GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:84
Tarih:21.04.2026

CHP GRUBU ADINA ALİ ÖZTUNÇ (Kahramanmaraş) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Sayın Başkanım, ben bu kürsüde defalarca, sayısız konuşma yaptım, yeri geldi tartıştık, ağır eleştiriler yaptık, kavgalar çıktı ama bu kadar zor bir konuşma yapacağımı hiç düşünemezdim, maalesef böyle bir konuşmayla karşınızdayım. Ayla Kara Öğretmen 55 yaşındaydı, değerli arkadaşlar, bu karanfili onun anısına Meclis kürsüsüne bırakıyorum. Adnan Göktürk Yeşil 11 yaşındaydı, Belinay Nur Boyraz 10 yaşındaydı, Bayram Nabi Şişik 10 yaşındaydı, Kerem Erdem Güngör 10 yaşındaydı, Şuranur Sevgi Kazıcı 11 yaşındaydı, Zeynep Kılıç 10 yaşındaydı, Yusuf Tarık Gül 11 yaşındaydı, Furkan Sancak Balal 11 yaşındaydı değerli arkadaşlar. Anneleri babaları sabah erkenden bu çocukları öpüp koklayıp okula göndermişlerdi ama cenazeleri geldi, cenazelerini aldılar. Çocukların hayalleri, annelerin hayalleri, hayatları çalındı, yok oldu. Bu sürece ne getirdi bu çocukları? Bu olay niye oldu, nasıl oldu, neden, sebebi nedir? Bu araştırılır, komisyon bunun için kurulacak zaten, ben oraya girmeyeceğim yani işin siyasetinde değilim değerli arkadaşlar, sadece aileleri anlatacağım.

Bakın, Yusuf Tarık Gül, 11 yaşında, gencecik, ufacık bir çocuğumuzdu. Babası KHK'liydi, 15 Temmuzdan sonra ağustosta tutuklanıyor, dört ay cezaevinde yatıyor, "byLock var." diyorlar, dört ay sonra "Pardon, sende byLock yokmuş." diyorlar, serbest bırakıyorlar. Yıllar geçiyor, 2021 yılında bir iftirayla tekrar aynı sebeplerden gözaltına alınıyor ve cezaevine giriyor arkadaşlar, beş buçuk altı yıl yatıyor, beraat ederek cezaevinden çıkıyor. Şimdi diyor ki: "Ben cezaevine girdiğimde oğlum 5 yaşındaydı, okul günlerini göremedim; yeni cezaevinden çıktım, oğlum 11 yaşında yine göremedim, oğlum gitti; oğlum, biricik evladım öldürülüyor." Acı olan ne biliyor musunuz? Bu çocuğun cenazesine bir tane bile bakan gelmedi biliyor musunuz? Bir tane bakan gelmedi. Ben vardım, 5 milletvekili arkadaşım vardı, AK PARTİ'den 1 milletvekili arkadaşımız vardı. Gelmedi. Yahu, KHK'li olabilir babası! Yahu, 11 yaşında çocuk öldü, bunun cenazesine niye gidilmez, neden gelinmez? Babası bir gün önce Vali Bey'e tepki gösterdi; e, acı çekiyor adam, çocuğu öldü ne yapsın? Üzüldüm. Devlet en acılı günde ailenin yanında olmak zorundadır.

Furkan Sancak Balal, o da 11 yaşında, babası terk etmiş. Arkadaşlar, 8 yaşında ve 11 yaşında 2 çocuğu var, baba terk etmiş, Mersin'e yerleşmiş. Kadıncağız Maraş'ta ufacık bir daireye yerleşmiş, anne Tuba Belli diyor ki: "'Azıcık aşım dertsiz, ağrısız başım.' dedim, pazarlarda tezgâh açtım. Tezgâhçılık yapıyorum, pazarcılık yapıyorum." diyor "Ekmeğimi kazanıyordum. Oğlum da bana yardım ediyordu." diyor. "Devletin okulunda, devletin silahı, devletin mermisiyle oğlum öldürüldü." diyor. Top oynarken "'Oğlum, git, okulda oyna, mahallede oynama. En güvenli yer okuldur.' derdim. Okulda çocuğum öldürüldü." diyor. "Oğlum 11 yaşındaydı, utanıyordu 'Anne, benimle banyoya girme.' diyordu. Utanıyordu artık." diyor. "Cenazesini verdiler, ben yıkadım, pamuk gibiydi." diyor. "Benim yaramı kim dindirecek, acımı kim dindirecek?" diye bana sordu biliyor musunuz? Verecek cevap da yok. "Biz çok mutluyduk oğlumla." diyor. Bakın, az önce bahsettim ya yok Yusuf Gül'den. Babası cezaevindeyken, KHK'den dolayı cezaevindeyken çocuk kendi defterine "Hayallerim." diye bir şey yazmış. Ne diyor biliyor musunuz? "Babam gelince hayalim araba almak, Sonay teyzelere gitmek, Galatasaray-Fenerbahçe derbisine gitmek, kedi almak, Blueland Aguapark'a gitmek, bana tablet almak, bunları gerçekleştirmek." Babası hapiste. "Gelince bunları yapacak babam bana." diyor. Babası geldi, çocuk kara toprağa gitti arkadaşlar.

