| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 82 |
| Tarih: | 15.04.2026 |
TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - Çok teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Saygıdeğer milletvekilleri, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Dün Şanlıurfa'dan, bugün Maraş'tan çok üzüntü verici, acı verici, tatsız haberler aldık. Türkiye bugüne kadar hiç karşılaşmadığı eylemlerle, olaylarla ve korkunç bir tabloyla karşılaştı. Dün Şanlıurfa'da içinde çok sayıda öğretmen, polis memuru, öğrencilerin olduğu vatandaşlarımız yaralandı, bugün de Maraş'ta buna benzer bir olay yaşandı. Sahadan aldığımız bilgiler hakikaten büyük üzüntü ve kaygı verici ama burada paylaşmak istemiyorum, resmî açıklama yapıldıktan sonra daha dengeli konuşmalar yaparız, burada daha farklı bir yorum yapmak istemiyorum.
Özetle, söylemek istediğim şu: Sokaklar artık kimse için güvenli değil, milyonlarca ruhsatsız silahın olduğu bir ülke oldu Türkiye, insanların silaha kolayca ulaşabildiği bir ülke oldu; yanı sıra, her köşebaşında uyuşturucu satılır hâle geldi. Müteaddit defalar burada soru önergeleri, araştırma önergeleri verdik, sokak çeteleriyle ilgili, artan suç oranları ve çeşitliliğiyle ilgili gelin, bu konuların üstüne gidelim, beraber çözüm önerisi getirelim dedik, ciddiye alınmadı. Sosyal medyada, Telegram gruplarında çeteleşen, örgütlenen suç örgütleri ortaya çıktı. Allah aşkına, bu Parlamentonun en temel vazifesi, sorumluluğu çocuklarımıza güvenlik sağlamak, bu millete güvenlik temin edebilmek, sokakların huzurlu olabilmesini sağlamak; bununla ilgili gerekeni yapalım. Tablo biraz daha netleştikten sonra daha kapsamlı değerlendirme yapılır ancak bugün bütün Türkiye'ye geçmiş olsun diyorum. Gelen haberler umarım doğru değildir, umarım hayatını kaybedenler yoktur ama varsa da Allah rahmet eylesin diyorum ve bununla ilgili de Parlamentonun ciddi bir sorumluluk alması gerektiğini bir kere daha vurgulamak istiyorum.
Sayın milletvekilleri, tam on yıldır Maliye Bakanı "En kötüsü geride kaldı." diyor, kayıtları burada, ilk defa 2016'da söylemiş, ondan sonra her yıl tekrar etmiş. "En kötüsü geride kaldı, merak etmeyin, çözüyoruz bu işi." Ne zaman "En kötüsü geride kaldı." dediyse yerine daha kötüsü gelmiş, yerine biraz daha kötüsü gelmiş, millet biraz daha acı çekmeye başlamış ve maalesef hiç durmadan artan enflasyon ve hayat pahalılığı, yokluk ve sefalet millete her Allah'ın günü daha fazla acı, daha fazla ızdırap çektirmeye başlamış. Yine, Sayın Erdoğan'ın konuşmalarına baktım, son yedi yıl içerisinde 7 defa "Merak etmeyin, önümüzdeki sene enflasyon tek haneli rakamlara düşecek." demiş; hepsinin kayıtları burada ve her seferinde enflasyon artmaya devam etmiş, her seferinde hayat pahalılığı, açlık ve sefalet milletimizi vurmaya, milletimize ızdırap çektirmeye devam etmiş ama iktidar bu sorumluluğu almak, rasyonel bir ekonomi modeli üretmek yerine ne yazık ki spekülasyonlarla, söylemlerle, PR çalışmalarıyla bu süreci geçiştirmeye çalışmış. Şimdi, bakıyorsunuz, özellikle artan gıda enflasyonuyla ilgili iktidarın yaptığı açıklamalar var. Önce dediler ki "Ukrayna-Rusya savaşı oldu." Sonra ardından dediler ki: "Covid oldu, ondan dolayı böyle oldu." Sonra bir süre sonra dediler ki: "Don oldu. Kuraklık oldu." Okullar açıldı, bu sefer küçücük yavruları sorumlu