| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 86 |
| Tarih: | 23.04.2026 |
YENİ YOL PARTİSİ MECLİS GRUBU BAŞKANI MEHMET EMİN EKMEN (Mersin) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcısı, değerli büyükelçiler; millî iradenin hayat bulduğu Gazi Meclisimizin kuruluşunun 106'ncı yıl dönümünde yüce Meclisimizi ve konuklarımızı saygıyla selamlıyorum.
Bu anlamlı günü okullarımızda yaşanan elim saldırılarının gölgesinde derin bir üzüntü ve ağır bir vicdani yükle idrak ediyoruz. Bu vesileyle, Kahramanmaraş'ta hayatını kaybeden öğretmenimiz Ayla Kara; çocuklarımız Furkan Sancak Balal, Bayram Nabi Şişik, Belinay Nur Boyraz, Zeynep Kılıç, Şuranur Sevgi Kazıcı, Kerem Erdem Güngör, Adnan Göktürk Yeşil, Yusuf Tarık Gül, Kağan Güngör ve Yılmaz Efe Konar'a Allah'tan rahmet, Kahramanmaraş ve Siverek'teki yaralılarımıza acil şifalar diliyorum.
İlk Meclisi ayakta tutan temel ilke duvarında yazan "Onların işleri aralarında istişareyledir." ayetinde vücut bulmuştu. Bugün başucumuzda asılı duran "Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir." ilkesi ise kurucu meşveret ruhunun bugünkü adıdır. Unutulmamalıdır ki millî irade, hukukun üstünlüğü, denetim ve dengenin esas olduğu, kuvvetler ayrılığı ilkeleri, etkili sivil toplum kültürüyle bir bütündür. Bu ilkeler birbirinin tamamlayıcısıdır ve demokrasinin güvencesidir. Çocuk bayramında çocuklarımızın durumu nedir) TÜİK ve UNICEF verilerine göre her 3 çocuktan 1'i şiddetli maddi yoksunluk çeken hanelerde yaşıyor ve bu çocukların yüzde 60'ından fazlası düzenli olarak et, tavuk veya balık tüketemiyor. Araştırmalar kurşun, pestisit ve benzeri maddelerin yetersiz beslenmede bünyeye daha fazla zarar verdiğini gösteriyor. Bu çocuklar sadece gıdaya değil temiz suya, ısınmaya ve hijyen maddelerine dahi erişmekte zorlanıyor, aç karnına okula giden çocuklarımızın odaklanma süresi kısalıyor, bilişsel gelişimi yavaşlıyor; bu durum, eğitimdeki fırsat eşitsizliğini kalıcı hâle getiriyor. Yoksul çocuklarımız psikolojik olarak içe kapanıyor ve kendini dışlanmış hissediyor. Sadece geçen yıl 600 binden fazla çocuk eğitim sisteminden koptu, en belirgin gerekçe yoksulluk. Raporlar çocuk işçi sayısının 1 milyonu aştığını öngörüyor. 2025 yılında en az 94 çocuk işçi hayatını kaybetti; bu, şimdiye kadar kaydedilen en yüksek yıllık sayıdır. Bu ülkenin çocukları fırsat eşitliğinden yoksunsa, gençlerimiz mutsuz ve umutsuzsa, eğitimlerinin ve emeklerinin karşılığını alamıyor, açlık sınırının altında kalan maaşlarla yetinmek zorunda kalıyorsa, aileler evlatlarının geleceğine güvenle bakamıyorsa, vatandaş dertlerinin Meclis eliyle çözülebileceğine dair inancını yitiriyorsa şapkayı önümüze koyup düşünmenin vaktidir. Gençlerimiz bir yolunu bulup ülkeyi terk etmektedir; bu durum, ülkenin özgürlük ve adalet iklimindeki daralma, geleceğe dair umut ve güvendeki aşınmanın somut göstergesidir. Beyin göçüyle kaybettiğimiz nitelikli iş gücü gibi sermaye de ülkeyi terk etmektedir. Son bir yıl içinde 20 milyar doları bulan sermaye çıkışı tıpkı beyin göçü gibi güvensizlik hâlinin bir yansımasıdır. Sokağın da piyasanın da sürekli hatırlattığı tek bir gerçek vardır: Güvenin tesis edilmediği bir sistemde kimse bırakınız yarına, bugüne dahi yatırım yapmaz. Güçler ayrılığının ve güçler arasındaki dengenin neredeyse yok olması, adalet mekanizmaları ve devlet kurumlarındaki kapasite kaybı, sisteme güven duygusunun yitirilmesine sebep olmuştur. Güven hissinin zayıflamasının sonuçları aile üzerinde de görülmektedir. Aile, umudun ve yarına dair duyulan güvenin yeşerdiği yerdir. Gençler yeni bir hayatı filizlendirme konusunda tereddüt yaşıyorsa bunun temelinde yarının ne getireceğine dair duyulan o derin belirsizlik ve güvensizlik vardır. Gündüz kuşağı programları ve iktidar kontrolündeki dizi sektörünün yıkıcı etkisi ise bu konuşmaya sığmayacak kadar derinlik ve uzunlukta bir mevzudur. Hukuk ve adalet sorunları, ekonomik refahın azalması, özgürlük ve