| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 81 |
| Tarih: | 14.04.2026 |
SEZAİ TEMELLİ (Muş) - Teşekkür ederim.
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; sizleri saygıyla selamlıyorum.
Ben de sözlerime Enfal soykırımında yitirdiğimiz 200 binden fazla insanımızı, Kürt halkını anarak başlamak istiyorum. Evet, büyük bir acı fakat bu coğrafyanın kaderinde hep bu acılar var olageldi ama en büyüklerinden biri de 14 Nisan 1988'de Saddam rejimi tarafından, Baas rejimi tarafından gerçekleştirilen Enfal soykırımıdır. Tabii, bunun soykırım olarak kabul edilmesi gerçekten büyük önem taşıyor çünkü otoriter rejimler, faşist rejimler, baskıcı rejimler aslında halklara yönelik bu saldırılarını, bu soykırımlarını devam ettiriyorlar. Bugün bir savaşın içindeyiz Orta Doğu'da. Evet, geçmişte bu acılarımız var ama bugün de bu acılar devam ediyor, Filistin'de devam ediyor, İran'da devam ediyor. Emperyalist güçler saldırıyor, halkları katlediyorlar ama İran rejimi de bu arada Kürtleri idam etmeye devam ediyor çünkü bütün Orta Doğu'ya baktığımızda, Mezopotamya'ya baktığımızda gördüğümüz manzara şudur: Kürt meselesinin demokratik çözümünden yoksun kalan toplumlar sürekli olarak işte bu soykırımlara, bu acılara sürüklendiler, maruz kaldılar.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün gerçekten Kürt meselesinin demokratik çözümü adına çok önemli bir evredeyiz. Türkiye bu anlamda önemli bir adım atıyor, cesaretle atıyor. Bugüne kadar, evet, yakındığımız, eleştirdiğimiz konular olsa da önemli bir mesafeyi katettik; yetersiz. Şimdi ısrarcı olmalıyız, ısrarcı olmalıyız ve gerçekten bu barış yasalarını, bugün toplumun beklediği adımları hep beraber atmalıyız. Atmalıyız çünkü pozitif barışı inşa etme zamanı gelmiştir. Bakın, negatif barış konusunda atılan bu cesaretli adımların karşılığını şimdi hep birlikte üretmek zorundayız. Bir demokratik entegrasyonun kapısı açılmıştır, Türk ve Kürt halklarının bir arada yaşama olanağının koşulları yaratılmaya çalışılmaktadır. Bu konuda laf yetiştirmek, yorumlara boğulmak yerine aslında gerçekten bir demokratik müzakere zemininde geleceği hep beraber bir demokratik toplum aklıyla inşa etme zamanı gelmiştir. Artık geç kalma lüksümüz yoktur, artık arabayı atların önüne koyma zamanı değildir. Doğru yöntemi bulmak, doğru tartışmaları, demokratik müzakereyi ve yasaları hayata geçirecek bir siyaseti hep birlikte var etmeliyiz. Siyaset üzerine düşen sorumluluğu almadığı sürece işte bu barbarlıkla karşı karşıya kalır, siyaset üzerine düşen sorumluluğu almadığı sürece işte halklar bu soykırımlara maruz kalır, işte bu savaşlar devam eder.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; önemli bir gelişme yaşandı Gülistan Doku'yla ilgili. Altı yılı geçen bir süre boyunca "Gülistan Doku nerede?" diye başta ailesi olmak üzere herkes sordu ve nihayet bir soruşturma açıldı; bu soruşturmaya bağlı olarak da 12 kişi hakkında gözaltı haberini aldık. Evet, çok geç kalınmış ama bu 12 kişinin gözaltına alınmasıyla biz şunu artık anlamış oluyoruz: Bu bir intihar değil, demek ki cinayetmiş; ilk günden beri bunu söyledik. Bu ülkede tüm şüpheli kadın ölümlerinin ya da kadınların kaybolmasının arkasında mutlaka bir cinayet şüphesi vardır ve mutlaka da soruşturulmalıdır. Bugüne kadar bu ihmal edildi diye ailesi sürekli altı yıl boyunca bu acıyı yaşadı ama bu mücadeleyi vermekten de geri kalmadı ve bugün bu soruşturmanın açılması önemli bir adımdır. "İntihar" dediler, delil kararttılar, her şeyi yaptılar ama dönüp baktığımızda aslında bu çaba içinde olan dönemin Tunceli Valisinden tutun da o dönemdeki il özel idaresi çalışanlarına kadar birçok kişinin bu suçun içinde yer aldığını görüyoruz.
Tabii, Gülistan Doku'dan bahsetmişken Rojin Kabaiş'ten de bahsetmek istiyorum. Rojin Kabaiş'e yönelik de yine bir delil karartma, yine bir intihar meselesiyle konuya yaklaşılmaktadır. O konuda da ısrarla dile getirdiğimiz gibi, Rojin Kabaiş katledilmiştir, burada da cinayet şüphesiyle soruşturma bir an önce derinleştirilmeli, yaygınlaştırılmalıdır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; evet, çok kötü bir haber aldık: Tabii, Urfa'da silahlı saldırı gerçekleşti. 19 yaşında bir genç, 16 kişiyi yaraladı; 16 kişi içinde kimsenin ölmemiş olması tabii ki sevindirici. Yaralama olayını gerçekleştiren genç kendi canına kıydı. Bu olayı böyle münferit bir olay diye geçiştiremeyiz. Burada dönüp bakmamız gereken en önemli meselelerden biri şu:
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, devam edin.
