| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 86 |
| Tarih: | 23.04.2026 |
CUMHURİYET HALK PARTİSİ GENEL BAŞKANI VE MECLİS GRUBU BAŞKANI ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Sayın Başkan, Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcısı, Sayın Genel Başkanlar, Sayın Grup Başkanları, yüksek yargının değerli başkanları, Meclisimizin önceki dönem başkanları, değerli büyükelçiler, değerli büyükelçi vekilleri, değerli konuklar, ekranları başında bizleri izleyen kıymetli vatandaşlarımız; hepinizi Türkiye Cumhuriyeti'ni kuran, ülkemizi demokrasi ile çok partili siyasi hayatla buluşturan, yüz üç yıllık tarihiyle dünyanın en köklü partilerinden olan, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün kurduğu Cumhuriyet Halk Partisinin Genel Başkanı olarak en derin saygı ve sevgilerimle selamlıyorum. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'mız kutlu olsun. (CHP sıralarından alkışlar)
Tam yüz altı yıl önce çatısı altında bulunduğumuz Gazi Meclisimiz bağımsızlığa yürekten inanmış 115 temsilcinin katılımıyla açıldı. Bu millet 23 Nisan 1920 sabahına kolay uyanmadı, cumhuriyetin ilanına giden yoldaki engeller de kolay aşılmadı. Milletimiz, özgürlüğünü ve bağımsızlığını kazandığı bu yürüyüşte çok ağır bedeller ödedi ama sonunda milletin istikbalini yine milletin azim ve kararı belirledi. Buradan bir kez daha Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere millî mücadele kahramanlarımızı minnet ve rahmetle anıyorum.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün iki büyük onuru bir arada yaşıyoruz. İlk olarak Türkiye Cumhuriyeti topraklarında egemenliğin tek adamlara, padişahlara, sultanlara değil sadece millete ait olduğunun temin ve tescil edildiği Ulusal Egemenlik Bayramı'mızı, Gazi Meclisimizin 106'ncı doğum gününü kutluyoruz. İkinci olarak ise bu özel günün tüm dünya çocuklarına armağan edilmesinin kıvancını hep birlikte yaşıyoruz. Ancak ne acıdır ki iki bayramın adandığı ulusal egemenliğimiz de çocuklarımız da ağır saldırı altındadır, ikisi de güvende değildir. Bugün ülkemizde çocuklarımızın 8,5 milyonu yoksulluk çekiyor. OECD ülkeleri arasında çocuk yoksulluğunda Kosta Rika'dan sonra 2'nci sıradayız. Türkiye'de artık, yoksulluk, ailelerden evlatlara miras kalıyor. Yoksul ailelerin çocukları hayata, kapatamayacakları kadar büyük bir farkla geriden başlıyorlar. Kaliteli ve güvenli eğitime ulaşmak sınıfsal bir meseleye dönüşmüş durumda. Eğer bir belediye, ücretsiz ya da uygun fiyatlı kreş imkânı sunmuyorsa o yoksul çocuğun erken yaşta gelişimi başlamıyor, varsa tespit edilmesi gereken eksikliklerinin de farkına varılamıyor. Eğer bir belediye, o yoksul çocuğa beslenme desteği, ücretsiz içme suyu vermediyse bunlardan da mahrum kalıyor. Bir yanda özel servislerle okula giden, diyetisyen onaylı menülerle beslenen çocuklar var, diğer yanda sosyal yardım alamıyorsa beslenme çantası yerine okula umutsuzluğu ve açlığı taşıyan evlatlar var. Biri özel okulda zil çaldığında yemeğe koşuyor, diğeri kantinden aldığı yarım tostu veresiye yazdırıyor. Biri cam şişedeki temiz suyunu kana kana içerken diğeri tuvalet musluğuna ağzını dayamak zorunda kalıyor. Biri kapısında güvenliklerin beklediği okullarda okurken diğeri eli silahlı bir saldırganın hedefi olmaktan korkuyor. Yoksul çocukların okullarının önünde çeteler, torbacılar kol geziyor. O çeteler, o mutsuz çocuklara kimlik kazandırma vaadiyle kendilerine eleman devşiriyor. Her yıl ortalama 180 bin çocuk suça bulaşıyor. Hatta, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'ta en acı hâliyle tecrübe ettiğimiz gibi çocuklar cinayetler işliyor. Gelirde adaletsizlik, vergide adaletsizlik, mahkemelerde adaletsizlik ve sosyal hayatta adaletsizlik toplumsal çöküşe neden oluyor. Evlatlarımız okulda olmasalar bu kez iş cinayetlerinde ölüyorlar, MESEM'lerde, güvensiz koşullarda ucuz iş gücü hâline getiriliyorlar. Son on üç yılda iş cinayetlerinde ölen çocuk sayısı 852'ye ulaştı, bu ülkede birileri güvende, birileri güvende değil. Yirmi dört yıldır tek partiyle yönetilen ülkemizde maalesef çocuklar güvende değil çünkü bu kara düzenin çarkları çocukları değil makamları güvende tutmak için dönüyor. İşte, biz bu çark, artık milletin lehine, yoksulların lehine, çocukların lehine dönsün diye siyaset yapıyoruz, bunun için mücadele ediyoruz. (CHP sıralarından alkışlar)