tuttular. "Bu çocuklar okullar açılırken kitap aldı, defter aldı, ondan enflasyon yükseliyor." dediler. Sonra ramazan ayı geldi, mübarek ramazan ayını suçladılar, dediler ki: "Ramazan geldi, fiyatlar ondan arttı." Sonra döndüler, iki tane çeyrek altını yastığının altına koyan vatandaşları suçladılar, "Yastık altındaki altın bu enflasyonun sebebi." dediler; onları suçladılar. En sonunda yine, Mehmet Şimşek başladı mırıldanmaya, "Herhâlde bizim hedeflerimiz tutmayacak çünkü İran savaşı oldu, birkaç yıl daha sabredin, ondan sonra bakarız duruma." demeye başladılar. Bakın, bu bahanelerin hiçbiri gerçekçi değil çünkü yıllardan beri sizin uygulamış olduğunuz ekonomi politikaları bu ülkeyi bu hâle getirdi. Bakın, vaatlerinizin hiçbir zaman tutmadığını gösterecek bir rakam paylaşacağım sizinle. 2025 yılı için orta vadeli plan bir yıl önce açıklandığında denildi ki "2025'te enflasyon yüzde 14 olacak." Sonra dediler ki "Hayır, yüzde 15 olacak." Sonra Maliye Bakanı göreve geldi, "Yüzde 17 olacak." dedi. Ondan sonra Merkez Bankası açıklama yaptı, "Yüzde 24 olacak." dedi. Ardından bir rapor daha açıklandı, efendim, "Yüzde 27 olacak." denildi. Bir süre sonra "Yüzde 30-31 olacak." demeye başladılar. Sayın Cevdet Yılmaz bütçe konuşmalarında dedi ki: "Yüzde 28,5 olacak."
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, devam edin.
TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - Sayın Erdoğan "Mutlaka yüzde 30'un altında olacak." dedi. En az sekiz farklı tahmin yürüttüler 2025 yılı için, hiçbiri tutmadı, nihayetinde 30,89'la kapattık. Şimdi diyorlar ki efendim: "2026 yılında enflasyon yüzde 16 olacak." Şimdi mırıldanmaya başladılar "16 olmaz, 18 olur, biraz daha artar, savaş oldu." vesaire. Allah aşkına, siz bu ülkeyi yönetmeye başladığınız günden beri bir problem var. Her Allah'ın günü yeni bir model dayattınız ama bu ülkeyi mahkûm ettiğiniz bir tek model var, o model de bir tefeci modeli. Yurt dışından küresel tefecilerden aldığınız yüksek faizli parayla bu milleti faize ve yüksek enflasyona mahkûm ettiniz. Bir taraftan küresel tefecileri zengin ederken bir taraftan da vatandaşı açlığa, sefalete, yoksulluğa mahkûm ettiniz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun.
TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - Bakın, sadece bu yılın ilk üç ayında, 2026'nın ocak, şubat, mart ayında genel enflasyon yüzde 10, korkunç bir rakamdan bahsediyorum, gıda enflasyonu yüzde 15, yüzde 15'i de aşmış. Dünyanın en mümbit coğrafyasında, en bereketli topraklarında, en zengin topraklarında maalesef bu ülke varlık içerisinde yoklukta yaşamaya mahkûm edilmiş ve şimdi diyor ki Sayın Şimşek "E, ne yapalım savaş var. Savaş olduğu için de bu iş böyle olacak." Oturdum, rakamları tek tek çalıştım, bakalım, Sayın Şimşek gelmeden önce, geldikten sonra bu ülkede neler olmuş? 2020 ile 2026 şubatı arasındaki doğal gaz fiyatlarına baktım. Şimdi diyorlar ya "Doğal gaz fiyatları çok yükseldi, enflasyon da ondan oldu." 2020 ile 2026 arasında yani savaşın hemen öncesine kadar doğal gaz fiyatlarına bu ülkede yüzde 521 zam yapmışlar ya. Hiç durmadan diyorsunuz ki: "Karadeniz'de gaz bulduk, Gabar'da petrol bulduk. Hadi gözünüz aydın. Her işi halledeceğiz." ama bir bakıyorsunuz, dört beş yıl içerisinde doğal gaza yüzde 521 zam yapmışsınız. Bu kabul edilebilir bir şey mi Allah aşkına!