SEZAİ TEMELLİ (Muş) - Bir: Bu genç nasıl elini kolunu sallayarak uzun namlulu bir silahla bu okula giriyor? İkincisi: Bu genç bu silahı nereden buluyor? Ha, diyeceksiniz ki: "Bu ülkede silahı bulmak o kadar kolay ki!" Bireysel silahlanmada resmî rakamlara göre 32 milyondan fazla silah var yani her iki kişiden, her iki yetişkinden biri silahlı bu ülkede, kaldı ki bu resmî rakam. Dolayısıyla bu kadar yaygın silahlanmaya karşı bizim artık bir kanun teklifini bir an önce hazırlamamız ve bu bireysel silahlanmaya karşı mücadele etmemiz gerekiyor; aksi hâlde bu olaylar giderek yaygınlaşacak, nitekim de öyle oluyor, geçmişte de buna benzer birçok vaka yaşandı. Dolayısıyla, silahla gerçekten bu ülkenin bir sorunu var ama özellikle de bireysel silahlanmanın yaygınlaşmasıyla ilgili, bununla ilgili gerekli düzenlemeler yapılmalı.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, devam edin.
SEZAİ TEMELLİ (Muş) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 1 Mayısa gidiyoruz, 1 Mayısa yaklaştığımız bugünlerde ülkemizde işçi manzaralarına bakmak lazım. Bugün vermiş olduğumuz grup önerimizde asgari ücreti konuşacağız. Gerçi bu ülkede asgari ücret âdeta bir ortalama ücret oldu çünkü bu ülkede birkaç milyon insan asgari ücretin de altında ücretle çalışıyor. Yani artık sefalet ücretinin yaygın hâle geldiğini biliyoruz, emeklilerin ücretini zaten söylemiyorum. Dolayısıyla asgari ücret sorununa ciddi yaklaşmamız gerekiyor. Eğer gerçekten bu yoksullukla mücadele etmek gerekiyorsa bunun gereği için adım atmamız gerekiyor. Bu konuda vermiş olduğumuz araştırma önergesini tüm dikkatinizle izlemenizi ve bu konuda ortak bir çabayı hayata geçirmenizi talep ediyoruz çünkü durum vahimdir.
Tabii, bir başka önemli mesele, sadece ücret belirlemesi değil, çalışanların, işçilerin haklarının gasbıdır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayın.
SEZAİ TEMELLİ (Muş) - Özellikle sendikal haklarının yok sayılması, çalışanların ücretlerinin ödenmemesi, tazminatlarının ödenmemesi, bunun ötesinde fazla mesaiye maruz kalmaları, birçok sorunu sayabiliriz.
Bakın, şu anda Beypazarı'ndan madenciler Ankara'ya doğru yürüyorlar. Yıldızlar Holdinge bağlı Doruk Madencilikte çalışan işçiler ücretlerini alamıyorlar, bunun için mücadele ediyorlar, tazminat hakları yok. Bu şirket sadece işçilerin ücretlerini ödememekle kalmıyor, esnafa olan borcunu da ödemiyor, kamu borçlarını da ödemiyor. Kim bu Yıldızlar Holding? Yıldızlar Holding, çok iyi tanıyor Meclis. Neden? Çünkü Meclis Yıldızlar Holdinge ödül vermiş, bu firmaya. Bu firmaya bakmak için şu haritaya bakmak gerekiyor. Bakın, burada sadece Yıldızlar Holdingin almış olduğu ruhsatlarla aslında yaratmış olduğu bir salgını görüyorsunuz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayın, lütfen.
SEZAİ TEMELLİ (Muş) - Maden salgını yani doğayı katleden salgın. Bütün firmaları bu haritanın üzerinde işlesek harita görünmez olacak yani ülkenin nasıl yok edildiğini, katledildiğini buradan görmeniz mümkün ve bu firma bunca maden ruhsatıyla ülkenin altını üstüne getirirken, ülkeyi ekolojik bir yıkıma uğratırken bir de kazancından vergi bile ödemiyor, işçilerin ücretlerini de ödemiyor, böyle bir talan düzeniyle karşımıza çıkıyor ama sadece bu firmayla kalmıyor mesele dönüp baktığınızda şimdi, örneğin Dersim Pülümür'de biyoçeşitlilik olarak dünya literatürüne geçmiş bir yerin biyoçeşitliliği krom madenciliği için yok ediliyor ve burada çıkarılacak 50 bin ton kromun karşılığında 250 bin ton atık bırakılacak oraya.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayın lütfen.
SEZAİ TEMELLİ (Muş) - 250 bin ton atık demek Pülümür'ün aslında ne biyoçeşitliliğinin ne de yaşamının artık kalmaması demek.
Bir başka şey, aylardır burada dile getiriyoruz, Varto meselesi, Varto'daki JES meselesi. Orada doğa katliamı açısından çok kritik bir önemde olduğunu dile getiriyoruz ama o konuda da bir adım atılmıyor.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; emek, ekoloji ve kadın mücadelesinin güçlü bir şekilde bu ülkede hayata geçmesi için mücadele eden bir partiyiz. Bu anlamıyla da bu 1 Mayısta savaşa karşı, emperyalizme karşı, kadın özgürlükçü, ekolojik ve emek yanlısı bir buluşma için alanlarda olacağız. Biz bugünden hep birlikte tüm emekçileri, tüm kadınları ve ekoloji mücadelesi veren tüm kesimleri 1 Mayısa davet ediyoruz.
Teşekkür ederim. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)