| Konu: | Otuz sekiz yıl önce Enfal operasyonuyla başlatılan vahşete, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’a ve ASKİ’nin sattığı suyun fiyatlandırma tarifesinin idare mahkemesi kararıyla iptal edilmesine, İliç maden faciasının 7’nci duruşmasına, Karadeniz’deki vahşi madenciliğe, okullardaki şiddete ve Millî Eğitim Bakanına ilişkin açıklaması |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 81 |
| Tarih: | 14.04.2026 |
MURAT EMİR (Ankara) - Teşekkür ederim.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ben de sözlerime otuz sekiz yıl önce Enfal operasyonuyla başlatılan ve Halepçe'de 5 binin üzerinde Kürt'ün ve toplamda 200 bine yakın insanın katledilmesiyle sonuçlanan, insanlık tarihinin gördüğü en ağır kimyasal silahların kullanıldığı vahşeti kınayarak başlamak istiyorum. Böylesi vahşetlerin bir daha yaşanmaması için hafızamızda tutmak gerektiğinin de bir kez daha altını çizerek takdirlerinize sunuyorum.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Ankara Büyükşehir Belediye Başkanımız Mansur Yavaş, hiçbir ayrım yapmaksızın tüm Ankaralılara yaptığı son derece nitelikli, önemli hizmetlerle ve özellikle yoksullara verdiği sosyal desteklerle tüm Türkiye'ye örnek olmuş bir Belediye Başkanıdır. Ve nitekim, bunun bir gereği olarak daha önceki yıllarda neredeyse 2 dolara satılan suyun tonunu 1 dolara kadar düşürmüş ve az su kullananları daha çok desteklemek açısından, yoksul halk kesimlerini desteklemek açısından özellikle 15 tona kadar su kullanımını sübvanse etmiş, desteklemiş ve özel bir tarife uygulamıştır. Yani 10 tona kadar, 15 tona kadar en tasarruflu şekilde su kullanan 1 milyon 200 binin üzerindeki aboneyi korumuş ama suyla havuzunu dolduran zenginleri göz ardı etmiştir ve nitekim, Ankaralı suyu olabildiğince ucuza kullanmıştır. Bundan rahatsız olan bazıları mahkemeye gittiler ve mahkeme bu tarifeyi iptal etti. Tekraren altını çizmek isterim, mahkemenin iptal ettiği suyun ucuz veya pahalı olması değildir, zaten idare mahkemesinin böyle bir yetkisi de yoktur ama idare mahkemesi tarifeyi iptal etmek durumunda kalmıştır mevcut yönetmeliğe uyarak. Tarife de 1 milyon 200 bin abonenin sübvansiyonlu, düşük, az ücretli su kullanmasını sağlayan ve yoksul Ankaralıları, sudan tasarruf eden Ankaralıları koruyan tarifedir. Dolayısıyla bunun sonucu olarak Ankaralılar artık 46 liradan kullandıkları suyu 51 liradan kullanacaklardır. Ankaralı ayağa kalkmıştır ve bunun müsebbiplerine de hesabını soracaktır. Bakın, idare mahkemesi kararı elimde; idare mahkemesi kararı uyarınca Ankara'daki suyun, ASKİ'nin sattığı suyun fiyatlandırma tarifesi iptal edilmiştir. Burada açıkça böyle yazıyor. Dolayısıyla "Biz gittik mahkemeye, su zammını iptal ettirdik." demek tam bir palavradır, tam bir yalandır. O kadar gücünüz varsa, o kadar yetkiniz varsa, mahkemeler böyle zamları iptal edebiliyorsa ne duruyorsunuz, doğal gaza yüzde 25, elektriğe yüzde 25 zam yapan siz değil misiniz; gidin mahkemeye, bunları da iptal ettirin ama öyle değil. (CHP sıralarından alkışlar)