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ilk bayramımız Ulusal Egemenlik Bayramı. Bakın, elimde 1921 yılından Meclis tutanakları var. O esnada Teşkilat-ı Esasiye Kanunu görüşülüyor, görüşmelerde nahiye müdürüne yani bir bucağın yerel siyasi amirine yirmi dört saat ile bir hafta arasında tutuklama yetkisi verilmek isteniyor. Bolu Mebusu Tunalı Hilmi Bey buna şiddetle itiraz ediyor, diyor ki: "Eğer tutuklama yetkisi bağımsız ve tarafsız birisine değil de nahiye müdürüne verilirse siyasi rakiplerini tutuklar." Tunalı Hilmi Bey "Örneğin benim gibi birisinin bir hafta değil bir saatlik hapsi bile benim haysiyetimi kesmek için yeterli olur. Yalancı şahitler yaratırlar ve beni içeri atarlar." diyor. Yani mesele şudur: Bir vatandaşı ya da bir siyasetçiyi gözaltına alıp tutuklama yetkisi başka bir siyasetçinin eline bırakılamaz. Tunalı Hilmi Bey'in bu kürsüde anlattıkları yüz beş yıl sonra 19 Mart darbesiyle bu ülkenin gerçeği hâline gelmiştir. Öncesinde hâkim olan, verdiği tüm kararlar Anayasa Mahkemesinden dönmesine rağmen Bakan Yardımcısı yapılarak siyasete sokulan biri Anayasa'ya aykırı olarak bu kez başsavcı olarak atanıyor ve partisine rakip olanları hapse attırıyor. Görevi tamamlanınca da yine muvafakat alıp, ödül alıp, aferin alıp, bu kez Adalet ve Kalkınma Partisinden Adalet Bakanı oluyor. Bir gün önce savcı, bir gün sonra Bakan olan kişi, ilk açıklamasını il başkanları toplantısında yapıyor ve "Bundan önce olduğu gibi, bundan sonra da partimizin başarısı için çalışmaya devam edeceğim." diyebiliyor. Tunalı Hilmi Bey'in tarif ettiği gibi, gizli tanıklarla, yalancı şahitlerle Cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğlu ve onlarca seçilmiş belediye başkanımız, siyaset arkadaşımız ve bürokratımız bir yıldan fazladır hapiste yatıyor. Bu darbe ortadayken, darbeyi yapanların hukuksuzlukları ve haksız zenginleşmeleri kanıtlanmışken şimdi, burada, hangi hukuktan, hangi demokrasiden bahsedeceğiz? Terörsüz ve demokratik Türkiye sürecindeyiz, partimize yönelik tüm saldırılara rağmen hatta kapatma davası açılması talebine rağmen, Orta Doğu'daki tehditleri görerek, Türklerin ve Kürtlerin kardeşliğinin önemini bilerek bu milletin barışı ve bekası için bu süreci savunuyoruz ve daha fazla zaman kaybetmeden başarıya ulaşmasını bekliyoruz ama bu Meclis komisyon raporuna kayyımların son bulmasını yazdığı hâlde, buna rağmen, hâlâ 13 seçilmiş başkanın yerinde kayyumlar oturabilmektedir. Bu Meclis komisyon raporuna "Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına uyulmalıdır." yazdığı hâlde hâlen daha bu kararlara uyulmamakta, Can Atalay'ı Hatay halkı seçtiği hâlde Meclise gelememektedir. Sayın Bahçeli o gün Meclis Başkanı sıfatıyla ismini okuttu ve yemin etmeye çağırdı ama bir yerel mahkeme Anayasa Mahkemesini de Meclisi de yok sayıp Can Atalay'ı hapisten çıkarmadı. Biz şimdi bu şartlarda milletin hangi egemenliğini konuşacağız? İstanbul İl Başkanlığımızı 5 bin polis bastı, milletvekillerimiz darbedildi, Bursa'da, Ankara'da kadın milletvekillerimizin gözüne bir karış mesafeden gaz sıkıldı. Şimdi burada milletvekillerinin, Meclisin hangi itibarını konuşacağız? (CHP sıralarından alkışlar) Bugün, Türkiye Cumhuriyeti'ni kuran Cumhuriyet Halk Partisine kapatma davasından butlana kadar dedikodular yapılıyor. Bu partinin evini yakmaya çalışanlar başarılı olursa bu Meclisin, bu demokrasinin kül olmasına nasıl engel olacağız? (CHP sıralarından alkışlar) Demokrasiye kasteden vesayetçiler her gün saldırıyor, bu millet her sabah bir operasyona uyanıyor.
