| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 85 |
| Tarih: | 22.04.2026 |
AŞKIN GENÇ (Kayseri) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün burada kanun teklifinin içeriğine girmeyeceğim ama bu teklifin görüşüldüğü zeminde ülkenin gerçek fotoğrafını ortaya koyan çok somut bir tabloyu da sizlerle paylaşmak isterim. Bakın, Türkiye ekonomisinin en net göstergesi artık üretim, yatırım, istihdam değil, ne yazık ki faiz yüküdür. Sadece yılın ilk iki ayında bu ülke dış borçları için 4,4 milyar dolar faiz ödedi, altını çiziyorum, anapara değil, yatırım değil, sadece faiz. Üstelik bu yükün nasıl paylaşıldığına baktığınızda tablo daha da çarpıcı hâle geliyor. Bu ödemenin 1,8 milyar doları kamu ve Merkez Bankası tarafından; 2,6 milyar doları ise bankalar ve reel sektör tarafından karşılanıyor yani bu maliyet sadece bütçede duran bir kalem değil, üretenin, yatırım yapanın, kredi kullananın maliyetidir; sonuçta, dönüp dolaşıp vatandaşın cebine yansıyan bir yük hâline gelmektedir. Bugün sanayici yatırım kararını alırken bu maliyeti düşürüyor, esnaf krediye ulaşırken bu maliyetle karşılaşıyor, çiftçi üretim yaparken bu yükün altında ne yazık ki eziliyor. Ortaya çıkan gerçek şu: Türkiye ekonomisi üretimle değil faiz ödeyerek dengede tutulmaya çalışılan bir yapıya sürüklenmiştir. Bu tablo sürdürülebilir değildir. Bu tablo büyümenin değil günü kurtarmanın tablosudur.
Değerli milletvekilleri, şimdi, bu tabloyu vatandaşın hayatıyla birlikte düşünelim. Kurban Bayramı yaklaşıyor, bu ülkede 17 milyonun üzerinde emekli bayram ikramiyesi alacak. Ne kadar alacak? 4 bin lira. 4 bin lira bugünün gerçeklerinden çok ama çok uzak bir rakamdır. Aynı dönemde Diyanet İşleri Başkanlığı 2026 yılı için vekâletle kurban kesim bedelini açıkladı; yurt içinde 18 bin lira, yurt dışında 7 bin lira. Bu iki rakamı yan yana koyduğunuzda tabloyu herkes net bir şekilde görüyor. 2018 yılında emekliye bayram ikramiyesi verilmeye başlandığında tutar bin liraydı, aynı yıl vekaletle kurban kesim bedeli 850 liraydı yani emekli aldığı ikramiyeyle kurban kesebilecek durumdaydı. Bugün gelinen noktada emekli 4 bin lira alıyor, kurban bedeli ise 18 bin liraya çıkmış durumda. Başka bir ifadeyle yıllar içinde kurban bedeli katlanarak artarken emeklinin bayram ikramiyesi aynı hızla artmamış, aralarındaki mesafe her geçen yıl daha fazla açılmıştır. Emekli artık bayram ikramiyesiyle kurban kesmeyi bırakın 4 kilo kıymayı zor alıyor. Bugün emekli bayramı bayram gibi yaşayabilmek için değil, "Nasıl idare ederim?" diye düşünerek karşılamaktadır.
Değerli arkadaşlar, bir başka çarpıcı tabloyu da paylaşmak isterim. Diyanet İşleri Başkanlığı 2026'nın sadece ilk üç ayında 46 milyar 436 milyon lira harcadı. Emekliye bir bayramda verilen ikramiye 4 bin lira. Diyanetin sadece bir dakikalık harcaması yaklaşık 90 emeklinin bayram ikramiyesine denk gelmektedir. Tabloyu sadece bir sayı olarak görmeyin, bu, kamunun harcama önceliklerinin nasıl şekillendiğinin açık bir göstergesidir. Sonra da çıkıp emekliye 4 bin lirayı reva görüyorlar. Ortaya çıkan mesele çok açık. Sorun para yokluğu değil, paranın nereye harcandığıdır.
Değerli milletvekilleri, bir tarafta milyarlarca doları faize ödeyen bir ekonomi, diğer tarafta bayramda 4 bin liraya mahkûm edilen milyonlarca emekli var. Bir tarafta kaynakların faize yönlendirildiği bir düzen, diğer tarafta bayram sevincini bile yaşayamaz hâle getirilen insanlar var. Bir tarafta bütçenin önemli bir kısmı borç maliyetlerine giderken diğer tarafta toplumun en kırılgan kesimleri ayakta kalmaya çalışıyor. Bu tabloyu ekonomi yönetimiyle açıklamak mümkün değildir. Faize milyarları bulan, emekliye geldiğinde ise 4 bin lirayı reva gören bir anlayış sosyal devlet anlayışıyla bağdaşmaz. Sosyal devlet, zor zamanlarda vatandaşının yanında duran devlettir. Sosyal devlet, bayramda insanına bayramı yaşatabilen bir devlettir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, devam edin.
AŞKIN GENÇ (Devamla) - "Bayram" dediğimiz şey sadece takvimde yazan bir gün değildir; paylaşmaktır, dayanışmadır, insanca yaşamaktır. Bugün milyonlarca emekli için bayram ne yazık ki bayramı ifade etmemektedir. Türkiye'nin ihtiyacı olan şey, faize giden kaynakları azaltan, üretimi destekleyen ve en önemlisi, vatandaşına adil davranan bir ekonomik anlayıştır. Bu anlayış olmadığı sürece ne emekli rahat eder ne üretici nefes alır ne de toplum huzur bulur. Aksi hâlde, bu tabloyu konuşmaya devam ederiz ama sadece konuşmakla kalır, değiştiremeyiz diyorum.
Bu vesileyle, yarın kutlayacağımız 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'nı ve yüce Meclisimizin açılışının 106'ncı yılını kutluyorum. Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarını saygıyla yâd ediyorum, rahmetler diliyorum.
Saygılarımı sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)