Tabii, Mansur Yavaş, böylesine hizmetleri olan Mansur Yavaş siyasi iktidarın da radarında; cezalandırmak için, sıkıştırmak için, zorlamak için, elini kolunu bağlamak için her şeyi yapıyorsunuz. Şimdiki iddia ne? Efendim, Karabük'teki seçimlere 6 tane belediye aracı gitmiş. Peki, bu araçların gitmesiyle ilgili Sayın Mansur Yavaş'ın bir emir ve talimatı var mı? Yok. Zaten mahkemeden soruşturma izni talep edenler "Her ne kadar Mansur Yavaş'ın bir emir veya bir talimatı olmamakla birlikte -onlar da teyit ediyorlar- ancak ve ancak hayatın olağan akışına göre ondan habersiz olamazdı." diyorlar. Bir varsayımsal iddia üzerinden Mansur Yavaş'ı karalamaya, onu Ankaralının da Türkiye'nin de gözünden düşürmeye çalışan bir siyasi mühendislik var; her zaman yaptığınız gibi bunu adaleti, yargıyı alet ederek yapıyorsunuz. Daha önce bu iddialar gündeme geldiğinde Mansur Yavaş Teftiş Kurulunu harekete geçirmiş, Teftiş Kurulu çalışmış, Sayın Başkanla ilgili bir delil bulunamamış, mahkeme bulamamış ama "Soruşturacağız." diyorsunuz. Soruşturun, bizim veremeyecek hiçbir hesabımız yok ama eliniz değmişken, yüreğiniz yetiyorsa şunları da soruşturun.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, devam edin.
MURAT EMİR (Ankara) - Bakın, 2019 seçimlerinde zamanın İBB Başkanı Mevlüt Uysal belediye otobüslerine AKP bayrağı giydirmiş, Yenikapı'daki mitinge götürmüş; işte delilleri, bunları da soruşturun, bunları da soruşturun. Sayın Zengin, bunları soruşturmadıktan sonra "Ne yaparız da Mansur Yavaş'ı sıkıştırırız? Ne yaparız da sustururuz?" demenin, bunların hiçbir geçerliliği yok.
Bakın, bugün İliç maden faciasının bir duruşması vardı, 7'nci duruşması görüldü. İliç maden faciasında şirket sahipleri yargılanmıyor, kamu görevlileri yargılanmıyor. Yargılanan kim? Orada yargılananlar teknik personel ve ilgili kişiler. Oysa orada, bakın "ÇED Olumlu" raporu veren yani kapasite artırımına "ÇED Olumlu" raporu veren ve 1'inci bilirkişi raporunda direkt sorumlu tutulan Murat Kurum'dan başlayarak şirket sahiplerinin yargılanması gerekirdi.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, devam edin.
MURAT EMİR (Ankara) - Bu yargılanma eksiktir; yanlı, taraflı bilirkişi raporlarına dayandırılmaktadır; şirket sahipleri korunmaktadır ve birkaç şirket yöneticisi üzerinden -ölen kişilerin- 9 kişinin kanı yerde bırakılmak istenmektedir.
Madencilerin Türkiye'de yaptıkları bitmiyor Sayın Başkan; Karadeniz'i, fındığı, çayı, yeşili, canlıları, ormanları madenciliğe peşkeş çekiyorlar. Vahşi madencilikle bütün Karadeniz'in dağlarını, ovalarını âdeta bir köstebek gibi oyuyorlar. Bazı rakamları sizlerle paylaşmak istiyorum: Bakın, sadece Ordu'nun 8 ilçesinde ruhsatlılık oranı yüzde 90'lara geldi, Ordu'nun yüzde 74'ü maden alanlarına peşkeş çekiliyor.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
MURAT EMİR (Ankara) - Toparlıyorum Sayın Başkan.
BAŞKAN - Buyurun.
MURAT EMİR (Ankara) - Aynı şekilde, Giresun'un yüzde 85'i maden sahası ilan edildi ve sadece Giresun'da 100 bin çiftçi, 1 milyar dolarlık fındık üretimi, 38 köy, meralar tehlike altında, yok edilme tehlikesiyle baş başalar.