Değerli arkadaşlar, bizi iyi tanıyın; biz boynumuzu veririz ama boyun eğmeyiz. (CHP sıralarından alkışlar) Biz devleti kuran partiyiz, bir avuç darbeciye teslim olmayız. Size saldırdıklarında da darbecilerin karşısındaydık, bize saldırdıklarında da darbecilerin karşısındayız. (CHP sıralarından alkışlar) Çünkü biz sussak evlatlarımız susmayacak, biz unutsak tarih unutmayacak, tarih affetmeyecek ama şunu da bilin: Türkiye'de çok kirli ve riskli bir yol açılmıştır. Yarın günü gelir, bir gözü dönmüş savcı, bir gizli tanık bulan, her istediğine her iftirayı atabilir. Yarın günü gelir, bir asliye hukuk hâkimini şeytana uyduran her siyasi partinin il başkanlığını ele geçirebilir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın lütfen.
CUMHURİYET HALK PARTİSİ GENEL BAŞKANI VE MECLİS GRUBU BAŞKANI ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) - Yarın günü gelir, bölge adliye mahkemesine bastıran bir siyasi partinin seçilmişlerini görevinden edebilir. Ateşle oynuyorlar değerli arkadaşlar, ateşle oynayan elini yakar, ateşle oynayan evini yakar, yargıyla oynayan memleketin geleceğini yakar. (CHP sıralarından alkışlar) İşte bu yüzden biz 19 Mart 2025 tarihinden beri bir mevzu olarak partimizi değil, bir cephe olarak demokrasiyi savunuyoruz. Kimseden de partimizi savunmasını beklemiyoruz. Hepinizden temsil ettiğiniz milletin iradesini savunmasını bekliyoruz. Birileri siyaseti topyekûn tasfiye etmek istiyor. Biz ayrı partileriz, ekonomide, ulaştırmada, sağlık hizmetlerinde rekabet edebiliriz ama adalet ve demokrasinin yokluğunda rekabet edemeyiz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayın Sayın Genel Başkan, buyurun.
CUMHURİYET HALK PARTİSİ GENEL BAŞKANI VE MECLİS GRUBU BAŞKANI ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) - Bitiriyorum.
Biz sizden her birinizin eşit ve özgür yarışabileceği demokratik ortamı savunmanızı bekliyoruz. Unutmayın, bu milletten isteyin, canını verir, evladını verir ama Atatürk'ün emaneti sandığı kimseye vermez. (CHP sıralarından alkışlar) Bu millet vesayetçinin postal giyenine de kravat takanına da cübbelisine de geçit vermedi, vermeyecek. Bu millet huzurunu bozanları, ekmeğini küçültenleri asla affetmeyecek.
Milletimiz sözünü söylemek için artık bir sandık beklemektedir. Bugün Can Atalay'ın hakkı teslim edilmezse 8 milletvekilliği boştur. Anayasa'nın 78'inci maddesinin emrettiği ara seçimin zamanı gelmiştir. Boşalan milletvekillikleri için sandık kurulması anayasal zorunluluktur.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
CUMHURİYET HALK PARTİSİ GENEL BAŞKANI VE MECLİS GRUBU BAŞKANI ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) - Bitti Başkanım.
BAŞKAN - Tamamlayın lütfen, buyurun.
CUMHURİYET HALK PARTİSİ GENEL BAŞKANI VE MECLİS GRUBU BAŞKANI ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) - Üstelik bu yerlerin tamamında son seçimlerde Adalet ve Kalkınma Partisi 1'inci partidir. Üç yıl önce 1'inci çıktığı seçim bölgelerinde seçimden kaçan, yenilgiyi baştan kabul eden bir iktidarın meşruiyeti sorgulanır ve milletin vermediği meşruiyet o çok güvenilen Amerikan Başkanı Trump'tan, onun monarşi rejimlerini öven büyükelçisinden alınmaz. (CHP sıralarından alkışlar) Meşruiyet milletten alınır. Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.
Aziz Türk milletini ve onun verdiği yetkinin kıymetini bilen tüm temsilcilerini saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından ayakta alkışlar; İYİ Parti ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)