GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:82
Tarih:15.04.2026

YENİ YOL GRUBU ADINA ŞERAFETTİN KILIÇ (Antalya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye'nin gelecekte azalan fakat kâğıt üstünde artıyormuş gibi gösteren, gösterilen orman varlığının araştırılması ve olası risklerin tespit edilmesi adına Meclis araştırması önerimiz üzerine söz aldım. Genel Kurulu ve aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum.

Resmî verilere göre Türkiye'de orman varlığının arttığı ifade ediliyor. Evet, rakamlar artıyor ancak sorulması gereken temel soru şudur: Bu artış gerçek bir artış, orman artışı mı yoksa sadece istatistiksel bir büyüme mi? Çünkü biliyoruz ki ağaç dikmek başka, orman oluşturmak başka bir şeydir. Orman toprağıyla, su döngüsüyle, biyolojik çeşitliliğiyle bir bütündür. Gerçek bir orman ekosisteminin oluşabilmesi için ortalama en az elli yıla ihtiyaç vardır. Oysa bugün ağaçlandırma adı altında oluşturulan çoğu alanın doğal bir orman ekosistemine dönüşemeden yok olduğu bilimsel çalışmalarla ortaya konulmaktadır.

Değerli milletvekilleri, resmî verilere göre ormanların yalnızca yüzde 55, yüzde 57'si verimli iken yüzde 40'tan fazlası seyrek, parçalanmış ve düşük verimli boşluklu ormanlardan oluşmaktadır. Yani her 10 hektar ormanın yaklaşık 4 hektarı ekolojik açıdan zayıf yapıdadır. Bu tablo ormanı sadece alan olarak büyütmenin yeterli olmadığını gösteriyor çünkü ormanlar, su rejimini düzenleyen, iklimi dengeleyen, toprağı koruyan ve Türkiye'nin zengin endemik bitki çeşitliliğine ev sahipliği yapan karmaşık eko sistemlerdir. Nitelik kaybı, bu, bütün yapının zayıflaması anlamına gelir. Nitekim, son yıllarda artan yangınlarda bu kırılganlığı ortaya koymaktadır. Uzun yıllar ortalaması yıllık 15 bin hektar civarındayken, bazı yıllarda bu rakamın katlanarak 50 bin hektarın üzerine çıktığı, 2021'de ise 139 bin hektarla rekor kırıldığı görülmüştür. Yangın sonrası alanların çoğu zaman tek tip ağaçlandırmayla yeniden kurulması ise ekosistem çeşitliliğini daha da sınırlandırmaktadır. Sorunun önemli bir boyutu da yanlış ağaçlandırma tercihidir. Geniş alanlarda tek tip çam dikimi hem yangın riskini artırmakta hem de ormanın ekonomik ve biyolojik değerini düşürmektedir çünkü çam ağacının yanıcı özelliği yüksek ve çam ormanlarında orman altı örtüsünden dolayı yangın kolaylıkla yayılabiliyor. Her dağın başına çam dikme sevdasından vazgeçin diyoruz. Katma değeri yüksek, yanıcı özelliği daha az olan türleri teşvik edin; mesela, önce zeytinlikleri muhafaza edin. Yüzlerce yıllık zeytin ağaçlarını köklerinden söküp yerine çam dikmenin milletin ocağına incir ağacı dikmekten bir farkı yoktur çünkü mesele sadece orman alanını arttırmak değil, milletin geçim kaynağını korumak; sağlıklı, dirençli ve zengin bir orman ekosistemi inşa etmektir.

Değerli milletvekilleri, burada çok açık bir gerçeği ifade etmek zorundayız. Türkiye'de orman politikaları giderek iktidar, rant, yağma eksenine sıkışmaktadır. Bir tarafta imar kararlarıyla değerlenen araziler, diğer tarafta madencilik ruhsatlarıyla parçalanan ormanlar; bir tarafta kamu yararı söylemi, diğer tarafta belli şirketlere sağlanan ayrıcalıklar. Bu tabloyu görmezden gelemeyiz. Bakınız, 2021 yılında yaşanan büyük orman yangınlarında 100 binlerce hektar alan zarar gördü. Peki, biz bu felaketten ne ders çıkardık? Yangın önleme kapasitemizi ne kadar artırdık? Denetim mekanizmalarını ne kadar güçlendirdik? Daha da önemlisi, yanan alanların akıbeti konusunda toplumun içi ne kadar rahat? Unutmayalım, şeffaflık yoksa güven de yoktur.

Değerli milletvekilleri, bugün burada konuştuğumuz mesele sadece ağaç meselesi değildir. Bu mesele gıda güvenliğidir, su güvenliğidir ve gelecek nesillerin hakkıdır. Eğer siz tarımı zayıflatırsanız, ormanı koruyamazsınız. Eğer siz kırsalı boşaltırsanız, doğayı savunamazsınız.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayın lütfen.

ŞERAFETTİN KILIÇ (Devamla) - Eğer siz rantı önceleyen bir anlayışla hareket ederseniz, sürdürülebilirliği sağlayamazsanız. Biz diyoruz ki: Kâğıt üzerindeki rakamlarla birbirimizi kandırmayalım, sahadaki gerçeklerle yüzleşelim; nicelikle değil, nitelikle konuşalım; günü kurtaran değil, geleceği koruyan politikalar üretelim. Bu Meclis millet adına denetim yapma sorumluluğunu yerine getirmelidir. Ormanlarımızın gerçek durumunu tüm boyutlarıyla ortaya koymak zorundayız çünkü mesele sadece bugünün meselesi değildir. Mesele, yarın çocuklarımızın nasıl bir ülkede yaşayacağı meselesidir.

Bu düşüncelerle, araştırma önergemize desteklerinizi talep ediyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (YENİ YOL ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)