Ayla öğretmen, çocukların Ayla annesi; çok sevilen bir öğretmen, hanımefendi; matematiği çocuklara sevdiren bir hanımefendi; vücudunu siper etti, o 2 çocuğu kurtarmak için vücudunu siper etti. Beyninde, kafasında ve vücudunda 6-7 tane mermi çıktı arkadaşlar. Bu öğretmenin adı bir okula verilmeli, bu anıyı yaşatmak zorundayız değerli arkadaşlar çünkü ailesi ne kadar gurur duysa azdır. Maraş'ta Senem Ayşe var arkadaşlar, Kurtuluş Savaşı'nda kocası ölünce silah kuşanıp gitmiş, savaşmıştır. İşte, Senem Ayşe'dir bu Ayla öğretmen, farkı yoktur bana göre; Ayla Kara ile Senem Ayşe'nin hiçbir farkı yoktur. Kamuoyunun, Maraşlının isteği arkadaşlar; bu çocukların isimleri yaşatılsın, bu öğretmenin ismi yaşatılsın, sokağa verilsin, caddeye verilsin, mümkünse okullara verilsin, Kahramanmaraş'ta olabilir, ilçelerde, Antep'te Türkiye'nin herhangi bir yerinde bu isimlerin yaşatılmasını istiyorlar.

Değerli arkadaşlar, iki üç gün mikrofon uzatıldı Kahramanmaraş'ta, çok sayıda milletvekili arkadaşımız da vardı her partiden, hiç yorum yapmadım, siyaset yapılmaz zamanı değil dedim yani cenazeler var -İsa Bey de oradaydı- cenazemiz kalksın, bizim adetlerimiz böyledir, konuşulmaz dedim, hiç ağzımı açmadım ama üzüldüm, söylemek zorundayım arkadaşlar, gerçekten söylemek zorundayım. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Sayın Mahinur Özdemir Göktaş Hanımefendi, Sayın Bakanlar olay günü geldiler, akşam özel uçaklarla Ankara'ya gittiler, sabah gene özel uçaklarla Maraş'a geldiler, onu hadi tartışmıyorum, israfı falan tartışmıyorum. Anneler isyan ediyor, cenazeler var, bir anne diyor ki "Niye okulları koruyamadınız? Bizim çocuklarımızı niye koruyamadınız?" Annenin çocuğu ölmüş, devlete isyan edecek, milletvekiline, bakana, Valiye, bana, hepimize. Sayın Bakan Mahinur Hanım cami avlusunda, Abdülhamid Han Camisi'nin avlusunda diyor ki "Biz bu konuda kanun çıkaracaktık ama CHP izin vermedi." Ya, cami avlusunda bu olur mu, yeri mi, zamanı mı, bu söylenir mi? Nasıl bir vicdana sığar bunu söylemek, gerçekten şaşırdım. Bizim Hatay Milletvekilimiz Nermin Yıldırım Kara da orada, hemen müdahale ediyor "Sayın Bakanım, yeri mi, bu nereden çıktı?" diyor. Bir başka milletvekili arkadaşımız diyor ki "Ya, adliyelerde savcılar öldürdü." Arkadaşlar, bunun yeri değildi, gerçekten yanlış oldu, üzüldük ama bunu da dile getirmek benim boynumun borcu.

