| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 84 |
| Tarih: | 21.04.2026 |
MEHMET EMİN EKMEN (Mersin) - Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.
Bu kanun teklifinin hükümlerini görüşünce bu kanun teklifinin eksik yönlerine işaret etmiştik. Bu eksik yönlerden biri, bugün aileyi güçlendirmeyi hedefleyen bir kanun teklifinde gündüz kuşağı programları hakkında, Türkiye'de şiddetin her türlüsünü özendiren ve aile kurumunun köküne kibrit suyu dökmeyi hedefleyen dizi sektörü hakkında hükümler olmamasının eksiklik olduğunu ifade etmiştik. Keza, aynı şekilde, bırakınız kumar ve bahsi yasaklamayı, kumar ve bahsin reklamının dahi yasaklanmadığı bir paketin aileyi güçlendiremeyeceğini ifade etmiştik. Ben bugün bir başka eksiğe daha dikkat çekmek istiyorum, o da kadınlar, anneler. Yani bilinçli bir tercihle, bazen örf ve kültürün dayatması, bazen bir kader ama çoğunlukla bilinçli bir tercihle kendini evladına, evindeki bakıma muhtaç annesine veya yakınına, kısaca, topluma adamış kadınlar hakkında acaba bu iktidarın yaptığı nasıl bir düzenleme var? İsterseniz, iktidarın mevcut düzenlemesine ya da eksiğine bakmadan önce Sayın Cumhurbaşkanının kadınlar ve anneler hakkındaki bazı sözlerini hatırlayalım. "Cennet annelerin ayakları altındadır." hadisişerifini sürekli hatırlatan Sayın Cumhurbaşkanı anneyi ailenin direği olarak tanımlıyor. Aynı şekilde, kadınlar için en önemli kariyerin annelik olduğunu vurguluyor. Anneleri fedakârlığın, sabrın ve merhametin timsali olarak görünmeyen hizmetlerle en büyük emeği veren kahramanlar olarak tanımlıyor ve yine anneler hakkında "Aileyi ayakta tutan kadınlardır, baş tacıdır ve her başarılı yüreğin arkasında mutlaka güçlü bir anne vardır." diyor. Son bir alıntı da anneliği tarif edilemeyecek kadar kutsal bir makam olarak tanımlıyor. Peki, evladını kreşe vermeden kendi kariyerini ailesine hasreden, kendi elleriyle evladını büyüten, yaşlı annesini huzurevine değil kendi sofrasına alan, engelli kardeşini bakım merkezine teslim etmeyip yıllarını ona adayan bu kadın, bu anne hakkında devletin kendisine verdiği bir imkân var mıdır? Tek bir imkân var arkadaşlar, o imkândan da faydalanabilmesi için bu kadının muhtaçlığını ispat etmesi gerekiyor. Yani devletin verdiği herhangi bir imkândan faydalanması için önce muhtaç olduğunu ispatlaması gerekiyor. Oysa, biz "Aileyi ayakta tutan, aslında aileye hizmet ettiğini düşünürken, toplum sağlığına ve dolayısıyla vatana, ülkeye ve devlete hizmet eden anneye vermiş olduğu bir imkân var mıdır?" dediğimizde karşımıza yılların emeğine karşılık ne bir sosyal güvence ne de bir emeklilik hakkı olmadığı gerçeğiyle karşılaşıyoruz. Burada biz bir kere daha ifade ediyoruz ki hayatını evlatlarına, ailesine ve yakınlarına hasreden her kadın, her anne bir bakım veren olarak sigortalanmalıdır ve sigortalanmasında da gelire dayalı olarak kademeli bir şekilde sigorta primini devlet karşılamalıdır. Çünkü bilinmelidir ki bu kadının, bu kardeşin bu annenin verdiği hizmet aynı zamanda kamu adına verilen bir hizmettir, başta Aile Bakanlığı olmak üzere kamu hizmetlerinin yükünü yüklenmektedir ve bu kadınların hayatını kolaylaştıracak mahallelerde gündüz bakımevlerine, gündüz bakım merkezlerine ihtiyaç var. Bu konuya da mahalle ölçekli baktığımızda çok ciddi olarak eksik olduğunu görmekteyiz. Aile Bakanlığımız bir evde bir engelli olduğunu tespit ediyor, hatta bu engelli için evde hizmet verene bir ücret de ödüyor, bir bakım bedeli de ödüyor ama bu kişinin bir sosyal güvencesinin veyahut da bir emeklilik hakkının olup olmadığına bakmıyor. Peki, daha başka bir soru: Evinde bir şekilde hepimizin adına ve toplum sağlığı adına hizmet veren bu annenin herhangi bir eğitime ihtiyacı olup olmadığını Aile Bakanlığı gözetiyor mu? Senin evinde bir engelli var ve senin bu engelliye bakabilmen için, profesyonel bakım veren bir insan olabilmen için şu eğitimden geçmen gerekir, şu sertifikayı alman gerekir ve bu sertifikayı aldığında yarın sadece kendi ailenin bakım görevi değil belki mahallende, belki ilçende bir başka bakım ihtiyacı olana da destek verebilirsin diyor mu?
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.
MEHMET EMİN EKMEN (Devamla) - Böyle bir eğitim sistemimiz de yok. Bugün, birçoğumuzun evde yaşlısı var arkadaşlar. Yaşlılarımıza bakmak için ya bir Türkmen ya bir Kazak ya Özbek bir kadın arıyoruz ve herhangi bir sertifika ve eğitimlerinin de olup olmadığını bilmiyoruz, gönüllü olarak geliyor. Ben bazen bakıyorum, içinde mühendis olan var, eğitim almamış olan da var. Peki, bunların yerine bizim ülkemizin kadınlarının zaten vermiş oldukları bu hizmetin bir eğitimle sertifikalandırılarak aynı zamanda ekonomiye kazandırılması niçin düşünülmüyor? Buradan Aile Bakanlığına sesimiz: Bu kadar yücelttiğimiz, Sayın Cumhurbaşkanının bu kadar övgüde bulunduğu anneler ve kadınların hem eğitimi hem sertifikalandırılması hem bireysel, sosyal güvence ve emekliliklerinin garanti altına alınması hem de ekonomiye kazandırılmasını sağlayacak bir sistem önerisinde bulunuyorum.
Teşekkür ediyorum. (YENİ YOL sıralarından alkışlar)