| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 81 |
| Tarih: | 14.04.2026 |
DEM PARTİ GRUBU ADINA DİLAN KUNT AYAN (Şanlıurfa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Şimdi, burada konuştuğumuz mesele öyle teknik bir konu değil aslında. Bakın, önergede diyor ki: "Bürokratlar siyasallaşıyor." Biz de diyoruz ki: Hayır, siyasallaşmıyor, zaten siyasetin ta kendisi durumuna gelmiş. Öyle arkabahçe falan değil âdeta tam bir önbahçeden ibaret. Açık, aleni, hiç çekinmeden bu iktidarın tam da böyle çarkına su taşıyan bir yerde olduğunu görüyoruz. Her yerde iktidarın şürekâsı kapıları tutmuş ve şunu net ifade edelim: İktidarın sözcüsü olmayan bürokrat bulmak neredeyse yok diyebiliriz.
Değerli arkadaşlar, şimdi, malumun ilamı olan bir olaydan örnek vermek istiyorum. Yüksel Kocaman, kendisi Ankara Cumhuriyet Başsavcısıydı, 2016 sonrasında da en kritik siyasi davaların savcılığını yürütmüştü kendisi. Ve öyle bir savcıydı ki düşünün, nikâh töreninden çıkar çıkmaz gelinliğiyle, damatlığıyla Cumhurbaşkanının yanında soluğu almış birisi. Sadece bununla da kalmamış, bütün siyasi iktidarın üst düzeyleriyle boy boy fotoğrafları olan birisi. Elbette ki bu fotoğraflar boşa değildi, sonucunu aldı; Yüksel Kocaman yüksele yüksele Yargıtay üyeliğine kadar yükseldi kendisi ve yeni bir skandalı ortaya çıktı meğer Sayın Savcı bu kadar payeleri, bu kadar terfileri yeterli bulmamış ve Türkiye'nin en büyük organize suç örgütlerinden birinin lideri olan Ayhan Bora Kaplan'dan bir lüks araç hediye almış hem de ne zaman yapmış bunu? Kendisiyle ilgili bir soruşturmayı yürüttüğü sırada. Şimdi biz bu üçgenin hangi açısından bakacağız? Nereden tutsak elimizde kalan bir piramitten bahsediyoruz. İşbu siyasallaşma sadece ve sadece yargıda da değil biz siyasetin her alanında bunun olduğunu görebiliyoruz. Siyasi atamalarla makamlara gelenlerin her gün bir vukuatı çıkıyor ama ne hikmetse hiçbirine hiçbir şey de olmuyor. Bakın, bu sadece Ankara'da veya yargıda olan bir şey değil. Bakın, Urfa Hilvan'da -hiç uzağa gitmeyelim- kamu hizmetlerinde olması gereken bürokratlar âdeta AKP ilçe başkanlığının emrinde çalışıyor, şaka değil. İlçe eğitim koordinasyon toplantısında kim var? AKP ilçe başkanı. Bir siyasi partinin ilçe başkanının böylesi bir toplantıda ne işi var? Şimdi halk bunu görünce ne diyor? Ha, demek ki okul AKP'nin, sadece okul değil müdür de AKP'nin, vallahi öğretmenler de AKP'nin, hepsi AKP'ye, siyasal iktidara ait bir durummuş gibi görüyor. Bu böyle bir hâl almış ki bütün kamu kaynakları, kamu gücü tek bir partinin teşkilatı hâline gelmiş durumda. En ağırını nerede gördük biz? Bakın, kayyumlarda gördük, Diyarbakır'da, Mardin'de, Van'da halk oyunu vermiş, belediye başkanını seçmiş fakat kayyumlar atanıyor. Sözde kayyumun daha o koltuğa oturmadan AKP'li bir belediye başkanından daha bir AKP'li gibi tavırlar sergilediğini görüyoruz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayın.
DİLAN KUNT AYAN (Devamla) - Şimdi, gel gelelim işin özüne. Bütün bunlar aslında neden oluyor, neden ortaya çıkıyor? Nevi şahsına münhasır başkanlık sisteminden çıkıyor, Cumhurbaşkanı bakanları atıyor; yetmiyor, bakan yardımcılarını atıyor; yetmiyor, HSYK Başkanlarını atıyor; yetmiyor, rektörleri atıyor ve bütün atamaları yapıyor ve bu düzende -hiç kusura bakmayın- gelip bize diyorsunuz ki: "Güçler ayrılığı var." Güçler ayrılığı bu işin neresinde? Siyasetin, bürokrasinin ve kurumların en tepesine yerleşmiş o ayrıcalıklı dar çerçevede, tepeden tırnağa halktan kopmuş, kendi düzenini kurmuş bir azınlık olduğunu görüyoruz. İşte, biz de tam da buna itiraz ediyoruz. Halkın iradesinin gerçekten yönetime yansıyıncaya kadar, kamu gücü halkın ihtiyaçları için kullanılıncaya kadar biz mücadelemizi sürdüreceğiz diyorum.
Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (DEM PARTİ ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)