GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:84
Tarih:21.04.2026

CHP GRUBU ADINA SUAT ÖZÇAĞDAŞ (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; en son 3 Mart 2026'da buradan "İnsan bazen neyi, neden yapıyor?" diye düşünmeli demiştim. Maalesef iktidar partisine sesimizi duyuramadık.

Bir çocuk okula gidiyor, heyecanla dersine giriyor, bir müddet sonra bir başka çocuk okula geliyor, diyor ki: "Kaçışınız yok." ve kimisinin üzerine 6, kimisinin üzerine 4, kimisinin üzerine 3... Öldüler mi, ölmediler mi diye kontrol edip kafalarına sıkıyor ve bu aslında görmezden gelinen her uyarının, ciddiye alınmayan her önerinin ve ertelenen her sorumluluğun sonucu. Ölen çocuklar burada. Maraş'taydım, arkadaşlarımızla birlikte, iktidar partisi milletvekilleriyle birlikte gittik, acıyı paylaştık. Bir evlat acısı nasıl paylaşılıyorsa paylaşmaya çalıştık.

Bunların 18'i MESEM öğrencisi, bunlar da Kahramanmaraş'ta ölenler. Ayla Kara Öğretmen kendini siper etti. Belinay, Furkan, Bayram, Adnan, Yusuf Tarık, Kerem Erdem, Şuranur, Zeynep orada öldü. Almina durumu çok kritik, Zişan riskli, Osman, Mustafa, Ayşima da yoğun bakımdalar. Bu çocuklardan 4'ü; Furkan, Bayram Nabi, Adnan ve Yusuf Tarık'ın bir WhatsApp grubu vardı, "Mümin Kardeşler" ismini koymuşlardı, Mümin Kardeşler bir daha yazışamayacaklar.

Recep Tayyip Erdoğan 20 Mayıs 2014'te "Bu ülkenin Başbakanı olarak açıkça ifade ediyorum ki Dicle'nin kenarında kurdun kaptığı bir koyun bile benim mesuliyetim altındadır." demişti. On iki yıl sonra diyorum ki burada defalarca önerge vermiş, yasa teklifi vermiş, araştırma komisyonlarında konuşmuş birisi olarak söylüyorum: Evet, sorumlusu sizsiniz. Kabul etmediğiniz önergelerle, yasalarla, tekliflerle sorumlusu sizsiniz. Bir ülkede bir Bakanın döneminde 29'u çocuk 40 yurttaşımız öldü. Erdemli bir nesil yetiştirecek Yusuf Tekin'e soruyorum: Kendi devrinde 40 yurttaşı eğitim alanında ölen bir Bakan için erdemli davranış ne olabilir? Uyarıları dinlemeyen bir Bakan; 9 kere Millî Eğitim Bakanı değiştiren bir Cumhurbaşkanı, Dicle'nin kenarında kurt kaparsa mesuliyet ondaymış. Rakel Dink 2007 yılında "Bir bebekten bir katil yaratan karanlık nedir?" diye sormuştu. Bu soruya o zaman samimi bir cevap bulabilseydik bugün bunları yaşamıyor olurduk. Sekiz yüz yıl önce Mevlâna Celâlettin Rûmi "Sen, kendin için yaşadığını sanırsın, oysa herkes için varsın. Bir canı incitmekten sakın çünkü bir can bütün âlemdir." demişti. Bunları dinlemediniz ve sonra bu kayıplar olunca bildiğiniz retorikle devam ettiniz. Acının siyaseti olmaz, bütün vekiller birlikte gider ama siyaset, acılar olmasın diye var. Ben milletvekili olmak için siyaset yapmıyorum, otuz beş yıldır siyaset yapıyorum, sadece üç yıldır milletvekiliyim. Siyaset, bu ülkede çocuklar ölmesin diye yapılıyor. Siyaset, gençler ölmesin diye yapılıyor, kadınlar ölmesin diye yapılıyor. O yüzden siz, maalesef, güvenliği değil sorumluluktan kaçmayı denediniz, burada verilen bütün teklifleri reddettiniz. Şimdi, AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, sanırım AKP Genel Başkanı sıfatıyla alacakları tedbirleri saymış, yok yok bu tedbirlerin arasında; kolluk güçleriyle ilgili olanlar var, psikososyalle ilgili olanlar var, dijitalle ilgili olanlar var, zorbalıkla ilgili olanlar var. Zannedersiniz ki Recep Tayyip Erdoğan geçen ay Başbakan olmuş, Cumhurbaşkanı olmuş. Yirmi dört yıl, yirmi dört yıl tek parti iktidarı, tek başınıza siz yönettiniz, bu Mecliste istediğiniz her kararı çıkarttınız. Alt komisyonlar kurdunuz, bir yığın alt komisyon, çocuklarla ilgili, çocuklara şiddetle ilgili içinde benim de olduğum komisyonlar kurdunuz. Bu komisyonlardan üretilenlerin bir kısmı... Mesela, bir tanesinde Yılmaz Tunç Başkandı, Adalet Bakanı oldu, hiçbirini uygulamadı. Aynı konularda komisyonlar kurulmaya devam edildi. Mesela, benim üyesi olduğum Komisyonda son toplantı 19 Mart 2025'te yapıldı. Beritan Vekilim de Komisyon üyemiz, beraber Komisyonundaydık burada. 24 Aralık 2025'te rapor geldi. Rapor dokuz ay sonra geldi, teslim 9 Ocakta oldu, Başkanlığa 4 Martta sunuldu. Yani bir yıl sonra Komisyonun raporu Başkanlığa sunuldu ama ne hikmetse henüz daha rapor yayınlanamadı. Sadece yönetmek, sadece süreç yönetmek...

