| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 82 |
| Tarih: | 15.04.2026 |
İYİ PARTİ GRUBU ADINA MEHMET SATUK BUĞRA KAVUNCU (İstanbul) - Ben fazla bağırmayacağım merak etmeyin ama eğer kulağınızı açarsanız da etkili, önemli şeyler söyleyeceğim.
ÖZLEM ZENGİN (İstanbul) - Kulaklar hep açık.
MEHMET SATUK BUĞRA KAVUNCU (Devamla) - Tabii, böyle bir günde konuşma yapmak çok zor, hepimizin yüreği kan ağlıyor. Kahramanmaraş'ta yaşanan hadise çok elim bir hadise. Göz göre göre geldi, dün Şanlıurfa'da benzer bir hadise yaşanmıştı. Bundan önce Fatma Nur Çelik öğretmenimize yapılan saldırı girişimi vardı ki o zaman da bir araya gelelim, konuşalım demiştik. Bir komisyon var. Bakın, bizim problemimiz ne biliyor musunuz arkadaşlar? Her şeyi yüzeysel, her şeyi göstermelik, her şeyi biraz böyle propagandaya yönelik yapıyor olmamız. Şimdi, birazdan bu kanun teklifiyle ilgili de nasıl bir kanun maddesi hazırlandığı, neyin amaçlandığı, nasıl apar topar yapıldığıyla alakalı sizlere görüş ve düşüncelerimizi açıklayacağım. Bu, bir kere torba kanun zihniyeti, AK PARTİ iktidarının ne kadar ciddiyetsiz, demokratik ilkelerden ne kadar uzak olduğunun çok net bir göstergesi. AK PARTİ iktidarı kendi sebep olduğu sorunlara dair çözüm önerilerini yine bir torbaya attı -ya, bir çorba kanun bu- önümüze koydu. Sorunları yaratan, sorunlara sözde çözüm önerisi getiren ve önerilerle sorunları daha da karmaşık hâle getiren bir iktidar duruyor önümüzde. Mevcut ucube sistemle Meclisin etkisini kırdıkları yetmedi, torba kanun yöntemiyle de işler iyice sarpa sarıyor. Türkiye'nin sorunları önümüze koyduğunuz bu üç kuruşluk torbalarla çözülemez, bunu artık idrak etmeniz lazım çünkü sorunları halının altına süpürmekten başka bir şey yapılmıyor. Birkaç yıl sonra gene karşımıza çıkacaksınız, tekrar yeni bir torba çıkarıp "Haydi, bu sefer çözüyorum." diyeceksiniz; bu zihniyetin yapacağı şey bundan ibaret. Öyle bir kanun ki bakın yani "çorba" demekte haksız mıyım arkadaşlar? Bu kanun teklifinin içinde doğum izni var, Darülaceze var, oyun platformları var, 15 yaş altı sosyal medya var; ya, bu kadar ciddiyetsizlik olur mu? Torba, çorba. Ya, burada Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı var. Konuştuğumuz kanunla ilgili bir sürü uzmanın, yetkilinin burada olması lazım, yoklar; ciddiyetsizlik buradan görünüyor, Bakanlık yok burada.
SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HASAN ARSLAN (Afyonkarahisar) - Var.
MEHMET SATUK BUĞRA KAVUNCU (Devamla) - Dijitalle ilgili Sanayi Bakanlığından kimse var mı? Var mı arkadaşlar? Sanayi Bakanlığından kimse var mı teknolojiyle ilgili konuda? Yok. "Var." diyorsunuz, yok; konu bu. Kanun maddesiyle ilgili burada ilgili bakanlığın yetkilileri yok.
ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) - Meclise saygıları da yok.
SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HASAN ARSLAN (Afyonkarahisar) - Dışarıda bekliyorlar, buradalar.