mutluluk hissinin kaybıyla birlikte güven duygusu da hızla aşınmaktadır. Ne acıdır ki bu yıl yapılan bir araştırma Türkiye'de insanların yüzde 84'ünün bir başkasını güvenilmez bulduğunu tespit etmiştir. Güvensizlik iklimini gösteren bu tablo toplum ve ruh sağlığı bakımından da derin bir kırılmaya işaret etmektedir. Vatandaşlarımızı ülkesine, insanına ve devlet kurumlarına güvenilir hâle getirmek zorundayız. Nüfusumuzdaki çocuk oranının ve doğurganlık eğiliminin belirgin bir şekilde azalışı sadece küresel eğilimlerle açıklanamaz. Evlenme ve doğurganlık istatistiklerinin 2018 sonrası trajik kırılımı tesadüfle açıklanamaz. Gençler evlenemiyor, evlenenler çocuk sahibi olmaya korkuyor. Bu durum ülke yönetimi ve topluma sinen ruh hâlinden bağımsız değildir. Ülkemizi sarsan bir başka tehdit de bağımlılıklardır. Geleceksizlik duygusunun yaygınlaştığı, dijitale bağımlı, sosyal yaşamdan kopan ve şiddeti meşrulaştırma eğilimi taşıyan bir gençlik artık gözümüzü kapatamayacağımız bir gerçekliktir. Teknolojik bağımlılık nedeniyle hastanelerde tedavi gören evlatlarımız dahi vardır. Yeşilayın tespitlerine göre kumar ve bahis belası ilk defa madde bağımlılığının önüne geçmiştir. Kumar ve bahis bireysel bir zaaf ve asayiş meselesi olmaktan çıkmıştır. Karşımızda yuvaları yıkan, alın terini tüketen, gençleri borçla, aileleri çaresizlikle baş başa bırakan çok yönlü bir yıkım tablosu vardır. Bu karanlık düzenin ve bu çıkmaz yolun sonu da ne acıdır ki intiharlardır. Sayın Cumhurbaşkanının elinde topladığı yetkiler ve etki alanı, başta kumar ve bahis olmak üzere aileyi tahrip eden gündüz kuşağı programlarını ve dizi sektörünün sorunlu yönlerini bir gecede yerle yeksan edebilecek kudrettedir; bu yetki ve kudrete rağmen bu adımların neden atılmadığı izaha muhtaçtır. TÜİK dâhil olmak üzere birçok araştırma göstermektedir ki toplum, aileler, gençler ve çocuklar huzursuz, güvensiz, mutsuz, umutsuz ve depresiftir. Toplumsal çözülmenin, aileyi sarsan ve gençliği kuşatan tehditlerin görünmediği devlet kudreti siyasi alanı tanzim, kayyım ve soruşturma mühendisliği olarak devrededir. Demokratik düzene inancın zayıfladığı, yargı gücünün siyaseti dizayn aracı olarak kullanıldığı bir ülkede ne millî egemenlikten ne de demokrasiden bahsedilebilir. Demokratik siyasi süreçlere inancın zayıflatılması ise bu ülkeye yapılacak en büyük kötülüktür.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; gündemlerimizden biri de 1 Ekim 2024 sürecidir. Silahların ebediyen susmasına yönelik atılan bu adımı amasız, fakatsız ve açıkça destekledik. Hepimiz çok iyi biliyoruz ki gerçek barış siyaset kurumunun güçlendiği, eşit vatandaşlık ilkesinin kök saldığı, cumhuriyetin demokrasiyle taçlandığı, devletin ahlaklı ve ehil kadrolarca yönetildiği, şeffaf ve öngörülebilir bir hukuk zemininde hayat bulur. Süreçte yaşanan tıkanıklığın en somut nedeni hukuki altyapının eksikliğidir. İktidarın artık bir yönetim tarzına dönüştürdüğü "Adımlar atılsın, hukuk arkadan gelsin." anlayışı güveni azaltmakta, belirsizliği ve şüpheyi beslemektedir. Milletimizin sürece olan desteği devam etse de inancı azalmaktadır. "Hayırlı işlerde acele ediniz." ilahî düsturunu da hatırlatarak ilgili yasanın Meclise geciktirilmeden sevkini dikkatlerinize sunmak gerekmektedir. Belirsizlik sürecin başarısını tehdit etmektedir. Yasayı şartlara bağlamak anlamsızdır. Yapılan ve yapılacak yasal düzenlemeler devleti terörle mücadele, egemenlik ve yargılama hakkından alıkoymayacaktır, bu yasanın çıkmasının devlet aleyhine doğuracağı hiçbir sonuç yoktur. 1984'ten bugüne kadar bu amaçla doğrudan ya da dolaylı olarak toplam 11 kez yasal düzenleme yapılmıştır, birinin daha yapılacak olmasının yaratacağı bir zafiyet veya tehdit söz konusu değildir. Komisyon tarafından hazırlanan rapor değerlidir, ne var ki bu metin, meselenin temel sütunları olan tam demokrasiyi ve evrensel hukuku cesaretle sahiplenememiş, bu hususlar zayıf ve temenni seviyesinde kalmıştır.