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayın lütfen.
TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - Yine, savaştan önceki bir yıla döndüm baktım, şimdi biliyoruz ya mazereti "savaş" diyeceksiniz, "Savaş oldu da ondan dolayı bu işler oldu." diyeceksiniz. Savaştan bir yıl önce yani savaş başlamasından önceki on iki aylık rakamları çıkarttım, mazota yüzde 30 zam yapmışsınız, DAP gübresine yüzde 35 zam yapmışsınız. Gıda enflasyonu da o dönem içerisinde yüzde 36 olmuş. Ya, Allah aşkına, böyle bir enflasyon varken, böyle bir ekonomi modeli varken hâlâ neye bahane üretiyorsunuz? Bu ülkede bahane varsa o bahanenin ta kendisi sizsiniz çünkü böyle bir uygulamayla, böyle bir ekonomi modeliyle bu ülkeyi maalesef varlık içerisinde yokluğa mahkûm ettiniz.
Diğer enflasyon oranlarına baktığımız zaman da korkunç bir tabloyla karşı karşıyayız. Mehmet Şimşek'in yönetimde olduğu dönemde otoyollara yüzde 500'den fazla zam yapılmış, üniversitelere yüzde 600'den fazla zam yapılmış.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.
TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - Listeyi uzatabilirim ama bu ülkenin bugün yaşadığı problemin bir tek sorumlusu bu ülkeyi faizciye, tefeciye mahkûm eden, hakiki üreticiyi, köylüyü, çiftçiyi, hayvan yetiştiricisini, esnafı ve Türk sanayicisini çökerten sizin anlayışınız ve uygulamanızdır. Bakın, size birkaç enteresan örnek göstereceğim: Mercimeği Kanada bizden aldı, mercimeği bizden öğrendi Kanada. Şimdi, Türkiye'de bir marketten mercimek fiyatları aldım.
ÖZLEM ZENGİN (İstanbul) - Bugün mercimek mi konuşacağız ya?
TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - Kanada'dan ithal edilen mercimek 50 liraya satılıyor ama Türkiye'den üretilip aynı markette satılan mercimek 75 liraya satılıyor ya. Allah aşkına, niye rahatsız oluyorsunuz?
EMRE ÇALIŞKAN (Nevşehir) - Niye rahatsız oluyorsunuz?
TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - Bu mercimek sizin yönettiğiniz ülkede satılıyor. Kanada mercimeğinin 50 lira olduğu bir ülkede Türk mercimeği 75 liraya satılıyor. Nasıl bir ekonomi modelidir bu?
EMRE ÇALIŞKAN (Nevşehir) - 4 tane çocuk ölmüş, daha mercimek diyorsun ya! Yeter, sus ya, her gün aynı şey ya!
TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - Utanmıyor musunuz bu ekonomi modelini savunmaya? Hâlâ bunu savunmaya utanmıyor musunuz ya? Bu mercimeği, bu mercimek fiyatını savunmaya utanmıyor musunuz siz ya? Böyle bir anlayış olur mu? Başınızı önünüze eğmeniz lazım.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
EMRE ÇALIŞKAN (Nevşehir) - 4 tane çocuk ölmüş ya, zamanı mı ya!
TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - Ben gerçek rakamları paylaşıyorum sizinle, milletin açlığını, sefaletini konuşuyorum. Böyle bir şey var mı? Milletin açlığını, sefaletini konuşuyorum.
EMRE ÇALIŞKAN (Nevşehir) - Allah Allah! Zamanı mı şimdi?
TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - Bitireceğim Sayın Başkanım, müsaade edin.
BAŞKAN - Buyurun bitirin.
CEYDA BÖLÜNMEZ ÇANKIRI (İzmir) - Şimdi zamanı mı yani?
EMRE ÇALIŞKAN (Nevşehir) - Şu an mı yani?
TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - Milletin...