MEHMET SATUK BUĞRA KAVUNCU (Devamla) - Ondan sonra da diyorsunuz ki: "Biz ciddi kanun yapıyoruz." Ya, bırakın Allah aşkına! Türkiye'de ortalama kanun yapılma süresi ne kadar biliyor musunuz? Cevap verin bana. İki üç hafta maksimum. Başka ülkelerdeki kanun süreleri iki yüz seksen gün, üç yüz on gün. Onun için diyorum size her şeyi yüzeysel yapıyorsunuz. Onun için biz bir yıl önce konuştuğumuz problemin aynısını bugün tekrar konuşuyoruz çünkü ciddiye almıyorsunuz bunu. Üç haftada kanun mu geçer ya? Elin oğlu iki yüz seksen günde geçiriyor bir tek kanun maddesini; STK'lar geliyor, uzmanlar geliyor, bilim adamları geliyor. Çıkardığınız her kanun bu ülkedeki 85 milyonun hayatını bire bir etkiliyor. Bu kadar duyarsızlık olacak, bir kanun teklifini görüşeceğiz, buraya gelen Bakanlık yetkililerinin bile bu kanun teklifiyle alakası yok, ilgisi yok. Ondan sonra da "Ah, vah, niye bu işler başımıza geliyor!" Gelir tabii çünkü kafanız karışık, her ilişkide kafanız karışık. Terör örgütüyle ilgili duruşunuzda kafanız karışık, İsrail'le ilgili duruşunuzda, Amerika'yla ilgili duruşunuzda kafanız karışık. O kafa karışıklığı kanun yapma şeklinize de yansıyor, her alanda görüyoruz biz kafa karışıklığını.
Şimdi, oyun ve sosyal medya gibi önemli bir konu Sağlık Komisyonunda görüşülüyor. Oraya, Komisyona biz de üye verdik, dedik ki buranın adı Sağlık Komisyonu, doktor bir milletvekilimizi verdik ama baktık ki bu Komisyona giden kanun teklifinin yüzde 25'i sağlıkla ilgili, alakalı ya da yok. Oyun platformları var, sosyal medya var, Darülaceze var, bir sürü madde var içinde. Sağlıkla ilgili kısmı bu kadar. E, nasıl olacak şimdi? Millet de zannediyor ki Türkiye Büyük Millet Meclisi ciddi şekilde alıyor, bakıyor, uzmanlar eşliğinde değerlendiriliyor. Bu kanun maddeleri hiç de öyle çıkmıyor; bu kadar ciddiyetsiz ve bu kadar lakayıt bir şekilde hazırlanıyor bunlar.
Komisyonda yapılan usulsüzlük var mesela. Komisyonda -Tekirdağ Milletvekilimiz Selcan Hanım bahsetmişti- alt komisyon isteniyor, alt komisyon kurulmasıyla ilgili bir oylama yapıyor. O gün oylamada muhalefet milletvekillerinin sayısı daha fazla olduğu için lehte karar çıkıyor ama ne yapıyor biliyor musunuz Başkan?
CÜNEYT ALDEMİR (Tokat) - Komisyonda olmayanlar kullanıyor.
MEHMET SATUK BUĞRA KAVUNCU (Devamla) - Başkan "Ara veriyoruz." diyor ve üstüne yatıyor ve bu karar oradan çıkmıyor. Sayın Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş komisyonlara gösterdiği özeni keşke buradaki bu çalışma şekline de gösterse; olabilecek, kabul edilebilecek bir yaklaşım değil.
Şimdi, görüşmekte olduğumuz kanun teklifine gelince, torba kanun sosyal devlet ilkesi açısından birçok madde itibarıyla pozitif; teklifte yer alan tüm maddelere elbette İYİ Parti olarak olumsuz bakmıyoruz ama tekrar vurguluyorum, alelacele ve yeterli çalışma yapılmadan düzenlenmiş bir kanun teklifi ve birçok soru işareti var. Bakın, oyun platformlarıyla ilgili elbette ailelerin denetimine açılması, burayla ilgili birtakım tedbirlerin alınması çok çok önemli ama işin bir de başka bir önemli tarafı var. Biz Sanayi ve Teknoloji Bakanına sorduk, dedik ki: "Türkiye'deki oyun sektörü ne durumda?" Bize kendisi, sağ olsun, çok detaylı bir açıklama yolladı ve ne kadar önemli olduğunun da altını çizdi. Türkiye'de dijital oyun sektörünün küresel ölçekte olduğundan tutun da son beş yıldaki ihracatlarla rakamın 1 milyarın üzerine çıktığını, teknoparklarda dijital oyun alanında 876 firmanın olduğunu ve istihdam edilen kişi sayısının da 15 bine yakın olduğunu Bakan uzun uzun cevaplayarak bize bildirdi ve geleceğinin de ne kadar açık olduğunu bize izah etti, sağ olsun. Elbette ki denetim olsun, elbette ki tedbir olsun ama mesela, RTÜK'ün yaptığı gibi bir denetim tedbir yapacaksanız arkadaşlar, hiç bunu önümüze bile getirmeyin. İşte, gündüz programları kuşağından arkadaşlarımız bahsetti, nasıl büyük bir rezalet yaşandı; şiddet içerikli diziler o televizyonlarda nasıl yayınlandı, bununla ilgili hiçbir şey yapılmadı; e, bugün de işte bu acı hadiseleri yaşıyoruz. Böyle bir denetimden bahsediyorsanız, bu da gayri ciddi bir denetim olacaktır. Etki analizi yok, kanunun muhataplarıyla görüşülmesi yok ve bilinmeyen birçok konu var.
