GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:84
Tarih:21.04.2026

NEJLA DEMİR (Ağrı) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz teklif kadınların en temel sorunlarından birine yine dokunmuyor, yine, maalesef, görmezden geliniyor. Kadınlar çalışmak istiyor ama çalışamıyor çünkü çocuk bakımı çoğunlukla kadının omzuna yüklenmiş durumda. Ücretsiz ve güvenli kreş yok. Ücretli olanlara ise zaten bugünümüz şartlarında ulaşmak neredeyse imkânsız. Bu sebeple, kadınlar mecbur bırakıldıkları için işten çekiliyor ve güvencesizliğe mahkûm ediliyor. Türkiye'de kadınların iş gücüne katılım yüzdesi yüzde 35'lerde, erkeklerde ise yüzde 70'in üzerinde; işte bu farkın adı tam olarak eşitsizliktir ve bu eşitsizlik aslında hayatın en başında, çocuklukta başlıyor ne yazık ki. Kadınların iş gücüne katılımı mutlaka desteklenmelidir, bu oranlar mutlaka artırılmalıdır. Açık söylüyoruz: Çocuk bakımı bireysel bir yük değil kamusal bir sorumluluktur. Her mahallede ücretsiz, erişilebilir, nitelikli ve 7/24 açık kreşler kurulmalıdır; bu bir tercih değil zorunluluktur. Tabii, mesele sadece kreş açmak değildir; kreş, çocuğun geniş çevreyle temas kurduğu ilk yerdir. Eğer o çocuk kendi ana dilinde konuşamıyor, kendini ifade edemiyorsa eşitsizlik daha baştan başlamış oluyor ne yazık ki. Kendi dilinde oyun oynayamayan bir çocuk aslında sessizliğe de bir şekilde itilmiş oluyor çünkü kreşler yalnız bakım hizmeti sunan kurumlar değil, çocukların fiziksel, bilişsel ve sosyal gelişimlerini destekleyen, erken yaşta toplumsallaşmayı sağlayan, kolektif yaşam bilincini güçlendiren kamusal alanlardır. Çocukların eşit, özgür ve dayanışmacı bir yaşamın parçası olarak yetişmesi açısından kamusal kreşlerin yaygınlaştırılması hayati önemdedir. Bu yüzden diyoruz ki: Kreş haktır, ana dilde kreş ise bu hakkın ayrılmaz bir parçasıdır. Dil kimliktir, hafızadır, aidiyettir; çocuğu kendi dilinden koparmak onu kendisinden koparmaktır aslında. Tabii, burada şunu da görmek zorundayız: Çocukların eşitliği sadece eğitim diliyle değil yaşadığı çevreyle de doğrudan ilgilidir.

Değerli milletvekilleri, bakın, daha dün Ağrı'da bir kez daha sel felaketi ve dere taşkınlarıyla güne uyandı herkes. Patnos'ta Badişan deresi taştı, Ağrı Fatih Mahallesi'nde Hamur ilçesinde, Taşlıçay ilçesinde su baskınları yaşandı. Sayın Başkan, sizin memleketiniz Tutak'ın Şemi köyünde de evler sular altında ne yazık ki. Bütün bu sonuçlar ortada iken her yıl düzenli yaşanan bu sorunlar geçici müdahalelerle çözülebilecek sorunlar değildir. Devlet Su İşleri ekipleri sahada çalışma yürütüyor ancak dere ıslah edilmeden, geçici çözümlerle bu tablonun yarattığı sorunlar yaşanmaya her yıl devam edecek.

Bakın, Ağrı'da sürekli taşan dereler yalnızca suyu değil; çamuru, hastalığı ve eşitsizliği de beraberinde getiriyor. Burada en ağır bedeli yine çocuklar ödüyor. Çocuklar çamur içinde, sağlıksız koşullarda yaşamaya mahkûm ediliyor. Bu, yalnızca bir altyapı sorunu değil; bu, çocukların yaşam hakkının, sağlık hakkının ve eğitim hakkının ihlalidir. Bugün Ağrı'da bir çocuk hem ana dilinde eğitim hakkından mahrum bırakılıyor hem de sağlık ve çevrede yaşama hakkından. Yani eşitsizlik sadece sınıfta değil; sokakta, evde, derede, toprağın üzerinde büyüyor. Bu sebeple bu tabloyu sadece "doğal afet" diyerek geçiştiremeyiz. Dere taşkınları ve seller yalnızca iklim değişikliği sonucu değil, büyük oranda ekolojik yıkımın, yanlış politikaların, insan eliyle yapılan müdahalelerin de sonucudur. Bakın, Ağrı'da madencilik faaliyetleri yürüyor, devam ediyor; bu faaliyetler suyun doğal akışını bozmakta; toprağın, suyun ve yaşamın dengesini altüst etmektedir. Doğayı bir kaynak değil, bir rant alanı olarak gören anlayış bugün hem kadınları ev içine sıkıştırmakta hem de çocukları sağlıksız bir çevreye mahkûm etmektedir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, devam edin.

NEJLA DEMİR (Devamla) - Bu yüzden meseleler birbirinden kesinlikle kopuk değildir. Kreş yoksa kadın çalışamaz, doğa yok edilirse çocuk sağlıklı büyüyemez. Dolayısıyla dere ıslahları da bir lüks değil, zorunluluktur. Çocukların sağlıklı, güvenli ve eşit koşullarda yaşaması devletin asli görevidir. Eşitlik en başta başlar, çocukların doğal haklarını tanımakla başlar, biz o başlangıcı savunmaya devam edeceğiz.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)