"Şu an" diyorsunuz, sokaklar aç, sefalet içerisinde. Enflasyonu konuşmayacağım da neyi konuşacağım, senin istediğini mi konuşacağım bu ülkede? Açlık, sefalet diz boyu. Kahve fiyatlarına baktım, kahve fiyatlarına; son yedi yıl içerisinde dünyada 3,5 kat artmış, Türkiye'de 30 kat artmış ya! "Türk kahvesi" diye bütün dünyaya tanıtıyoruz, kahve fiyatları 30 kat artmış. Böyle bir ekonomi modeli olur mu? Biz milletin derdini buraya getireceğiz, konuşacağız ve diyorsunuz ki "Ama hayır konuşulmasın, biz ne istersek onu yapalım." Hayır, sizin istediğiniz olmayacak. Siz gidin, parti mitinglerinde istediğiniz şeyi konuşun. Burada milletin derdi konuşulacak. Burada bu milletin sıkıntısı neyse, bu milletin çilesi neyse, bu milletin gündemi neyse o konuşulacak. Sokaklarda insanlar açlık ve sefalet içerisinde, güvensizlik içerisinde, derin bir yoksullukla boğuşuyor. Biz milletin derdini gündeme getireceğiz "Hayır efendim, konuşmayın." diyorsunuz. Elbette konuşacağız. Bizim burada milletin derdini konuşmamıza hiç kimse mâni olmayacak.
Son bir dakika uzatmayacağım, ne olursunuz bağışlayın, son bir dakika.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun tamamlayın.
CEYDA BÖLÜNMEZ ÇANKIRI (İzmir) - Ne bir dakikası ya!
ÖZLEM ZENGİN (İstanbul) - Kaç dakika oldu Sayın Başkanım ya? On yedi dakika falan oldu bence, on yedi dakika oldu.
TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - Sayın Zengin, Meclisi siz yönetmiyorsunuz.
ÖZLEM ZENGİN (İstanbul) - Siz de yönetmiyorsunuz.
TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - Burası otokrasiyle yönetilmiyor, burası Parlamento. Biz konuşmak için buradayız, konuşacağız.
ÖZLEM ZENGİN (İstanbul) - Siz de yönetmiyorsunuz, siz de yönetmiyorsunuz. Yöneten kişi oturuyor.
TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - Biliyorum rahatsız oluyorsunuz, milletin derdinin konuşulmasından rahatsız oluyorsunuz ama konuşmaya devam edeceğiz.
BAŞKAN - Sayın Çömez, siz tamamlayın.
Sayın Zengin, siz de istediğiniz zaman söz veriyorum ama size de uzatıyorum yani bütün grup başkan vekillerine yapıyorum.
ÖZLEM ZENGİN (İstanbul) - Sağ olun ama hani artık konu sapmaya başladı yani.
TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - Sayın Başkanın vermiş olduğu söze dahi müdahale etmeye çalışan bir anlayışla karşı karşıyayız.
ÖZLEM ZENGİN (İstanbul) - Siz öyle anlamaya devam edin.
TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - Bırakın konuşalım; bütün televizyonları kontrol altına aldınız, TRT'yi pravda medyasına çevirdiniz ve burada milletin ıstırap içerisinde olduğu ekonomik tabloyu konuşmamıza bile tahammül edemiyorsunuz. Konuşmaya devam edeceğiz.
ÖZLEM ZENGİN (İstanbul) - Ben size bizim haber olma oranlarımızı göstersem ağzınız açık kalır.
TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - Milletin gündemi ise, milletin derdi ne ise onu burada konuşmaya devam edeceğiz.
Son olarak Mehmet Şimşek'e bir mesajım var buradan, Mehmet Şimşek İngiliz tefecilerin kapısının önünde para ararken, onlardan yüksek faiz, düşük kurla para isterken, bu milleti faiz ekonomisine mahkûm ederken kendisine bir ricam var: Oranın en lüks marketlerinden bir tanesine gitsin, oradan bir marul alsın. Dün Londra'dan getirttim -marulun kendisi de burada- 55 lira. Londra'da en lüks marketlerdeki marulun fiyatı, İstanbul'dan aldım 175 lira. Böyle bir ekonomi modeli, dünyanın en mümbit topraklarında, en zengin coğrafyasında milleti bu şekilde yaşatan ekonomi modeline ve bunu uygulayanlara yazıklar olsun diyorum. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)