GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:87
Tarih:28.04.2026

CHP GRUBU ADINA ULAŞ KARASU (Sivas) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu sesi duyuyor musunuz? Bu ses size bir şey ifade ediyor mu? Bu ses, Meclise 1 kilometre ötede dokuz gündür direnen 120 maden emekçisinin çığlığıdır. Bu ses, evine ekmek götüremeyen, alın terinin karşılığını alamayan madencinin isyanıdır. Bu sesi iyi duyun! Bu ses, siz sıcak yatağınızda yatarken, lüks konutlarınızda ısınırken yerin 7 kat altında üretip çocuğuna ekmek götüremeyen babanın isyanıdır. Bu ses sadece Doruk Madencilikte hakkını alamayanların değil Divriği'de işten çıkarılan madencinin, İzmir Temel Contada beş yüz beş gündür direnen kadınların, Mersin Limanı'nda haklarını arayan liman işçilerinin, Özel İtalyan Lisesinde İtalyan meslektaşının yedide 1 maaşına mahkûm edilen Türk öğretmenlerin sesidir. Bu ses "Ben Türkiye'ye sendika yok diye yatırım yaptım, bana bunun taahhüdü verildi, ben sendikaya izin vermem." diyen Digel Tekstilde sendika için mücadele eden emekçinin sesidir. Bu ses, MESEM'lerde iş cinayetlerinde katledilen çocuklarımızın sesidir. Bu ses, 20 bin liraya hayatta kalma mücadelesi veren emeklinin sesidir. Bu ses, modern kölelik düzenine mahkûm ettiğiniz asgari ücretlinin sesidir. Bu ses, her gün biraz daha güvencesizleştirdiğiniz kamu emekçisinin sesidir. Bu sesi siz duymazsınız çünkü bu ses köyüne, doğasına, geleceğine sahip çıktığı için cezaevinde tutulan

Esra Işık'ın sesidir. Siz milyonların çığlığını duymayan; tanıdığınız imtiyazlarla, verdiğiniz maden sahalarıyla, affettiğiniz vergilerle, hibe ettiğiniz arsalarla Limakların, Cengizlerin, Yıldızların ve yarattığınız onlarca rantçı holdinglerin iktidardasınız. Âdeta ülkede sıkıyönetim var; hakkını arayanın karşısında polis var, zeytin ağacına sahip çıkanın karşısında jandarma var, esnafın karşısında maliye var. Peki, sormak istiyorum size: İşten atılan işçinin, tazminatını alamayan emekçinin, örgütlenme özgürlüğünü savunan sendikanın yanında kim var? Bu Çalışma Bakanlığı ne iş yapar? Dokuz gündür işçiler açlık grevinde, Ankara'nın göbeğinde polis gaz sıkıyor, Ankara Valiliği olağanüstü hâl ilan etmiş, bakan yardımcıları lütfedip görüşüyor, bakanlar köşe bucak kaçıyor. Bu bakanların daha önemli ne işi olabilir? Bakanlar da kendince haklı; onlar yetkiyi halktan, onayı Türkiye Büyük Millet Meclisinden almıyorlar; tek kişiye bağlılar, Recep Tayyip Erdoğan ne söylerse onu yapıyorlar. Soma'da yakınını kaybeden, vatandaşa tekme atan bir iktidardan ne bekleyebilirsiniz? 86 milyonun sizden tek beklentisi kalmıştır, bir an önce sandığı getirmeniz.

Değerli arkadaşlar, bugün 28 Nisan Dünya İş Sağlığı ve Güvenliği Günü. Öncelikle iş cinayetlerinde kaybettiğimiz tüm emekçilerimizi saygıyla anıyorum. ILO sözleşmesinde imzası bulunan ülkemiz ne yazık ki iş cinayetleri noktasında gerekli önlemleri almamaktadır. Son üç ayda 432 emekçi iş cinayetlerinde hayatını kaybetti. 2013'ten bugüne 24.860 emekçi iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi. Bu tablo bir tercih meselesi değil, AKP iktidarının kara düzeninin sonucudur. Bu kara düzene işçiler, emekliler, emekçiler son verecektir.

"Onlar ki yerin derinliklerinden geldiler...

Ağır ağır geldiler...

Sonra her gün geldiler, artarak geldiler kadınları, çocukları ve alkışlarıyla, yoğurt mayalar gibi geldiler, pişkin ekmekleri bölüp de paylaşır gibi, su gibi, ateş gibi.

Her gün yeni ağızlar eklendi ağızlarına, yeni yollarla tanıştı ayakları, her gün yeni kabuklar çatladı, yeni kulaklar işitmeye başladı söylediklerini, bir kent oldular sonunda..."

Ve bu kara düzenini değiştirdiler.

Başta 77 1 Mayısında Taksim'de katledilenler olmak üzere emek dünyasında kaybettiğimiz tüm emekçileri saygıyla anıyor, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü'nü saygıyla selamlıyorum. (CHP ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)