İki gün sonra 23 Nisan, Meclisin kuruluş yıl dönümü, çocuklara adanmış tek bayram dünyada. Atalarımız çocuklara bayram armağan etti, biz çocukları koruyamadık arkadaşlar, maalesef koruyamadık. Hüzünlü bir bayram, ilk kez 23 Nisan böylesine hüzünlü geçiyor. Bir millet, devlet çocuklarını koruyamıyorsa geleceğini de koruyamaz arkadaşlar. Ne yapmak gerekiyor? Şüphesiz ki bu komisyon bakacak, araştıracak. Ben uzmanı değilim ama komisyonda yer alacağım, üzerimize düşeni yapacağız ama eski bir RTÜK üyesiyim arkadaşlar. Ya, her akşam televizyonlarda eline silah alıyor, "tak tak tak" diye oraya ateş ediyor, buraya ateş ediyor, vuruyor, asıyorlar, kesiyorlar; özendiriyorlar. Bana söyler misiniz, akşam evde televizyonun karşısına çoluk çocuğunuzla, eşinizle oturduğunuz zaman izleyebiliyor musunuz o dizileri Allah aşkına? Kim ne yapıyor, öbürü bir kadınla beraber, öbürü başka bir şey yapıyor, böyle inanılmaz entrikalar arkadaşlar; böyle bir kültürü mü var bu toplumun ya! Böyle bir kültürü mü vardı? RTÜK ne işe yarar? Ben RTÜK üyeliği yaptım, RTÜK normalde bunları incelemeli ve gereğini yapmalı, buna izin vermemeli, önleyici bir kuruluş ama RTÜK başka işlerle meşgul olduğu için bu işlere bakmıyor.

Dünyada çeşitli ülkelerde var 15 yaş altında çocuklara internette birtakım kısıtlamalar. Gelmeli kardeşim, bunun özgürlükle falan alakası yok. "Özgürlük var, işte, şu..." Yok, hayır arkadaşlar. Para verecek, babasının, annesinin kredi kartını girecek çocuk ve 15 yaşındaki, 13 yaşındaki çocuk Counter-Strike oynayacak, orada izleyecek, silah atmayı, bilmem neyi öğrenecek. Bütün çocukların kafasında çıktı mermi arkadaşlar; o oyunun kuralı, kafaya ateş ediliyor. Bunları önlemek de işte bizim, siyasetin, devletin görevidir. Bu bir millî güvenlik sorunudur arkadaşlar, bu işin siyaseti yok. AK PARTİ'si, CHP'si, DEM'i, MHP'si, İYİ Partisi, YENİ YOL'u değil; bu bir millî güvenlik sorunu arkadaşlar, bu yeni nesil bir sorundur. Görev de size düşüyor öncelikle arkadaşlar çünkü siz yönetiyorsunuz, devlet sizin elinizde şu anda, sizin kontrolünüzde, burada görev sizde; bize de yardımcı olmak düşecek. Sosyal medya kontrol altına alınmalı ve bir araştırma da yapılmalı, istihbarat örgütleri acaba buradan mı giriyorlar arkadaşlar, bakmak... Ben eski bir gazeteciyim, yargı muhabirliği de yaptım, polis, adliye muhabirliği de yaptım. Acaba istihbarat örgütleri mi buradan birtakım şeyler... Yani şöyle düşünün: Cep telefonunu İsrail'den patlatanlar bu oyunlar üzerinden başka bir şey de yapabilir, ben İsrail'i suçlamıyorum ama her şey olabilir, istihbarat örgütleri her türlü filmi çevirebilirler.

Değerli arkadaşlar, velhasılıkelam, biz sınırları koruyamıyoruz, okulları, kadını, çevreyi, doğayı, çocukları koruyamıyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.

ALİ ÖZTUNÇ (Devamla) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Her yerde şiddet; sokakta şiddet, ailede şiddet, Mecliste şiddet, siyasetçinin dilinde şiddet, her yerde şiddet ve maalesef burada görev bize düşüyor, bunu sağlamamız gerekiyor.

Sayın Başkanıma danıştım, sordum, böyle bir uygulamamız var mı? Yok. Ben de biliyorum olmadığını, keşke olsa, yapabilsek ama ben Meclis Başkan Vekilimizin izniyle, onun ve sizin adınıza konuşmamın son otuz saniyesini bu çocuklara saygı duruşuyla, öğretmene saygı duruşuyla geçirmek istiyorum.

(Hatip tarafından saygı duruşunda bulunulması) (CHP ve DEM PARTİ sıralarından sürekli alkışlar)

Teşekkür ederim Sayın Başkan. (CHP, DEM PARTİ, İYİ Parti ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)