| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 85 |
| Tarih: | 22.04.2026 |
DEM PARTİ GRUBU ADINA ÖZNUR BARTİN (Hakkari) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan bu öneri ilk bakışta mülkiyet ve planlama hukukuna ilişkin bir düzenleme alanı gibi görünse de aslında çok daha derin, yapısal bir soruna işaret etmektedir. "Hobi bahçesi" adı altında ortaya çıkan kontrolsüz parselasyon, tarım arazilerinin amacından uzaklaştırılması ve plansız yapılaşma pratikleri, kırsal alanların kamusal planlama rejiminden koparıldığı, mülkiyetin güvencesizleştiği ve yurttaşın hukuki korunma alanının zayıfladığı bir tabloyu ortaya koymaktadır. Ancak bu tartışmayı elbette ki sadece bu başlıkla sınırlı tutmak mümkün değil. Hakkâri sınır hattında yer alan köyler ve mezralar, uzun yıllardır güvenlik merkezli politikaların belirleyici olduğu bir idari çerçeve içinde yaşamaktadır. İnsan Hakları Derneği Hakkâri Şubesinin saha gözlemlerine dayanan raporları, bu bölgelerde çok boyutlu ve yapısal hak ihlallerini açık biçimde ortaya koymaktadır. Bu çerçevede, Yüksekova, Şemdinli, Derecik ve Çukurca hattında yer alan yerleşimler; Dağlıca, Ortaklar, Yeşilova, Güzelkonak, Durak, Çığlıca, Bağlar, Uzundere ve Şemdinli çevresindeki birçok köy ve mezra yalnızca coğrafi olarak değil, hukuki ve fiilî olarak da ağır kısıtlamalar altındadır. Bu bölgelerde uygulanan giriş-çıkış, kontrol mekanizmaları, x-ray cihazları, izin rejimleri bir güvenlik uygulaması olmaktan artık çıkmıştır. Bu, gündelik yaşamı dahi belirleyen idari, güvenlikçi bir politikaya dönüşmüştür. Yurttaşın kendi köyüne girişi, üretim alanına erişimi hatta temel hareketliliği dahi izne bağlanmış hâle getirilmiştir.
Ekonomik boyutta ise tablo daha da ağırdır. Yurttaş, köylü tarım ve hayvancılık faaliyetlerini yapamıyor. Neden? Çünkü yayla ve mera kullanımları hâlâ kısıtlı. Sınır ticaretlerine yönelik engellemeler ise katmerlenerek devam ediyor ama çözüm olarak neyi görüyorlar? Günlük veya saatlik izinlerle bunu geçiştirmeye çalışıyorlar. Özellikle Üçkardeş, Nerik ve çevre mezralara değinmek istiyorum: Biliyorsunuz ki bu ülkede 1980'lerin sonlarında onlarca köy yakılarak, yıkılarak boşaltıldı; yurttaşlar insanlık dışı, hukuk dışı birçok muameleye maruz kaldılar. Şimdi, yurttaşlar kendi köylerine dönmek istiyor, topraklarında yaşamak istiyorlar ama bu dönüşleri dahi izin mekanizmasına bağlanmış.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, devam edin.
ÖZNUR BARTİN (Devamla) - Köylerde kalış süreleri geçici izinlerle sınırlandırılmış, yerleşmeyi bir hak olmaktan çıkarmışlar, idari bir ayrıcalığa dönüştürmüşler. Bu durum, geçmişin yalnızca karanlık bir mirası değil, güncel politikaların ürettiği bir sonuçtur. Tam da bu nedenle barış ve demokratik toplum süreci yalnızca siyasal bir normalleşme değil, aynı zamanda hakların iadesi, mekânsal adaletin tesisi ve toplumsal onarım süreci olarak ele alınmak zorundadır. Bu süreç, özellikle Kürtlerin yoğun olarak yaşadığı bölge kentlerinde köye dönüşün yasal güvence altına alınmasını, onurlu geri dönüş yasalarının çıkarılmasını ve fiilî engellerin ortadan kaldırılmasını zorunlu kılmaktadır.
Teşekkür ediyorum. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)