Bir Bakan üzüntüden öyle masum duruyor ama 40 kişi ölmüş, aklından başka bir şey geçirmiyor çünkü aklını sadece itaatkâr ve kanaatkâr nesiller yetiştirmeye takmış. Bunu söylediğimiz zaman "Muhalefet partisi bununla ne uğraşıyor?" diyorlar. Bu ülkenin tuvaletlerini temizlemeyeceksiniz, çocukların ölümünü engelleyemeyeceksiniz -40 yurttaş, eğitimle ilgili alanlarda 40 yurttaş öldü- hiç sorumluluk duymayacaksınız. Cumhuriyet Halk Partisi Grubu sadece 28'inci Dönemde, sadece zafiyet ve temizlik krizine karşı 63 soru önergesi, 10 kanun teklifi, 26 araştırma önergesi verdi; tebrik ediyorum, hepsini reddettiniz, hepsini reddettiniz.

Peki, Emniyet Genel Müdürlüğümüz ne yapmış? Okullarda polis bekliyormuş -gördüm sabah- 307 hesap yöneticisi soruşturmaya alınmış, 411 şahıs tutuklanmış, 1.800 küsur hesaba blokaj getirilmiş, "web" sitesine. "C31K" platformunda 111 kanal varmış, bir kanalda 100 bin kişi varmış. E, günaydın, günaydın! Bu yapılabiliyorduysa önceki gün niye yapmamıştınız? Bu ülkede sadece geçen sene 1.538 çocuk dışsal yaralanma nedeniyle öldü. Düzgün iki çift ayakkabısı olmayan çocuk oranı yüzde 10; ciddi bir yoksulluk var. Okullar sadece kapıya güvenlik görevlisiyle çözülemez. Evet, biz de bunu teklif etmiyoruz zaten, o kadar detaylı şeyler söyledi ki. Yoksullukla karşı karşıya olan, ayakkabısı olmayan, üçte 1'i okullara aç giden çocuklar için bir okul sosyal hizmet programı oluşturmanız gerekiyor.

