gösterdiğini söyledik.
İstanbul Milletvekilimiz Sayın Hasan Karal, Tarım Bakanına bir soru önergesi veriyor, diyor ki: "Sayın Bakan, son kullanım tarihi geçmiş bir ürünün satılması caiz midir?" Kısaca öyle diyelim. Sayın Bakanın verdiği cevap şu: "Ürünü kokladığınızda, dokunduğunuzda ve gözünüzle muayene ettiğinizde kokmuyorsa, rengi bozulmadıysa ve elinize değen kısım çürümemişse tüketilebilir, satılmasında bir mahzur yok." Öyle bir şey olabilir mi Allah aşkına! Evet, Avrupa'da örnekleri var ama son kullanım tarihi geçtikten sonra değil, son kullanım tarihine yaklaşırken indirimli fiyatlarla hem garibanın işi görülüyor hem o ürün sonuçta millî gelirin bir parçasıdır, israf edilmiyor. Fakat son kullanım tarihi geçmiş ürünler satışta, aleni olarak koca koca marketler açılıyor ve Tarım Bakanlığı da bunu teyit ediyor.
Bu arada birçoğunuzun bildiği bir gerçeği bir daha hatırlatalım. Hani bazen yurt dışına ihracata giden ürünler geri geliyor ya, -efendim, denetimden geçmedi- o aslında giderken zaten bir denetimden geçiyor ama bazen "speck"ler uymuyor, bazen diyelim ki bir hata oluyor. Arkadaşlar, iç piyasaya giren hiçbir ürün rastgele yöntemiyle dahi olsa düzenli olarak denetime tabi değil ne pestisit oranı açısından ne kurşun oranı açısından ne diğer zehirli zirai ilaçlar açısından. Hiçbir hâlde, hiçbir zirai markette, Tarım Bakanlığı, meyve ve sebzelerle ilgili olarak rastgele bir denetim yapmıyor arkadaşlar, bundan daha büyük bir denetim açığı olabilir mi?
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun.
MEHMET EMİN EKMEN (Mersin) - Bakınız, bu iddiamızı biz sahadan aldığımız verilerle ifade ediyoruz ama size başka bir gösterge sunuyoruz. Tarım Bakanlığı her ay düzenli olarak taklit ve tağşiş listesi yayınlıyor, değil mi? Siz bu listelerin herhangi birinde meyve veya sebze satan bir iş yeri, bir meyve veya sebzeye dair bir tespit gördünüz mü? Yok. Et var, işte, efendim, şarküteri ürünleri var, diğer birtakım ürünler var ama meyve ve sebze yok çünkü denetime tabi değil ve biz hangi meyve veya sebzede hangi zirai ilacı hangi oranda yediğimizi maalesef bilmiyoruz.
Sayın Başkanım, nezaket gösterdiniz, gündemimiz yoğun ama diğer arkadaşlarıma saygısızlık olmasın, süre hakkımı da burada keseyim.