GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:88
Tarih:29.04.2026

ELİF ESEN (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Önümüzdeki madde, Türkiye'nin en kalabalık şehirlerinde milyonlarca vatandaşın her ay kapısına düşen somut bir yükü ele alıyor: Site ve apartman aidatları. Yalnızca İstanbul'da 3 milyonu aşkın insan, yönetimin tek taraflı kararıyla belirlenen aidat yüküyle geçimini sürdürmek zorunda. Son yıllarda özellikle İstanbul gibi büyük şehirlerde bu aidatların nasıl artırıldığını hepimiz yakından biliyoruz, seçmenlerimizden de duyuyoruz, dinliyoruz. Yönetim kurulu toplanıyor, gerekçe gösterilmiyor, rakam 2'ye katlanıyor. İtiraz etmek isteyen kat maliki uzun, masraflı, yorucu bir hukuki yola girmek zorunda. Bu tablo gerçek ve ağır bir soruna işaret ediyor. Hükûmet şimdi, çözüm bulduğunu söylüyor, kamuoyu da onu öyle bekliyor. Basında şöyle yazıyor: "Fahiş aidatlara son." Peki öyle mi? Ama sayın milletvekilleri, bu düzenlemenin metni dikkatli okunduğunda gerçek çok daha farklı bir şeye işaret ediyor: Bu maddeyle getirilen yeniden değerleme oranı tavanı kalıcı aidat artışını düzenlemiyor, sadece genel kurul toplanana kadar geçerli olacak geçici avansı kapsıyor. Genel kurul toplandığında, kat malikleri işletme projesini onayladığında bu tavanın üzerinde aidat belirlenmesi hukuken mümkün olmaya devam ediyor yani bu düzenleme sorunun asıl kaynağına dokunmuyor. Yönetim kurulunun keyfî avans toplamasına frenleme getiriliyor, tamam, bunu olumlu buluyoruz, buna da tamam ve destekliyoruz ancak gerçeği buradan ifade etmek gerekiyor: Yıllık bütçeye, kalıcı aidat artışına hiçbir somut güvence getirilmiyor bu maddeyle. Vatandaş buradan ne anlıyor? "Artık aidatım keyfî artırılamaz." Oysa, gerçekte ne oluyor? "Genel Kurul toplanana kadar artırılamaz." Bu iki cümle arasındaki mesafe vatandaşın beklentisi ile bu kanunun karşılayabileceği arasındaki mesafe oluyor ve bu mesafeyi kapatmadan "Fahiş aidatlara son!" demek vatandaşı kandırmaktır, haksızlıktır sayın milletvekilleri. Daha kapsamlı bir çözüm mümkün müydü? Elbette mümkün, çalışılabilir. Nasıl mümkün olabilir? Kalıcı aidat artışına da tavan getirilmesiyle, denetim mekanizmasının güçlendirilmesiyle, yönetim şirketlerinin kayıt altına alınmasıyla, şeffaflık yükümlülüklerinin artırılmasıyla, kat malikinin bilgiye erişiminin kolaylaştırılmasıyla bu mümkün olabilir.

Bir de aynı kanunun benzer ve ilgili 5'inci maddesine bakmak gerekiyor doğruyu görebilmek için; o maddede de toplu yapılarda yönetim planı değişikliği için gereken karar nisabını beşte dörtten üçte ikiye indiriyorsunuz. Yönetim planı ne peki? Aidatların nasıl belirleneceğini, ortak alanların nasıl kullanılacağını, kat malikinin gündelik yaşamını düzenleyen temel bir belgedir bu; bu belgeyi daha düşük bir çoğunlukla değiştirebilir hâle getiriyorsunuz. Bu iki maddeyi birlikte okuyunca şu tablo çıkıyor karşımıza: Bir elinizle geçici avansa frenleme getiriyorsunuz, öteki elinizle yönetim planını daha kolay değiştirmenin önünü açıyorsunuz. Yarın bir yönetim kurulu üçte iki çoğunlukla yönetim planını değiştirip yeni aidat kalemleri getirebilir mesela, yani az önce verdiğiniz güvence 5'inci maddeyle kendi içinden aşındırılıyor. Kim bu tablodan etkileniyor? Bu kısım da çok önemli. Kim bu tablodan etkileniyor ve zarar görüyor? Toplantılara, yönetim kurulu toplantılarına katılamayan kirası zaten ağır, bir de üstüne aidat yükü bindirilen kiracılar ve yaşlı kat malikleri, dar gelirliler. Sonuç: Vatandaşımıza özet olarak konuyla ilgili şunu söyleyebiliriz: Geçici avans düzenlemesinin kısmi bir iyileştirme yaklaşımıyla ilkesel olarak bir bağlantısı olabilir ancak bu kanunun vatandaşa vaadettiği ile gerçekte getirdiği arasındaki derin uçurumları kayıtlara geçirmek zorundayız. "Mış" gibi uygulamalardan vazgeçilmeli.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (YENİ YOL, CHP ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)