Türkiye'de Mecliste var, Cumhurbaşkanlığında var, il-ilçe sağlık müdürlüğünde var, tapu müdürlüğünde var, nüfus müdürlüğünde var; Anayasa’nın korunmayla görevlendirdiği çocuklar için okulların girişinde güvenlik görevlisi yok. Güvenlik görevlilerine ihtiyacımız var, okul sosyal hizmet programına ihtiyacımız var. Söz verdiniz bu ülkeye, "Her 100 öğrencinin olduğu yere bir rehber öğretmen atayacağız." dediniz. Millî Eğitim Bakanınız sanki hâlâ aynı iktidarın bakanı değilmiş gibi "Ben söz vermedim, Mahmut Özer söz verdi." dedi. Peki, sizin psikososyal destek programınız olmazsa, çocuklara psikososyal destek vermezseniz işte böyle sorunlarla karşı karşıya kalırsınız. Bugün Sayın Cumhurbaşkanı bunu da müjdelemiş 24'üncü yılında. Çok başarılı psikososyal çalışmalar yapacaklarmış. Biz bunları teklif ettiğimizde kabul etmediniz, Plan ve Bütçede kabul etmediniz, yasa tekliflerini kabul etmediniz, araştırma önergelerini kabul etmeniz. 3 Martta burada İYİ Parti Grubunun önerisi üzerine konuştum, 12 Mart 2025'te aynı önergeyi ben verdim ve bunlarla ilgili olarak "Ya, özür dileriz, biz bu sorunun bu kadar büyük olduğunu görmedik." demediniz. Şimdi, buraya yazmışsınız: "Dijital, sosyal mecralar" Bu ülkede Kurtlar Vadisi dizisine çevirdiniz bütün televizyonları. O kadar büyük baskı altındalar ki televizyonlarda sadece leblebi gibi insan öldürülüyor. Toplumda şiddet almış başını gitmiş, sokakta çocuklar öldürülüyor; Mattia Ahmet Minguzzi öldürülüyor, Atakan öldürülüyor, Rabia Naz öldürülüyor, Rojin Kabaiş öldürülüyor, bunlarla ilgili araştırma yok. Rojin Kabaiş'le ilgili burada araştırma önergesi verildi; reddettiniz, kabul etmediniz. Bunların her birisini itinayla, her seferinde reddediyorsunuz. Bir şey kabul edilmesi gerektiğinde -daha önce Özlem Hanım'ın da söylediği gibi- racona ters olmasın diye, hep beraber verilebiliyor. Doğru tektir arkadaşlar; bir şey ya doğrudur, ya yanlıştır. Toplumda her alanda şiddet var. Bireysel silahlanma bir işmiş gibi Türkiye'de satılıyor. Bugün Sayın Cumhurbaşkanı, yirmi dördüncü yılında, bireysel silahlanmayla ilgili önlem alacaklarını söylüyor.

Bu çocukları kaybettik. Bu çocuklar bizim yüzümüzden öldü. Ben en son 3 Martta burada konuştuğumda "Bütün bunları yapmıyoruz, Allah da zaten bizim cezamızı vermiş." demiştim. O gün dinlemediniz, bugün kabul edeceksiniz ama diğer araştırma komisyonları gibi olmasın. Şimdi bu salondan çıkıp yolunuza devam edebilirsiniz, akşam ne yemek yiyeceğinizi düşünebilirsiniz ama asla şunu unutmayın: Kahramanmaraş'ta, o okulda yaşamını kaybeden 9 kişinin ailesinin acısını paylaşamazsınız, bir evlat acısı paylaşılamaz. Bir insan, o anne-baba, ömrü boyunca derin bir boşluk duygusuyla yaşar, yaşarken ölmüştür çünkü; tıpkı Soma'da olduğu gibi, tıpkı Kartalkaya'da olduğu gibi, tıpkı Manavgat'ta olduğu gibi, tıpkı Pamukova tren kazasında olduğu gibi, tıpkı Çorlu tren kazasında olduğu gibi. Hiçbirinden sorumluluk devşirmediniz, hiçbir bakanınız istifa etmedi. Pamukova tren kazasının müsebbibi olan genel müdürü milletvekili yapmayı tercih ettiniz, tercihiniz bu. Bu bir siyasal tercih, sizin iktidarınız bu, o yüzden bu ölümler son olmayacak. Bir bakanın döneminde 40 kişi ölmüşse, maalesef, bunlar olmaya devam edecek.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

SUAT ÖZÇAĞDAŞ (Devamla) - Bitiriyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN - Buyurun, devam edin.

SUAT ÖZÇAĞDAŞ (Devamla) - Nitekim Kahramanmaraş'taki bu kayıplardan sonra Diyarbakır'da 2 çocuğumuz daha öldü. Okulda paratoner yoktu, Ergani'de yıldırım düştü, 2 çocuk okulun yanındaki ağacın altında öldüler. Neden? Çünkü okullarına paratoner taktırmayı düşünememiş, iş sağlığı ve güvenliği meselesine kafayı takmamış bir iktidarımız var da ondan. Bütün enerji muhaliflerin üzerine. Örneğin, ölen çocuklarımız için yürüyüş yapan gençleri tutukladınız geçen gün, 79 kişi gözaltına aldınız, 2'sini tutukladınız çünkü şaibeli bir şekilde öldü ama laf dinlemediğiniz için, daha önce de Tunceli Valisinin yaptıklarıyla ilgili konuşulmuştu, onu da dinlemediniz, altı sene sonra her şey ortaya çıktı çünkü gerçeklerin bir gün ortaya çıkmak gibi bir huyu var. Tercih sizin, vebal de sizin. Siyaset, acının siyaseti olmaz ama acılar olmasın diye var. Ya, bundan sonra hep beraber el ele önerilerimizi yanlışımız varsa düzelterek kabul edersiniz ya da biz burada konuşmaya devam ederiz. (CHP, DEM PARTİ, İYİ Parti ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)