| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 82 |
| Tarih: | 15.04.2026 |
SELÇUK ÖZDAĞ (Muğla) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bir torba yasayı konuşuyoruz burada. Torba yasanın içerisinde bir yanda Darülaceze var, bir diğer yandan kadınların doğum izni var, bir diğer taraftan da aynı zamanda, 15 yaş altındaki çocukların cep telefonları üzerinden internete girmelerinin yasaklanmasıyla ilgili bölümler ve başka maddeler de var. Hep böyle torba yasalarla geliyorsunuz. Ben burada öncelikle şuradan başlamak istiyorum, bir: Darülaceze... Darülaceze Osmanlı döneminde kurulmuş, bugüne kadar hayatiyetini devam ettirmiş, İstanbul'da faaliyet gösteren, öksüzlere ve yetimlere bakan bir kuruluş, okutan bir kuruluş. Şimdi, bu kuruluşun bir yönetim kurulu var arkadaşlar, bu yönetim kurulunun başkanı doğal olarak Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş. Peki, idare meclisinde kimler var? İdare meclisinde Necmettin Bilal Erdoğan var. Ya, bir Cumhurbaşkanının oğlu buralara gelir de her yerde adı zikredilir mi? Şara'yı ziyarete gidiyorsunuz, komisyon başkanlarınız var, burada bulunan grup başkanlarınız var, Şara'nın karşısında Necmettin Bilal Erdoğan oturuyor. Ya, bakıyoruz, burada, Darülaceze'nin yönetim kurulunda da aynı şahıslar var. Yapmayın arkadaşlar, bakın, bu kadar bu kadar nakisaya düşmeyin. Şimdi, kim buraya yardım yapmaya çalışacak? Türkiye kamplaşmış vaziyette, kutuplaşmış vaziyette ve birilerini ötekileştirmişsiniz. Şimdi geleceğiz, birileri buraya yardım yapmayacak. Gelin, herkesi kucaklayacak insanları yönetim kuruluna yazın, buraya bir Cumhurbaşkanının oğlunu yazmayın. Ben milletvekili olduğum zaman çocuklarımı çağırdım, benim adımı bir yerde kullanmayacaksınız, akrabalarımı çağırdım, bir yerde kullanmayacaksınız dedim. Kullanmayın arkadaşlar, Sayın Cumhurbaşkanı da sesleniyorum buradan, Şara'yı ziyarete gittiği zaman komisyon başkanı otursun. Kurumları ve kuralları çiğniyorsunuz, Anayasa'yı çiğniyorsunuz.
Şimdi, geliyorum Ulaştırma Bakanlığına, Darülaceze'yi söyledim, diğer konuları zaten söylemiştik. Değerli arkadaşlar, ben bu Ulaştırma Bakanlığına bir soru önergesi verdim, hepinize sesleniyorum, milletin parası bu. Ne dediniz? "Özal zamanında ve Demirel zamanda yapılmış olan, İstanbul'daki bu köprüleri satacağız, özelleştireceğiz." dediniz. Niye, neden? Toplu paraya mı ihtiyacınız var? Bakın, darphane gibi para basıyor. Bu para kime geliyor? Devlete geliyor. Devlet kimin için harcayacak? Hükûmet kullanacak bunu, vatandaş için harcayacak. Peki, şimdi kalktınız, ne yaptınız? Yavuz Sultan Selim Köprüsü'nün anlaşması 2024 yılında bitmiş, yap-işlet-devretle bitmiş; dört yıl daha uzatmışsınız. Hangi kanununa göre, neye göre, niçin? Eğer bu şahsa vermemiş olsanız, uzatmasanız bu paralar kime gelecek? Hazineye gelecek, Hazineden kime gelecek? Vatandaşlara gelecek. Vatandaşlar burada iş, aş sahibi olacaklar, enflasyon aşağı çekilecek. Aynısını Fethiye'deki Göcek Tüneli'nde yaptınız, süre doldu, yap-işlet-devretle yapılmış; şimdi orayı da uzattınız. Değerli arkadaşlar, yapmayın, yaptığınız hesapların çoğu yanlış.
Şimdi, okullarda saldırılar oldu, bunlar üzerinden kalkıyoruz, diyoruz ki: Gelin, genel görüşme talebinde bulunalım, Meclis araştırması komisyonu kuralım.