Bakın, Cantürk Alagöz, sizin milletvekiliniz, Alagöz Holding. Hani ısrarla bir aşıyı getirmiştiniz, ısrarla fiyatını söyleyemiyordunuz, biz ortaya çıkartmıştık; hani "Aracı kullanmıyoruz." demiştiniz de Cantürk Alagöz'ün aracı olduğunu ortaya çıkarmıştık; hani Cantürk Alagöz'ün cebine her 1 aşı için 5 dolar koymuştunuz; hani ona 1 milyar dolarlık bir kâr sağlamıştınız ya, şimdi o, Karadeniz'in madenlerini oymakla meşgul; o da gelsin, o da cevap versin.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.
MURAT EMİR (Ankara) - Bakın, sadece Görele ve Tirebolu'daki madenlerine yürütmeyi durdurma kararı alınmış; tabii, yürütmeyi durdurma kararını takan kim, almışlar jandarmayı, tekrar gelmişler, madende sondaj yapacaklar. Hukuka eninde sonunda uyacaksınız; Karadeniz'in dağını, yeşilini, çayını, fındığını, köylerini, ağaçlarını sizin vahşi, kör madencilik hırsınıza ve doların yeşili sevdanıza asla peşkeş çektirmeyeceğiz; bunu da böyle bilin. (CHP sıralarından alkışlar)
Sayın Başkan, son söz olarak okullarımızda şiddet bir türlü bitmiyor. Bakın, elimde çok uzun bir liste var, bu liste sadece 2024 yılından sonraki liste. Okullarımız güvensiz, çocuklarımız güvensiz okullarda eğitimlerine devam etmek zorundalar; veliler çocuklarımızı okula yollarken güven içerisinde değiller, huzurlu değiller. Nasıl olsunlar? Daha bugün Şanlıurfa'nın Siverek ilçesinde bildiğimiz elim olay gerçekleşti ve çocuklarımız, öğretmenlerimiz yaralandı.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.
MURAT EMİR (Ankara) - Bakın, okullarımızın bir an evvel güvenli ve bilimsel eğitimin yapıldığı alanlara dönüştürülmesi gerekiyor, bunu başarmak zorundayız. Dolayısıyla, bunun için güvenlik görevlilerinin mutlaka okullarda istihdam edilmesi gerekiyor, temizlik görevlilerinin mutlaka istihdam edilmesi gerekiyor, rehber öğretmenliğin yaygınlaştırılması gerekiyor. İlk elden 100 binden fazla öğretmenin atanması lazım ama sizin yaptığınız gibi değil, mülakatsız ve liyakat esasına göre atanması lazım. Bunu yapacak kim? Millî Eğitim Bakanı. Millî Eğitim Bakanı ne derdinde? Nerede bulursa Mustafa Kemal'le hesaplaşma derdinde. Okulları tarikatların, cemaatlerin arka bahçesine dönüştüren, Mustafa Kemal'le ve onun devrimleriyle mücadelesi bir türlü bitmeyen Yusuf Tekin, şimdi kitap fuarında gezerken çok sevdiği bir kitabı alıyor ve yazarıyla resim çektiriyor.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
MURAT EMİR (Ankara) - Tamamlayın lütfen.
MURAT EMİR (Ankara) - Bu kişi Türkiye Cumhuriyeti'nin Millî Eğitim Bakanı; bu ayıp da size yeter. Kitabın ismi: "Kemalist Esaretin Gerçek Sahipleri" İşte, sizin Millî Eğitim Bakanınız ve sizin Millî Eğitim Bakanınızın Kemalist devrimlerle, cumhuriyetin temel ilkeleriyle, laik, bilimsel, çağdaş eğitimle mücadelesi; tam size yakışan bir Millî Eğitim Bakanı.
Teşekkür ederim Sayın Başkanım. (CHP sıralarından alkışlar)