GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:86
Tarih:23.04.2026

YENİDEN REFAH PARTİSİ GENEL BAŞKANI MUHAMMED ALİ FATİH ERBAKAN (İstanbul) - Sayın Başkan, Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcısı, aziz milletimiz, değerli büyükelçiler; bugün bir milletin küllerinden doğuşunun, esaret zincirlerini paramparça edişinin, işgal altındaki vatan topraklarını kurtarmak üzere topyekûn harekete geçişinin yıl dönümüdür. Bu ruhu ve bu heyecanı yeniden yaşadığımız 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlu olsun, Türkiye Büyük Millet Meclisimizin 106'ncı kuruluş yıl dönümü hayırlı olsun.

Değerli milletvekilleri, çatısı altında olmanın onurunu yaşadığımız Türkiye Büyük Millet Meclisi alelade bir Meclis değildir. Bu Meclis işgale karşı savaş kararı alan, sevk ve idare ettiği savaşları kazanarak "Gazi" unvanına kavuşan bir Meclistir. Bu çatı, İstiklal Harbi'ni bizzat cepheden yöneten, açılışındaki dua ve niyazlara cepheden gelen barut kokularının karıştığı, Polatlı'ya kadar gelen düşman toplarının seslerine karşı duvarları arasında İstiklal Marşı'mızın mısralarının yankılandığı kutlu bir çatıdır. 23 Nisan 1920 sabahında atılan o ilk adımı hatırlıyor ve hatırlatıyoruz. Günlerden cuma, Anadolu'dan ve İstanbul'dan zor şartlar altında Ankara'ya gelen Meclis-i Mebusanın seçilmiş vekilleri Hacı Bayram Veli Camisi'nde toplanıyordur. Önce hep birlikte cuma namazı kılınıyor, arkasından o meşhur fotoğraftaki müftülerin ve imamların Kur'an tilavetine ve dualarına "âmin" diyen binlerce Ankaralının tekbir nidalarıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi açılıyor. O gün tekbir ve dualarla, iman, azim ve aşkla bu Meclisi açan ruh sadece siyasi bir hareket değil bir iman abidesi ve adanmışlığın, inanmışlığın kalesiydi. Bu Meclisin temelleri atılırken Anadolu'nun dört bir yanından yükselen o aziz direnişin ruhu burada, Ankara'daydı. Kurtuluş Savaşı'mızı sadece askerî başarılar değil Anadolu ve Trakya'yı kasaba kasaba, köy köy teşkilatlandıran inançlı kadrolar, şehadete susamış her yaştan insanlar, evlatlarını orduya veren, kağnılarını cepheye süren kahraman kadınlar zafere taşımıştır. Bir kez daha, bin kez daha o ruhun kahramanlarını rahmetle anıyorum, hayırla yad ediyorum. Merhum Mehmet Akif Ersoy'un "Ey şehit oğlu şehit, isteme benden makber/Sana aguşunu açmış duruyor Peygamber." mısralarıyla onları selamlıyorum.

Aziz milletimiz, işte, bu şanlı Meclis kuruluşunun nişanesi olarak bu bayramı çocuklara armağan etmişti ancak bugün bu kürsüden kendimize ve tüm idarecilere sormak durumundayız: Biz bu emaneti layıkıyla koruyabiliyor muyuz; yeni nesillerimize, çocuklarımıza, evlatlarımıza sahip çıkabiliyor muyuz? Bugün ne yazık ki okullarımızda şahit olduğumuz şiddet sahneleri, Kahramanmaraş'tan, Şanlıurfa'dan gelen acı haberler sıradan birer asayiş vakası değildir. Biz yavrularımıza bayram hediye eden bir Meclisin mirasçısıyken bugün evlatlarımızı dijital dünyanın zehrine, çetelerin pençesine, şeytani düzenin o sinsi şiddet sarmalına nasıl oluyor da kurban veriyoruz? Mesele, okul kapılarına polis görevlendirmek, dedektör koymak değildir; mesele, gençlerimizin kalbine ahlak ve maneviyat nöbetçisini koyabilmektir. Eğer biz evlatlarımızın kalbini önce ahlak ve maneviyat düsturuyla doldurmazsak o boşluğu yabancı kültürlerin, materyalist zihniyetlerin karanlığı doldurur. Bu nedenle, diyorum ki gerçek bayram, evlatlarımızın manevi vatan şuuruyla yetiştiği, vatanıyla birlikte aklını, kalbini ve vicdanını da koruma şuuruna eriştiği gün yaşanacak.

Bu duygularla, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere bu Meclisi dualarla açan aziz milletimizin evlatlarını, âlimlerimizi, hocalarımızı ve Birinci Büyük Millet Meclisinin açılışına katılarak Millî Mücadele'ye destek veren ilk mebuslarımızı rahmetle yâd ediyorum.

Gazi Meclisimizi ve aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum. (CHP, İYİ Parti ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)