GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:85
Tarih:22.04.2026

HAYDAR ALTINTAŞ (İzmir) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; rahmetli Cumhurbaşkanımız Süleyman Demirel tarafından Türk milletine armağan edilen "Okula, kışlaya, mektebe siyaset sokmayınız." sözü bugün geçerliliğini bir kere daha, son meydana gelen Siverek ve Kahramanmaraş olaylarıyla ortaya koymuştur. Siverek ve Kahramanmaraş'ta meydana gelen hadiseler yüreğimizi yakmıştır ancak bu hadiselerden alınacak ve çıkarılacak dersler vardır fakat biz ne yazık ki bu dersleri çıkarırken sebepleri konuşmak yerine sonuçları konuşuruz, "Neden bu hâle geldik?" diye kendi kendimize sormayız. Aile, okul ve devleti bir araya alarak düşünürsek, toplumda bozulan gelir dağılımı ailelerin önemli bir kısmını yaşam kaygısına sokmuştur. İktisadi problemlerimiz, aile yapımızı ciddi manada bozmuş, ailede huzur kalmamıştır. Okullarımız, ödenek yetersizliği nedeniyle kantin gelirleriyle ihtiyaç karşılamak zorunda bırakılmaktadır. Öğrencilerimizin gerek eğitimi.... Öğretmenlerimizin özlük hakları gerekse öğretmenin saygınlığının azalması nedeniyle nitelikli öğretmen yetiştirmek zorlaşmıştır. Pedagojik formasyon yetersizdir; mülakat ve benzeri politik tercihler öğretmenlerimizin saygınlığına zarar vermektedir. Andımızın kaldırılması, Millî Eğitim Bakanlığının yaptığı ÇEDES gibi uygulamalar eğitim sistemimizin vasıflarını yok etmiştir. Talim Terbiye Kurulu yok edilmiştir, millî değerler törpülenmiştir. Çocuk, bir milletin geleceğidir. Çocuk, Allah'ın aileye ve millete emanetidir. İyi eğitilmiş bir gençlik "Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum. İlim Çin'de de olsa gidip alıp geliniz." diyen Hazreti Peygamber öğüdünün tarifidir. Öğretmene verilecek değerin tarifi yoktur. Atatürk'ün "Cumhuriyet sizlerden fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür nesiller ister." sözü en doğru öğretmen tarihlerinden birisidir. Siyaset eliyle eğitime müdahale edelim dersek eğitimi bozarız. Eğitimde yapılan yanlışlar bedelini nesiller boyunca geleceğimizi etkiler, bugün karşı karşıya olduğumuz sorunlar tesadüfi de değildir. Plansızlık ve liyakatten uzaklaşma, kurumsal hafızanın yok sayılması, eğitim politikalarının her gelen bakana göre değiştirilmesiyle şekillenen bir alan olmaktan çıkarılmalıdır. Eğitimde istikrar sağlanmalı, öğretmenlik mesleğine yeniden itibar kazandırmalı, okullarımızın fiziki ve mali yapısı güçlendirilmelidir. En önemlisi de siyasetin gölgesinden eğitim çıkarılmalıdır. Bu sorunlara çözüm bulunmadığı zaman eğitimde meydana gelen sıkıntıları çözmek mümkün değildir. Okulları x-ray cihazları ve turnikelerle garnizona çevirmek en son akla gelmesi gereken tedbirdir. Asıl tartışılması gereken, güvenlik ihtiyacını doğuran sosyal, kültürel ve yapısal problemlerdir. Okulu garnizona çevirmek öğrenci potansiyel bir tehdit gibi konumlandırır, eğitimi güven yerine korku temelli bir düzene hapseder. Peki, ne yapılmalıdır? Öncelikle eğitim sistemi bilimsel esaslara göre yeniden yapılandırılmalı, Talim ve Terbiye Kurulu gibi kurumlar yeniden güçlendirilmeli, eğitim politikaları ideolojik ve kişisel değil kurumsal akılla yönetilmelidir. Öğretmen atamalarında mülakat uygulamalarına son verilerek liyakat esaslı bir sistem kurulmalı, öğretmenlerin ekonomik ve sosyal hakları iyileştirilmeli, meslek yeniden cazip hâle getirilmelidir. Her öğrencinin eşit imkânlara sahip olduğu bir eğitim sistemi kurulmalıdır.

Değerli milletvekilleri, eğitimi siyasi tartışmaların dışına çıkaralım. Bilinmelidir ki çürüme sirayet eder; devlet kurumları çürürse toplum da çürür. Bilim, akıl ve ortak vicdanın rehberliğinde yeniden inşa edelim çünkü güçlü Türkiye'nin yolu, güçlü bir eğitim sisteminden geçmektedir. Bu vesileyle 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'nı ve Türkiye Büyük Millet Meclisinin kuruluş yıl dönümünü kutlarken egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğunun bilinmesinin ancak iyi yetişmiş, özgür düşünen ve nitelikli eğitim almış nesillerle anlam kazanacağını bir kez daha hatırlatmak isterim. Çocuklarımıza armağan edilen bu anlamlı günün ruhuna uygun bir şekilde, onları ideolojik tartışmalardan değil bilimin, liyakatlin ve fırsat eşitliğinin hâkim olduğu bir eğitim sistemiyle buluşturmak hepimizin ortak sorumluluğudur. Bu sorumluluğu yerine getirebildiğimiz ölçüde hem Cumhuriyetimizin kurucu iradesine hem de geleceğimizin teminatı olan çocuklarımıza karşı görevimizi layıkıyla yerine getirmiş olacağız.

Bu vesileyle Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP, İYİ Parti ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)