Bakın, Polonya gibi bir ülke tek bir roman serisinden bilgisayar oyununa dönüştürdü ve popüler oldu, 90'ların başından itibaren güçlü mühendislikle, teknik destekle bu ülkeye piyasanın en önde gelen ülkelerinden biri hâline geldi ve aynı zamanda ne oluyor, biliyor musunuz? Polonya kendi kültürünü ihraç ediyor yani artık eskisi gibi filmlerle, dizilerle değil, yapılan oyunlarla kültür ihracatı yapılıyor. Mesela, Fransa devleti geçtiğimiz yıl çıkan bir oyuna devlet nişanı verdi çünkü oyun hem Fransız kültürünün tanıtımına hem de bahsedilen eserin ihracatına katkı sunması açısından da ciddi olarak faydalı görüldü.
Şimdi soruyorum: Türk kültürü bunlardan daha mı az esere dayanıyor? Bizim Dede Korkut'umuzdan, Osmanlı'nın en ihtişamlı dönemlerinden, Millî Mücadele'den yaratıcı bilgisayar oyunları çıkar mı? Çıkar. Bunun önünü kapatacak bir adım atmaktan imtina edilmesi gerekir arkadaşlar fakat alelacele hazırlandığı için "Bir tedbir alalım." denilirken bir fırsatın da önünün kesilme riski var. Tabii, biz bu konuyu konuşurken -az önce de söyledim- Sanayi ve Teknoloji Bakanlığından herhangi bir muhatap yok.
Önümüzde bundan farklı olarak başka bir konu daha var, o da yaş düzenlemesiyle alakalı. Veri güvenliği konusunda bu kadar sıkıntı yaratmış, bu kadar şaibelerle dolu uygulamaları olan bir iktidarın böyle bir konuyu gündemimize taşıması inanın bizi ürkütüyor. 90 milyon vatandaşın verilerini 15 yaşındaki çocuklara çaldıran... Ki hatırlayın "panel" adı verilen yerlerde bu verilerin pazarlandığına biz şahit olduk ve maalesef iktidarın da buna seyirci kaldığını gördük.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.
MEHMET SATUK BUĞRA KAVUNCU (Devamla) - Geçtiğimiz yıl Cumhurbaşkanlığı bütçesi görüşülürken Siber Güvenlik Başkanlığı kurulacağı söylenmişti -bir yıl önce- kurulduğu anlatıldı ama ne yaptı, ne etti, bütün bu veri güvenliğiyle ilgili ne tür adımlar atıldı bunların hepsi hâlen soru işareti.
Adalet Bakanı diyor ki: "Artık, herkes sosyal medyaya kimlikle girecek." Ya, burada anlamadığımız bir şey var. İstediğiniz, canınızın çektiği, sizi eleştiren herkesi anında alıyorsunuz; işte, gazeteci İsmail Arı. Bizlere bir hakaret, bir iftira atıldığında basın özgürlüğü kapsamına giriyor ama sizinle ilgili azıcık bir eleştiri olduğunda hemen müdahale ediyorsunuz. Sorarım arkadaşlar: En büyük troll ordusu kimde? En büyük troll ordusu sizde, en büyük troll ordusu AK PARTİ'de. Adalet Bakanının bahsettiği arkası gelecek mi gelmeyecek mi belli olmayan bu yasa en çok da -bunu bilin- sizleri mağdur edecek çünkü en fazla anonim hesap AK PARTİ trollerinin hesabı diyorum, teşekkür ediyorum. (İYİ Parti ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)