Eli silahlı bir örgüt tasfiye ediliyorken haklarında soruşturma açılmamış, takipsizlik kararı almış, kesinleşmiş beraat kararı almış KHK'liler başta olmak üzere askerî öğrenciler, kursiyer teğmenler veyahut da emir komuta zinciri altında sevk ve idare edilen ancak darbe suçlarından herhangi birini işlememiş mahkûmlar hakkındaki hükümlerin Türk yargı makamlarınca daha serinkanlı ve hukuka uygun bir şekilde yeniden değerlendirilmesinin zamanı gelmiştir.
Değerli milletvekilleri, ülkemiz ateş çemberinin ortasında son derece kritik bir eşikten geçmektedir. Filistin'de ateşkese rağmen süren saldırılar, İran'a ve Lübnan'a yönelik saldırılar ve uluslararası toplumun bu durum karşısındaki sessizliği gücün değil, adaletin merkezde olduğu yeni bir düzene duyulan ihtiyacı açıkça göstermektedir. Gazze soykırımındaki suç ortaklığını İsrail Parlamentosuna övünçle anlatan, gücüne güvenerek İran'a saldıran ülke temsilcisinin güç vurgulu bir konuşmayı bize ait platformda yapmış olması bir küstahlık ise bu konuşmanın cevapsız kalması da büyük bir utançtır.
Bu ateş çemberinde savunma sanayimizin kazandığı millî kabiliyetleri ve ihracat başarılarını oldukça kıymetli buluyoruz. SİHA'larımızla, uydularımızla, gemilerimizle gurur duyuyoruz; savunma sanayi kapasitemizin hava savunma ve saldırı kabiliyetinin de hızla artmasını umuyoruz.
Millî egemenliği temsil eden Meclisimizin bir sorunu da Genel Kurulun etkin bir şekilde çalıştırılamamasıdır. Anayasaya göre milletvekilleri tarafından hazırlanması gereken kanun teklifleri Külliye ve bakanlık yetkililerince hazırlanmakta, ilk imzacı milletvekilleri dahi yer yer kanunu savunmakta yetersiz kalabilmektedir. Torba kanun düzenlemeleri esas uygulama hâline gelmiş, ihtisas komisyonları devre dışı bırakılmıştır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Ekmen, tamamlayın lütfen.
YENİ YOL PARTİSİ MECLİS GRUBU BAŞKANI MEHMET EMİN EKMEN (Devamla) - Kanun tekliflerinin hazırlık, komisyon ve Genel Kurul aşamalarında muhalefetin katkısına açılması, yapılacak tenkit ve önerilerin dikkate alınması şüphesiz yasama kalitesini artıracaktır. Büyük bir ısrarla gündemde tutulan bir kanun teklifinin veya maddelerin son anda geri çekilmesi gibi mevzular, yeterli istişare olmadan alelacele yürütülen süreçlerin bir sonucudur. Bu nedenledir ki dikkatinizi çekerim, cumhuriyet tarihinde ilk kez yayımlanan bir kanunun yürürlüğü ilgili kabine üyesi tarafından ertelenmiştir ve aslında, gerçek anlamda bir anayasal ihlal gerçekleşmiştir.
Önemli bir mevzu da milletvekili sayısı 300'ü aşan ittifak partisi milletvekillerinin Genel Kurulda düzenli olarak 200 milletvekilini bulundurmayışlarıdır. Milletvekilinin yasa yapmaktan daha önemli bir işi yoktur. Milletvekillerinin Genel Kurulda bulunmayışı sadece kişisel sebep ve kabahatle açıklanamaz. Bu duyarsızlıkta milletvekilliğini yasa yapım süreçlerinde dahi devre dışı bırakan anlayışın etkisi açıktır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayınız lütfen.
Buyurun.
YENİ YOL PARTİSİ MECLİS GRUBU BAŞKANI MEHMET EMİN EKMEN (Devamla) - Sözlerime son verirken şu tarihî gerçeği bir kere daha hatırlatmak isterim: Türkiye'nin güvenliği vatandaşlarının yarına olan güveninden, devletin bekası ise adaletten geçer. Bu inançla, hukukun üstünlüğünün ve kurumsal güvenin yeniden inşa edildiği bir Türkiye hedefiyle Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (YENİ YOL sıralarından alkışlar)