GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:81
Tarih:14.04.2026

MEHMET EMİN EKMEN (Mersin) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Bu hafta Şehitler Haftası, bağımsızlığımız ve milletimizin huzuru uğruna canlarını feda eden aziz şehitlerimizi bir kez daha derin bir hürmetle anıyoruz. Şehitler Haftası nedeniyle her yıl yürek yakan, gurur veren haklı konuşmalar yaparız ancak asıl vazifemiz, şehitlerimizin uğruna fedai can eylediği değerleri korumak, devleti ve vatanı adaletiyle, refahıyla ve kurumsal aklıyla sarsılmaz bir hâle getirmektir. Acılı anaların, babaların ve evlatların yüzüne mahcubiyetsiz bir şekilde bakabilmenin tek yolu, hukuku, eğitimi, liyakati ve devleti herkesin devleti yapacak sarsılmaz değerlerle, ilkelerle donatacak hâle getirmektir. Bu ağır sorumluluğun bilinciyle aziz şehitlerimizin hatıraları önünde sadece hürmetle değil onlara verilmiş olan sözlerin, ödenmesi gereken borçların ağırlığının bilinciyle eğiliyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkanım, bu hafta Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlarından Sayın Hüsamettin Cindoruk'u kaybettik. Kendisi, siyasi yürüyüşünü "Ben darbelerin hem kurbanıyım hem de tanığıyım." diyerek özetlemişti. Cindoruk'un tanığı ve kurbanı olduğu o vesayet dönemlerinin bu topraklarda bir daha asla yaşanmamasının tek yolu, hukukun üstünlüğünü devletin pusulası yapmaktır. Sayın Cindoruk'un hatırasını bir kere daha yâd ediyor, kişilere değil kurallara ve hukuka bağlı bir Türkiye ve yönetim inancıyla Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Başkanım, bu hafta anmamız gereken acı vakalardan biri de Irak'ta 1986 ve 89 yılları arasında 200 bine yakın insanın yaşamını yitirdiği, 4.500 civarında köyün tahrip edildiği, 1 milyondan fazla kişinin mülteci duruma düşürüldüğü ve 16 Mart 1988 Halepçe katliamı ile bir soykırım olarak tescillenmiş, üç yıl süren Enfal katliamının da yıl dönümü içerisindeyiz. Enfal katliamı birçok devletin parlamentosu tarafından da soykırım olarak tanımlanmıştır. Bu acılı hatıraları yâd etmemiz sadece bir anma değil içinde bulunduğumuz bu türbülans döneminde de Orta Doğu'yu Türk, Kürt, Arap ve diğer bütün dinî ve etnik unsurlarla birlikte barış içerisinde bir yaşama, barış içerisinde bir bölgeye dönüştürmenin sorumluluğu içerisindeyiz. Ümit ediyoruz ki hem ülkemizde hem komşularımızla ilişkilerimizde bu acılı hatıralardan ders alan yaklaşım içerisinde bölgemizi İsrail'in soykırımcı politikalarının oyunu ve parçası olmuş bir bölge olmaktan çıkartır, bütün devletleri barış adasına dönüştürürüz diyorum.

Sayın Başkanım, burada geçtiğimiz hafta yaptığımız konuşmalardan birinde, gerçekten Türkiye'de ehliyet ve liyakatin ne hâle düştüğünü gösteren trajikomik bir vakayı paylaşmış idik. Bu vaka Tozkoparan İskender filmindeki bir aksesuarın Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunda, hem belediyelerin hem Bakanlığın hem Valiliğin temsil edildiği bir kurulda tarihî eser olarak tescili vakasıydı. Konu kamuoyuna mal olunca burada, bir kurulda bir yetkilinin görevden alındığı anlaşılıyor. Ancak unutmayalım ki, bu vaka tekil bir vaka değildir. Elbette bir soruşturma yürütülmüş olması olumludur. Bunun akademik yönü de vardır; dergilerde akademik makale olarak yayınlanmış olması birçok safahatta bu hatanın yapıldığını gösteriyor. Çok geriye değil, sadece son birkaç yıla baktığımızda 2023 yılında Ankara Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesinde yeni yontulmuş bir mermere Bizans eseri tescilinin yapıldığını, 2022 yılında Aydın'da muhtemelen bir eser kaçırılma işleminin parçası olarak Donatello heykeline sahtelik raporu verilerek adli soruşturmadan uzaklaştırıldığını, 2017 yılında Batman'da paha biçilmez altınların müzeden kaybolduğunu, aynı şekilde Uşak'ta paha biçilmez eserleri sahtesiyle değiştirildiğini hatırladığımızda kültürel mirasımızı yeterince koruyamadığımızı görüyoruz. Tescil mekanizmalarındaki masabaşı kolaycılık, koruma mekanizmalarındaki denetimsizlik şüphesiz artık tekil olaylar olmaktan çıkmış, birer sistematik soruna dönmüştür. Bu konuda Kültür ve Turizm Bakanlığına bu son olayı da vesile bilerek daha sistematik sorunların tespiti ve daha kurumsal tedbirler alınması gerektiğini hatırlatıyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, devam edin.

