| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 88 |
| Tarih: | 29.04.2026 |
AYŞE SİBEL YANIKÖMEROĞLU (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; karşımızda yine oldubitti anlayışıyla yapılan, birbiriyle ilgisiz maddelerden oluşan tipik bir torba kanun bulunuyor. Öncelikle, bu yapboz yasama anlayışına karşı olduğumuzu belirtmek isterim. Üstelik bu teklif sadece usul yönünden sorununda değil, içeriği itibarıyla da Anayasa'ya açıkça aykırıdır. Ne yazık ki Komisyonda da bu konudaki itirazlarımız dikkate alınmadı, "Biz yaptık, oldu." mantığıyla hareket edildi. Oysa bu düzenlemeyle mülkiyet hakkı zarar görüyor, hukuk devleti ilkesi zedeleniyor, yerinden yönetim ve idari özerklik ağır darbe alıyor.
Değerli milletvekilleri, bu teklifin içinde öyle maddeler var ki niyetin hizmet değil kuşatma olduğu çok açık. Özellikle 17'nci maddeye dikkatinizi çekmek istiyorum. Ne diyor bu madde? "Yerel yönetimler şirket kuracaksa, kooperatife ortak olacaksa Cumhurbaşkanından izin alacak." Soruyorum size: Bu ne demektir? Bu, açık bir siyasi vesayet demektir, halkın iradesini yok saymak demektir. Seçilmiş belediye başkanlarımızın hizmet için atacağı her adımı tek bir makama bağlamak istiyorsunuz. Kooperatif gibi katılımcı modelleri bile izne bağlamak belediyelerin hizmetlerini engellemek demektir. Belediyeyi engellerseniz vatandaşı da cezalandırmış olursunuz.
Değerli milletvekilleri, teklifin geneline baktığımızda da pek çok yanlış görüyoruz. Örneğin, 6'ncı madde; kooperatif ortaklarının hakları kısıtlanıyor. İnşaat bitene kadar, anahtar teslim edilene kadar vatandaş evini devredemiyor, hissesini satamıyor. Bu, mülkiyet hakkına açık bir müdahaledir. Diğer yandan, teklifin 7, 8 ve 9'uncu maddeleriyle çevre yönetimi hizmetleri âdeta ticarileştiriliyor. Oysaki çevre yönetimi hizmeti ve çevrenin korunması anayasal bir kamu görevidir ama siz ne yapıyorsunuz? Denetimi özelleştiriyorsunuz, uzmanı yok sayıyorsunuz, çevre mühendislerinin alanına giren faaliyetleri "Herkes yapar." noktasına indiriyorsunuz, hizmetin niteliğini düşürüyorsunuz; bununla birlikte, danışmanlık firmasının hizmet verdiği ve para aldığı işletmeyi aynı zamanda ihbar etmesini bekliyorsunuz. Yani, denetim sadece kâğıt üzerinde kalacak demek oluyor bu.
Değerli milletvekilleri, 11'inci maddeyle Bakanlığa acele kamulaştırma yetkisi veriliyor, mülkiyet hakkı korumasız bırakılıyor; bu yetki, hukukta, ülke savunması gibi olağanüstü haller için istisnai bir durumdur. Soruyorum size: Sosyal konut yapmak ne zamandan beri millî savunma meselesi oldu? "Sosyal konut müjdesi" diye pazarladığınız projelerin altından vatandaşın tapulu malına el koymak çıkıyor; bu, kabul edilemez.
Değerli milletvekilleri, bir de 28'inci maddeye bakalım. Deprem bölgesindeki projelerin bütçesi Kentsel Dönüşüm Başkanlığına devrediliyor; bu kurum yakın zamanda iç borçlanma yetkisi de almıştı, şimdi de Mera Kanunu'nda yapılan değişiklikle köy yerleşik alanı dışındaki arazileri inşaat rantına açma yetkisi alıyor. Yani, ne oluyor? "Afet sonrası sosyal sorumluluk" kılıfı altında ihtiyaçtan fazla konut ve iş yeri üreten ve satış yapan bir yapıya dönüşüyor.
Değerli milletvekilleri, rakamlar ortada. Adalet ve Kalkınma Partisi iktidara geldiğinden bu yana Tapu Kanunu 12 kez, İmar Kanunu'nu 34 kez, Kooperatifler Kanunu 19 kez, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ise 100'den fazla kez değiştirilmiştir. (CHP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar) Bu ne demek biliyor musunuz? Kanunlar toplumun ihtiyaçlarına göre değil, günübirlik siyasi hesaplara göre değiştiriliyor demek.
Sonuç olarak bu teklif demokratik katılım ilkelerine aykırıdır, Anayasa’nın temel ilkeleriyle çelişmektedir. Biz "Önce yap, sonra kural gelir." anlayışına karşıyız.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Lütfen tamamlayın.
AYŞE SİBEL YANIKÖMEROĞLU (Devamla) - Hukukun üstünlüğünü ve Meclisin itibarını savunmaya devam edeceğiz.
Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar)