| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 84 |
| Tarih: | 21.04.2026 |
İDRİS ŞAHİN (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Öncelikle, 21'inci maddenin düzenlenmesinde, 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun'un 2'nci maddesine bir kısım öneriler ve tanımlamalar getiriliyor. Arkadaşlar, Sosyal Hizmetler Kanunu'nda yapılan bir kısım düzenlemeleri olumlu gördüğümüzü, bu kanunun içerisinde makul olanların elbette ki tarafımızca desteklendiğini ifade etmiştik ancak internet ortamında yapılan yayınlara ilişkin düzenlemenin bu kanun metninin içerisinde ne alakası var, bunu sormak lazım. Velev ki bu düzenlemeleri bu kanun içerisinde, bu torba yasada görüştürüyorsunuz; hiç olmazsa bir tali komisyon olarak Adalet Komisyonunda ve Dijital Mecralar Komisyonunda bu konuların bir irdelenmesi gerekir. Bakınız, 3-5 tane madde özellikle internet ortamında yapılan düzenlemelerle alakalı. Kanunun imza sahiplerine bakarsanız, komisyonuna bakarsanız bu konulardan bihaber olan arkadaşlar. Hiçbir şekilde bu komisyonda bu konuların incelenmemesi gerekir. "Niçin?" diyeceksiniz. "Oyun" tanımını getiriyor; "oyun dağıtıcı", "oyun geliştirici", "oyun platformu" gibi 21'inci maddede bahsettiği hususlar var.
Değerli arkadaşlar, artık bir gelenek hâline getirdiniz; bir kısım kanunların içerisinde olumlu düzenlemeler yerine hiçbir şekilde bu kanun teklifiyle alakası olmayan maddeleri de dercetmek suretiyle, tatlının içerisine zehri enjekte etmek suretiyle kanunlaştırıyorsunuz ama bu yaptığınız gerçekten yanlış ve yaptığınız yanlışın ne demek olduğunu en güzel bir şekilde Anayasa Mahkemesinden döndüğünde anlıyorsunuz ama kaybeden milletimiz oluyor, toplumumuz oluyor. Dolayısıyla, burada bu kanunla alakalı, sosyal hizmetlerle alakalı önemli düzenlemelere bir diyeceğimiz yok ama dijital mecralarla alakalı yapılan değişikliklerin hiçbirinin bu komisyonda görüşülmemesi gerekir.
Değerli milletvekilleri, yine, bir diğer husus: Özellikle burada maden işçilerinin yapmış olduğu eylemle alakalı bir kısım ifadelerde bulunmak istiyorum. Eskişehir'den Ankara'ya kadar yürüyüp gelen ve özellikle "Kömür karası bizim onurumuzdur." diyen maden işçilerini siz gözaltına aldınız ve bir sabah ezan vaktine yakın bir süreçte. Sabaha kadar Enerji Bakanlığının önünde bir farkındalık yaratmak istediler. Onlar ekmeğinin, aşının davasındaydı, kıdem tazminatlarını, maaşlarını istiyorlardı ama siz onları en zayıf anında sabaha karşı soğukta beklettiniz, beklettiniz ama onları gözaltına aldınız. İşte, onlara yapmış olduğunuz muamele de sizin yüz karanız arkadaşlar. Bunu özellikle ifade etmek isterim çünkü onlar alınlarındaki o madenci karasını onur olarak taşıyorlar ama sizin yapmış olduğunuz işlem emin olun yüz karası bir işlem çünkü Anayasa'da açık bir hüküm var: Toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı. Kendi emekleri ve alın terlerinin dışında istedikleri hiçbir şey yok ama siz onların maaş ve kıdem tazminatlarını ödemeyen sermaye sahiplerine arka çıkmak suretiyle bu insanları mağdur ettiniz ve gözaltına aldınız. Ve onlar miğferlerine bir kısım sözler yazmıştı, vicdanı olan o sözleri okuduğunda yüreği burkulur. Onlar özellikle şunları söylüyorlardı: "Biz sizleri ısıttık, siz bizleri üşütmeyin." yazıyorlardı o giymiş oldukları miğferlerde ve "Holdinglere el pençe, madenciye işkence yapıyorsunuz." diyorlardı. "İnsanı yaşat ki devlet yaşasın." düsturuyla yola çıkan AK PARTİ iktidarına yakışmayacak görüntüleri biz Enerji Bakanlığının önünde gördük, adliye koridorlarında gördük. Polis ifade almak için onları götürdüğünde tir tir titreyen o maden işçilerine şahitlik ettik. Arkadaşlar, yapmayın, güç sizi bu kadar fevrileştirmesin ve yoldan çıkarmasın. Bir vicdan muhasebesi yapın ve alın terine, akıl terine saygı gösterin, siz bu kadar nobran olmak zorunda değilsiniz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.
İDRİS ŞAHİN (Devamla) - Sayın Başkanım, teşekkür ediyorum.
Evet, bu maden işçilerinin adına burada gecenin bu vaktinde onların dün yaşadıkları bu sıkıntı ve streste en ufak bir şekilde bir kaygı duymadınız ve onları anlamaya çalışmadınız. "Kimsesizlerin kimsesiyiz." diye yola çıktınız ama sermaye sahiplerine esas duruşa geçtiniz, onların önünde takla attınız ama bu maden işçisinin hak ve talepleri karşısında duyarsız kaldınız. Bu gecenin bu vaktinde size söylenecek tek şey, aile kurumunu konuşuyoruz, emeği konuşuyoruz, alın terini konuşuyoruz ama siz ne alın terinden ne maden işçisinin emeğinden anlamayacak kadar artık onlardan uzaklaşmışsınız diyorum, sizleri ve Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (YENİ YOL, CHP ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)