MEHMET EMİN EKMEN (Mersin) - Sayın Başkanım, 17 Haziran 2020 yılında Tunceli'de Gülistan Doku kayboldu ve altı yıldır ailesi, arkadaşları, vatandaşlarımız "Gülistan Doku nerede?" diye bir adalet arayışında, bir hukuk arayışında mücadele verdiler. Bu sabah ajanslara düşen bir haber Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığının 13 şüpheli hakkında gözaltı kararı verdiğini ifade ediyor.

Doğrusu, olayı ilk günden beri takip ediyor idik. Bu 13 şüphelinin ismi ilk günden beri gündemdeydi ve bu 13 şüpheliden 6'sının ya polis memuru ya vali yakını veyahut da özel idare çalışanı gibi kamu görevlisi olması bu altı yıl boyunca bu olayın aydınlatılmamasının arkasında bir karartma iradesinin olup olmadığı yönünde çok güçlü sorular üretmişti.

BAŞKAN - Devam edin.

MEHMET EMİN EKMEN (Mersin) - Ben görevine yeni başladığı anlaşılan Tunceli Cumhuriyet Başsavcısının bu olayı hukuk sınırları içerisinde kalarak hem Gülistan Doku ve ailesinin hukukunu koruyan hem de sosyal medya linciyle birilerinin hak etmediği hâlde sanık veya mağdur durumuna düşmesini önleyecek bir incelik ve dikkatle bu soruşturmayı yürüteceğine olan inancımı veya umudumu burada ifade etmek istiyorum.

Tabii, Gülistan Doku soruşturmasındaki soruşturma problemlerini anınca doğrusu bu hafta yayınlanan bir belgesel nedeniyle bir kere daha gündeme gelen Narin Güran dosyasına da değinmemek mümkün değil.

Bildiğiniz gibi Türkiye'de bir ceza soruşturması ortalama bin iki yüz yetmiş altı gün yani üç buçuk yıllık sürede sonuçlanıyor iken Narin Güran dosyası tam bir yılda kesinleştirildi.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayın.

MEHMET EMİN EKMEN (Mersin) - En vahimi tüm soruşturma problemlerini sanıklar bir temyiz sebebi yapmamış olsa dahi sanık lehine değerlendirilmesi gereken Yargıtayın ilgili dairesi bu dosyayı on beş günde onandı, onlarca klasörlük bir dosyanın on beş günde nasıl onandığı doğrusu büyük bir soru işaretiydi. Şimdi, bulunduğumuz aşamada dosya kesinleşti sadece Anayasa Mahkemesine yapılmış bir başvuru var. Ancak bu dosyanın yeniden yargılama yoluyla ele alınarak gerçek anlamda aydınlatılması ne kolluğun dosyayı aydınlatma telaşı içerisinde bir yönlendirme yapma hâlinin ne birtakım medya mensuplarının kullanılmış olma halinin ne de ister ilk derecede ister bölge adliyede ki bölge adliyede İstinaf Mahkemesi Başkanının çok geniş bir şerhi olduğunu biliyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun tamamlayın lütfen.

MEHMET EMİN EKMEN (Mersin) - Neticede Yargıtaydaki tüm inceleme safhalarının hukukçuların ikna olacağı bir incelikle, bir hassasiyetle tekrar ele alınması için yargı makamlarına çağrıda bulunuyoruz hem Gülistan Doku hem de yayınlanan bu belgeseli fırsat bilerek.

Tabii, gündemi yoğun. Son olarak soykırımcı, haydut, korsan devlet İsrail'in Türkiye Cumhuriyeti'ne ve Türkiye Cumhuriyeti devletinin Cumhurbaşkanına yönelik sosyal medya saldırıları tabii ki kabul edilemez. Bu her seviyede cevabını alacak bir durumdur. Soykırımcı bir haydut devletinin Türkiye'ye vereceği, Türkiye'nin Cumhurbaşkanına vereceği hiçbir ders yoktur. Ancak İsrail'in Türkiye'yi de açıkça hedef aldığı göz önüne alındığında Türkiye'nin hem diplomatik hem ticari olarak İsrail'e karşı hangi tedbirleri aldığı, uluslararası hukuktan kaynaklanan hangi imkânları kullandığı, Avrupa Birliği ülkeleri...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MEHMET EMİN EKMEN (Mersin) - Bitiriyorum efendim, son otuz saniye.

BAŞKAN - Buyurun, bitirin.

MEHMET EMİN EKMEN (Mersin) - Avrupa Birliği üye devletleri, Amerika Birleşik Devletleri ve Körfez ülkeleri gibi Türkiye'nin dostane ilişki yürüttüğü devletlere karşı, İsrail'in Türkiye'ye karşı, hasmane tutumuna karşı ortak bir tutum geliştirmek konusunda, hangi tedbirleri aldığı konusunda doğrusu yeterince bilgi sahibi değiliz. İsrail'le sosyal medyadan atışmak değil; siyasi, diplomatik ve hukuki zeminde tam ve geniş bir mücadele için Türkiye Büyük Millet Meclisinin de bu iktidara, bu devlete devşirilmesi gereken bir güç varsa burada bütün partilerin devletimizin yanında olduğunu ifade etmek gerektiğini söylüyor, saygılar sunuyorum.