| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 89 |
| Tarih: | 30.04.2026 |
AYŞE SİBEL YANIKÖMEROĞLU (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; önümüzdeki teklifin adı "Tapu Kanunu" olarak geçiyor ancak yalnızca tapuyla ilgili maddelerden oluşmuyor. İçinde belediye şirketleri, TOKİ, Hazine taşınmazları var; acele kamulaştırma, çevre danışmanlık firmaları, 2/B arazileri var; birbiriyle ilgisiz her konuda var. Bu doğru bir yaklaşım değildir elbette.
Teklifin en önemli maddelerinden biri belediye şirketleriyle ilgilidir. Belediyelerin kooperatif ve şirket kurması Cumhurbaşkanı iznine bağlanıyor. Buradan iktidar milletvekillerine seslenmek istiyorum: Belediyelerin çoğu sizin yönetimdeyken bu model hizmet aracıydı, ne zaman ki büyük şehirler millet iradesiyle el değiştirdi, aynı model birden bire tehlikeli oldu. Bu düzenleme denetim için değildir. Bu, açıkça siyasi vesayettir. Belediyeler zaten denetlenmektedir, Sayıştay denetimi vardır, iç denetim ve dış denetim vardır. Sorun denetimse gelin denetimi güçlendirelim ama siz denetim istemiyorsunuz. Sizin amacınız başka, belediyeleri tek bir makamın onayına mahkûm etmek istiyorsunuz.
Değerli milletvekilleri, belediyelerin kooperatif kurmasını zorlaştırmak yerine özellikle kadın kooperatiflerinin sayısının arttırılması gerekir ancak Türkiye genelinde faaliyet gösteren 900 civarı kadın kooperatifi bulunmaktadır. Kadın kooperatifleri, kadınların ekonomik hayata katılımını güçlendiren, yerel kalkınmayı destekleyen önemli modellerden biridir. Bu kapsamda, kadın kooperatiflerine vergi indirimi veya muafiyeti sağlanmalı, ödenebilir krediler verilmeli, özellikle kira gibi işletme giderlerine destek olunmalıdır.
Değerli milletvekilleri, teklifte yangın güvenliği konusunda da bazı düzenlemeler getirilmiş. Son yıllarda yaşadığımız yangın faciaları göstermiştir ki denetim kâğıt üzerinde kalınca bedelini vatandaş canıyla ödemektedir. Bu nedenle, sadece kural koymak yetmez, o kuralı uygulayacak teknik altyapıların da hazır olması gerekir. Aksi takdirde bu düzenleme sahada yeni bir karmaşaya yol açacaktır.
Değerli milletvekilleri, teklifte acele kamulaştırmaya ilişkin düzenlemeler de var. Sosyal konut elbette önemlidir, dar gelirli vatandaşın barınma hakkı korunmalıdır ama sosyal konut gerekçesiyle mülkiyet hakkı ölçüsüz biçimde zedelenemez. Acele kamulaştırma istisnai bir yoldur, olağan bir yöntem hâline getirilemez. Vatandaş mahkemede hakkını ararken toprağa elinden alınamaz.
Değerli milletvekilleri, zemin etüdü ve temel etütleriyle ilgili düzenlemelerde de ciddi soru işaretleri vardır. Yetkilendirme tamamen bakanlığa bırakılıyor. Kriter belirsiz, denetimin nasıl yapılacağı açık değil. Deprem ülkesi olan Türkiye'de bu alan piyasa mantığına teslim edilemez. Hazine taşınmazları konusunda da aynı sorun var. Atıl taşınmaz deniyor ama ölçüt belli değil. Hangi taşınmaz, hangi kamu yararıyla kime devredilecek? Bu soruların cevabı bu teklifte ne yazık ki yok.
Değerli milletvekilleri, biz hizmete karşı değiliz, sosyal konuta karşı değiliz, denetime karşı değiliz. Bizim itirazımız yetkilerin tek merkezde toplanmasınadır, bizim itirazımız seçilmiş belediyelerin siyasi onaya bağlanmasındadır, bizim itirazımız vatandaşın mülkiyet hakkının gasbedilmesinedir. Belediyeleri zayıflatarak kentleri güçlendiremezsiniz, yereli merkeze bağlayarak hizmeti hızlandıramazsınız. Vatandaşın tapusuna, belediyenin yetkisine, çevrenin denetimine aynı merkeziyetçi anlayışla müdahale ederseniz bunun adı vesayet olur. Değerli milletvekilleri, bu teklifi bu hâliyle kabul etmemiz mümkün değildir.
Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)