GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:89
Tarih:30.04.2026

SEYİT TORUN (Ordu) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Tapu Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Teklif'in 12'nci maddesi üzerine söz almış bulunuyorum.

Aslında 11'inci maddeye de değinmek isterim. Şimdi, bakın, burada Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığına yeni yerleşim alanı olarak belirlenen yerler için kamu kurum ve kuruluşlarına ait arazileri devralma, özel araziler içinse acele kamulaştırma yetkisi verilmektedir. Allah aşkına, tamam, 500 bin konut için yola çıktınız, 500 bin konut sözü verdiniz; bunu yapmak için önünüzde ne kadar engel, ne kadar kural varsa darmadağın ediyorsunuz. Amacınız skor. Hani o binaların kaliteli yapılması, yerinde yapılması, trafiği, altyapısı falan mesele değil. Mesele "500 bin konutu nasıl yaparız?" bunun çabası. Bununla ilgili de bugüne kadar görüştüğümüz yasalar ve bundan sonra görüşeceğimiz yasalar da hep bunun için. Yapmayın Allah aşkına! Yani acele kamulaştırma yol için tamam, yol inşaatı devam ediyordur, ulaşım sağlanmalıdır, bu, o yatırımın devam etmesi için önemlidir. Ama yani özel mülkiyetin konut yapacağım diye acele kamulaştırması ne demek ya? Vatandaşın hiç mi mülkiyet hakkı yok, mülkiyetinin üzerinde hiç mi tasarruf hakkı yok? Bunu doğru bulmamız mümkün değil. Bir de kamu kurum ve kuruluşlarına ait arazileri yani hastane arazisi olarak ayrılmış veyahut da daha acil bir kamu hizmeti için ayrılmış yere konut mu yapacaksınız? Yani burada, şu anda, belki de o kentte çok daha önemli bir eksikliği giderecek olan yatırımı yapma yerine, burayı da mı konuta açacaksınız? Bunu da doğru bulmamız mümkün değil.

12'nci maddeyle ilgili eleştirilerimiz de; bakın, şantiye şeflerine, şantiyede yürütülen günlük işlerin ve çalışan yetki belgeli ustaların kaydını tutma zorunluluğuyla, belediyelere kullanım belgesi bulunan yapılara, yapı sahibinin başvurusu üzerine, yangın güvenliğine yönelik periyodlu kontrol yapma ve gerekli önlemleri alma yükümlülüğü. Yani, şimdi, bir Bolu faciası yaşadık, hep beraber orada canlarımızı kaybettik; gerçekten çocuklarımızı kaybettik, kadınlarımızı kaybettik. Şimdi, burada, bu kararı alarak belediyeye yetki mi veriyorsunuz, sorumluluk mu veriyorsunuz, yoksa mecbur mu tutuyorsunuz? Ya bu yetkiyi, o sorumluluk alanına belediyeyi katarak da verebilirsiniz ama burada "mış gibi" yaparak bu kanunu çıkarmanın hiçbir anlamı yok. Yani, buradan, bakın, kanunları çıkarırken yeterince incelemeden çıkarıyoruz ve daha sonra değiştirmek zorunda kalıyoruz. Etki analizleri yapılmadan, belli değerlendirmelerden geçmeden yaptığımız kanunlar, daha sonra ya Anayasa Mahkemesinden dönüyor ya da sonra tekrar ele alıyoruz, bakıyoruz, diyoruz ki: "Şurası eksik olmuş, burası yanlış olmuş; tekrar, bir daha yeniden getirmek zorundayız." Bu kanunları yaparken etki analizlerini yapalım, sürdürülebilir olsun ve bütün kesimleri kucaklasın ama siz alelacele kim, nereden, nasıl karar veriyorsa, nasıl bir talimat geliyorsa ona göre hazırlıyorsunuz, Plan ve Bütçeden geçiyor, torba yasa olarak geliyor, burada maalesef bazen de neye el kaldırdığımızı bilmeden, o yasanın neye hizmet ettiğini bilmeden, hangi sorunu çözeceğini bilmeden el kaldırıyoruz ve yasalaşıyor, sonuçlarına da hep beraber katlanıyoruz. Bu yüzden bu anlayışı da kabul etmemiz mümkün değil. Eğer gerçekten yangından belediyeleri sorumlu tutuyorsanız ona yetkiyi de verin, ona sorumluluğu da verin, hesabını da sorun ama -mış gibi yaparak belediyeleri yarın, işinize geldiği zaman bu konuda sorumlu tutup işinize geldiği zaman da sorumluluk almaya çalışmayın. O yüzden, bu 2, 11 ve 12'yi de doğru bulmuyoruz, doğru bulmadığımızı ifade ediyoruz.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)