Bakın, size açık ve net söylüyorum değerli arkadaşlar: Geri kalmıştık asla bölünemez arkadaşlar, geri kalmış kendisini böldürmez ve sizin demokrasiniz neyse ekonominiz odur, hukukunuz neyse ekonominiz odur, demokrasiniz, hukukunuz ve aynı zamanda insan haklarınız neyse eğitiminiz odur, eğitiminiz neyse kültürünüz odur değerli arkadaşlar. Bunlar bileşik kaplar gibidir ve siz birleşik kaplar gibi yapmıyorsunuz; siz bir problemi çözüyorsunuz, sonra daha büyük bir problemi kucağımıza bırakıyorsunuz. Onlarca örnek verebilirim, inşallah, salı günü burada daha teferruatlı konuşmuş oluruz. Siz okyanusun neresinden su alırsanız alın, bütün okyanusun özelliklerini taşır. O nedenle, Meclisinde demokrasi olmayan, partilerinde demokrasi olmayan bir ülkeye demokrasiyi getiremezsiniz. Bu palyatif tedbirlerle de cinayetleri önleyemezsiniz, cezaevlerine girişleri önleyemezsiniz, uyuşturucuyu önleyemezsiniz, kavgaları önleyemezsiniz, kutuplaşmaları önleyemezsiniz, ideolojik saldırıları önleyemezsiniz ve aynı zamanda bireysel saldırıları önleyemezsiniz değerli arkadaşlarım. Ve geliyorsunuz, şimdi buraya bir kanun getiriyorsunuz bize ve bu kanunda da diyorsunuz ki: "Darülacezeyi biz burada vergi muafiyetine tabi tutacağız." Ama yönetim kurullarına gelince de problemli veyahut da soru işareti olan insanlarla bizi muhatap ediyorsunuz, milleti muhatap ediyorsunuz. "Ne yani? İstanbul'da faaliyet gösteren Türkiye'de göstermesin mi?" diyorsunuz. "Ne yani? Dünyada faaliyet göstermesin mi?" diyorsunuz. Göstersin ama bununla beraber, Darülacezeyle beraber gelin insanları sadaka kültürüne değil de insanları balık tutmayı öğretmeyi bir maharet olarak veya bir sanat olarak karşımıza çıkarın. Aynı zamanda, geliyorsunuz, diyorsunuz ki: "Kadınlara doğum izinlerini uzatalım." Doğum izinlerini uzatıyorsunuz, yine, bir palyatif tedbir, yine, bir aspirin tedbir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.
SELÇUK ÖZDAĞ (Devamla) - Teşekküre ederim efendim.
Bakın, şimdi, burada bir yıllık bir süre olması lazım. Nedir? Ücretli izindeki kadınlar için. Neden bir yıl diyorum? İki yıl da ücretsiz var. Neden iki yıl? Çünkü ikisini toplarsanız üç yıl yapıyor. O zaman çocuklarınızı çok rahat kreşe göndereceksiniz, anne problem yaşamayacak, baba problem yaşamayacak, bakıcı aramayacak veyahut da çocuğuna bakacak insanlar aramayacak, oradan oraya koşmayacak veyahut da o mahalleden, o mahalleye, o semtten o semte, o ilçeden o ilçeye zamanını heder etmeyecek. Siz kalkıyorsunuz bununla ilgili olarak da yine kimseye danışmadan işler yapıyorsunuz. Bakın, getirdiğiniz kanunların çoğunluğunu sizler bile yapmıyorsunuz, haberiniz yok, ya Külliye'de yapılıyor ya bakanlar yapıp bürokratlarla getiriyor, siz sadece şekli hususu yerine getiriyorsunuz; kaldır elini, imza at, bunu yapmış oluyorsunuz.
Diğer bir konuya gelince; bu konu bir internet meselesi, 15 yaş altı. Biz bununla ilgili diyoruz ki: Gelin, teferruatlı çalışın, Türkiye'nin değerli uzmanları var, niye sadece partililerinizle çalışıyorsunuz?
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
SELÇUK ÖZDAĞ (Devamla) - Niye sadece Türkiye'de insanlar kendi mezhepleriyle hemhâl oluyor? Neden sadece insanlar kendi partilileriyle, etnisiteleriyle veya ideolojik takıntılarıyla, onlarla muhatap oluyor? Gelin, Türkiye'yi kucaklayın arkadaşlar, okyanus gibi olun. Gelin, Türkiye'yi kucaklayın, gökyüzü gibi olun. Bunların hepsinden ders alın. İktidarda kalabilirsiniz ama bir gün tarih sizi yazar, bir gün millet sizinle ilgili iyi şeyler konuşmaz. Baki kalan bu kubbede hoş bir seda bırakmazsınız, gelin, bu kubbede hoş bir seda bırakın diyor, hepinize saygılarımı sunuyorum.
Teşekkür ediyorum. (YENİ YOL, CHP ve DEM PARTİ sıralarından alkışlar)