GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:85
Tarih:22.04.2026

CEYLAN AKÇA CUPOLO (Diyarbakır) - Değerli Genel Kurul, toplamı altı dakikayı bulacak bu konuşmada Türkiye'deki sosyal hizmet anlayışının bir güvenlik anlayışından ziyade, en kırılganları bir balık ağında toplayıp yine en kırılganların üzerinde yığdığı, kendi sorumluluğunu yine bireylerin üzerine itelediği bir sistem olduğunu anlatmaya çalışacağım.

Avrupa'daki en iyi sosyal hizmet, sosyal devlet örneklerini araştırırken şöyle bir kategori gördüm: Sosyal hizmetle ilgili bir düzenleme var mı, yok mu? Yasamada nasıl ya da yasal sistemde nasıl tanımlanıyor? Kriterinde yasal mevzuat yok ancak "Onurlu bir yaşam standardına erişim hakkı yasada tanımlanmış." diye bir ifade var. Şimdi, Türkiye'de buna en çok yaklaşan şey Anayasa 17'nci madde, orada da diyor ki: "Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir." "Devlet bunları korumakla veya bu kaliteyi sağlamakla mükelleftir, bunu yapmak zorundadır." demiyor yani yine Anayasa bile bireylere iteliyor.

Zaten bir hakka erişim Türkiye'de genel olarak her zaman insanlık onurunu yok sayan bir şekilde oluyor. Bugün madencilerin eyleminde sendikal hakları için, emeği için aslında onurlu bir şekilde protesto hakkı tanınmıyor. Kızının kemiklerini arayan bir aileye onurlu bir adalet arayışı tanınmıyor yani onursuzluk sisteminin dayatıldığı bu yerde bir mülkiyet algısı var. Nasıl bir mülkiyet algısı var? Yirmi dört yıl iktidarda kaldıktan sonra bir noktadan sonra hem yurttaşa hem devlete hem de kurumlara "Hepsi bana aittir." diye bakma anlayışı var ve bu bir yanılgıdır. Bu yanılgıyla hareketle zaten insanlara verilen her şey bir sadaka, bir nimet gibi gösteriliyor. Yoksa, engelli maaşının yani sosyal bir devletin bakma yükümlülüğü olan engellinin bakımının bir kadının üzerine itelenmesi ve bunun maaşının 13 bin TL olması nimet ve sadaka kültürünün bir ürünü olarak görülmezse ne olarak görülebilir?

Yine, bir başka şey, gelen her teklifte, iklim olsun, öğretmenlik olsun veya yaşamı, insanların yaşamını genel olarak düzeltme iddiası taşıyan her kanunun altında bir mayın var. Bu kanunun altındaki mayın da dijital bir yasaklama, kontrol, sansür ve hiçleştirilen, iyice görünmezleştirilen kadın emeği var. Akıl her zaman için neredeyse her teklifte tıpkı köprülerde de gördüğümüz gibi...

(Uğultular)

GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Kars) - Başkanım, çok gürültü var, vallahi duyamıyoruz.

CEYLAN AKÇA CUPOLO (Devamla) - Dinlemiyorlar çünkü sosyal hizmetten bütün halka bir şekilde mülkiyet olarak baktıklarından dinlemeye de tenezzül etmiyorlar burada.

Özelleştirme aklı var. Neyi özelleştiriyor? Kadına iteliyor, aileye iteliyor, resmî sistem içinde veya kayıtlı bir iş sistemi içinde yer bulamayana iteliyor, yoksa eğer itelemeseydi biz şu anda hâlihazırda 25 bin olan sosyal hizmet uzmanı sayısını nasıl açıklayabilirdik, 85 milyon insana 25 binlik bir sosyal hizmet uzmanı? Dün Mardin Milletvekili Beritan şöyle bir örnekten bahsetti, dedi ki: "Dünyanın en uzun çalışma saatleri, en vahşi çalışma saatleri Türkiye'de. Bu yüzden de çocuklar ebeveynsiz ekranların başında büyüyorlar. Sosyal hizmet yok, sosyal devlet yok, bu çocukların bu sistem içinde büyüyebileceği bir alan yok."

Ve yine, bu ideal devletler, ideal sosyal hizmet sistemlerini araştırırken kesintisiz şekilde, neredeyse her yıl en mutlu ülke seçilen Finlandiya'da şöyle bir kriter öne çıkıyor: O kriter de sosyal hizmet sisteminin devletin neredeyse kalbine yerleştirdiği, bütçesinin neredeyse yüzde 45'ini atadığı bir sistem olması. Pusula olarak neyi benimsiyor? Öngörülebilir, eşit, adil ve kaliteli sosyal hizmet sistemini benimsiyor. Şimdi, Finlandiya Dışişleri Bakanı sürekli Türkiye'ye geliyor, neredeyse ayda 2 kez Ankara'da, bazen Ankara'da, bazen Antalya'da ve Türkiye'deki makam sahiplerinin kendisiyle konuştuğu tek şey tank, işte tüfek, ondan sonra top, birazcık füze. Bir kez olsun acaba "Sizin sosyal hizmet sisteminiz çok uygun, dünyanın en mutlu vatandaşlarına sahipsiniz, bunu nasıl yapıyorsunuz?" diye sormak aklına geldi mi bu sıralarda oturan kişilerin? Çünkü oradaki sosyal hizmetin pusulası insanın mutluluğudur. Buradaki sosyal hizmet pusulası ise "Piyasaya en hızlı iş gücünü nasıl atarım?" pusulasıdır. Ve şimdi yarın 106'ncı yılını kutlayacağımız bu Meclisin, 106'ncı yılını tamamlayacak bu Meclisin mermerli koridorlarında gerçek bir sosyal hizmeti benimseyebilecek, bu kanunu geçirebilecek kudret bu turuncu koltuklarda var mıdır, yok mudur? Yarın bu Mecliste konuşma yapacak her bir liderin, bu kudrete değinen ve sosyal hizmeti odağına alan...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun.

CEYLAN AKÇA CUPOLO (Devamla) - ...bir devlet olmanın ilkesinin belki de cumhuriyetin ikinci yüzyılının bu yakın yıllarını yaşarken bu defa işletilebileceğini görebilir ve vatandaşını, yurttaşını önceleyen, insanı önceleyen, ona bir mülkiyet gibi bakmayan ve onun hakkı olanı ona bir nimet, bir sadaka gibi görmeyen bir devlet olma dönüşümünü tamamlayabilir diyorum.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (DEM PARTİ, CHP ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)