GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Giresun’un Tirebolu ilçesi Sekü köyündeki ve ülke genelindeki madencilik faaliyetlerinin doğaya ve yaşam hakkına verdiği zarara ilişkin gündem dışı konuşması
Yasama Yılı:4
Birleşim:85
Tarih:22.04.2026

YÜKSEL SELÇUK TÜRKOĞLU (Bursa) - Sayın Başkan, muhterem milletvekilleri; geçtiğimiz günlerde Giresun'un Tirebolu ilçesi Sekü köyündeki maden direnişine İYİ Parti heyeti olarak gittik ve destek verdik. Türkiye'nin dört bir yanında olduğu gibi doğanın nasıl talan edildiğinin bir kez daha canlı canlı şahidi olduk. Efendim, köylüler, Giresunlular, Tirebolular, Sekülüler "Toprağımıza dokunmayın." diyorlar "Ormanımızı kesmeyin." diye haykırıyorlar ancak görmüyor, duymuyor, umursamıyorsunuz. Sekü'deki olayın en vahim tarafı sadece doğa tahribatı da değil; asıl vahim olan tarafı, mahkeme kararları burada resmen yok sayılıyor, mahkeme "ÇED Gerekli Değildir" kararını iptal ediyor. Gerekçeye bakın, deniyor ki bu iptale karşın: "Bu, sondaj değil karot ölçümü; bu, kazı değil." Burada kırıntı alma işlemi adı altında çalıdan dolanma işlemi yapılıyor. Soruyorum buradan: Aynı makineyle yapılan işlem ismi değişince hukuka uygun mu oluyor? Memlekette yeni bir aldatma yöntemi icat ettiniz, eski köye de yeni âdet getirdiniz; madencilik değilmiş gibi yaparak madencilik yapmak. Kanunu arkadan dolanmanın yeni adı, adını değiştir "kapsam dışı" de, yola devam et. Rant aynı rant, talan aynı talan ve yönteminiz ne yazık ki yalan dolan. Bunun adı hukuku aldatıp, yasaları hiçe sayıp yargı kararlarını etkisiz hâle getirmektir. Bu bir idari işlem değildir, bu açıkça bir muvazaadır, danışıklı işlemdir.

Kıymetli milletvekilleri, İYİ Parti heyeti olarak Sekü köyünde gördüğümüz tablo şu: İnsanlar sadece doğayı savunmuyorlar orada; onurlarını savunuyorlar, yaşam haklarını savunuyorlar, topraklarını, tarımlarını, sularını ve oradaki topyekûn tabiatı savunuyorlar. Orada sadece bir avuç köylü yok, karşınızda toprağına sahip çıkan Türk milleti var.

Ben şimdi buradan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanına açıkça soruyorum ki konuyla alakalı kapsamlı bir soru önergesini de teslim ettik: Sayın Bakan, mahkeme kararının arkasından nasıl dolanıyorsunuz? Sondajı "karot" diyerek meşrulaştırmak, Allah aşkına, ne demektir? Bu milleti gerçekten bu kadar saf mı zannediyorsunuz?

Bir başka büyük tehlike de şudur: Giresun'da ruhsatlandırılmış alanların oranı yüzde 85'e ulaşmış. Bu ne demek biliyor musunuz? Bir ilin neredeyse tamamını madenciliğe açmak demek. Yani bu artık tekil bir proje değil, bu bir doğayı göz göre göre yok etme politikasıdır ve bu politika toprağı değil rantı korumaktadır.

Buradan açık çağrı yapalım: Sekü köyündeki faaliyetler derhâl durdurulmalıdır. Mahkeme kararları eksiksiz uygulanmalıdır. Bölge halkının rızası alınmadan tek bir çivi bile çakılmamalıdır. (CHP sıralarından alkışlar)

Peki, bu işler niye bu kadar kolay oluyor biliyor musunuz? Acaba şundan olabilir mi diye baktık: Mahkeme kararlarının etkisiz olması, yan yolların bulunması, bütün tepkilere rağmen kolluk kuvvetleri aracı edilerek köylünün kandırılması. Acaba, bu maden şirketi Alagöz Madenciliğin sahibinin Iğdır Milletvekiliniz Sayın Alagöz'ün olmasından kaynaklanıyor olabilir mi? Bu nedir Allah aşkına, memleket sizin babanızın çiftliği mi ya! İstediğim yeri eşerim, istediğim ormanı keserim, istediğim madeni çıkarırım, istediğim doğayı tahrip ederim... Nerede bu yoğurdun bolluğu! O nedenle, bir an önce bu faaliyetin durdurulması için buradan açıkça çağrı yapıyor ve talep ediyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

YÜKSEL SELÇUK TÜRKOĞLU (Devamla) - Efendim, tamamlıyorum.

Muhterem milletvekilleri, bakınız, şu engelli öğretmenlerimizin feryadını Allah aşkına artık duyun. Millî Eğitim Bakanlığı 2025 yılında engelli öğretmenlere sadece 1.381 kontenjan tanımıştı. Tabii, umutla bekleyip de başvuranların çok büyük kısmı yine dışarıda kaldı. Atamalar klasik KPSS'yle değil Engelli Kamu Personeli Seçme Sınavı'yla yapılıyor. Yani bu insanlar fiilen puanı yetmeyen değil kontenjan verilmeyen insanlar. 2026 yılı için somut bir engelli öğretmen kontenjanı hâlen açıklanmış değil. Bu ülkede engelli öğretmen olmak kaderine razı olmak olmamalı. Binlerce nitelikli insan niçin kapının önünde bekliyor? Geçen gün bir engelli öğretmen aradı "Ömrümün vefa edeceğini artık düşünmüyorum. Allah aşkına, atamaları yapın." dedi. Kontenjanın artırılmasını bekliyoruz.

Teşekkür ederim. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)