GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Sosyal Hizmetler Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
Yasama Yılı:4
Birleşim:79
Tarih:08.04.2026

SERHAT EREN (Diyarbakır) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; önümüze konulan bu madde, kâğıt üzerinde bir koruma vaadi gibi duruyor ama gerçekte bu madde sosyal devletin sessizce geri çekilişidir. Bir çocuğa "Seni koruyorum." deyip o korumayı yönetmeliğin karanlık satır aralarına gizleyemezsiniz. Bir gence "Yanındayım." deyip o desteği şartlara, keyfiyete ve denetime boğamazsınız. Bu metin, bir sosyal politika değil yoksulluğu disipline etme, hakları daraltma metnidir çünkü burada hak yok, belirsizlik var; güvence yok, takdir var; adalet yok, ölçüsüzlük var.

Bakın, birinci mesele: Hakların kanunla değil yönetmelikle belirlenmesi. Bu Meclis ne için var? Hakkı açıkça tanımlamak için mi yoksa bürokrasiye devretmek için mi? Siz diyorsunuz ki: "Kim yararlanacak, ne kadar alacak, ne kadar sürecek, bunlara biz sonra bakarız." Bir ailede neden sadece 2 kişiye yardım yapılır? Neden yardım süresini iki yılla sınırlarsınız? Bu, yasa yapmak değildir, bu, hakkı askıya almaktır. Hak dediğiniz şey yönetmeliğe bırakılamaz, hak dediğiniz şey yurttaşın önüne açık ve net bir şekilde konulur, aksi hâlde, hukuk devleti değil belirsizlik rejimi kurarsınız.

İkinci meseleye bakalım: Bölgesel şartlar. Ne kadar tanıdık değil mi bu ifade? Muğlak, esnek, her yöne çekilebilir ama sonuç çok somut: Eşitsizlik. Bu ifade tam da şunu söylüyor: Bu ülkede yoksulluk bile eşit değil. Bir çocuğun kaderi doğduğu şehre göre değişecek, öyle mi? Bir çocuğa uzanan el haritaya bakılarak mı uzatılacak? Bu, sosyal politika değil; bu, yoksulluğun coğrafyaya göre sınıflandırılmasıdır.

Üçüncü mesele: Gençler. Zaten bu ülkede genç olmak başlı başına bir eşitsizlikle mücadele etmek demektir. Üniversite mezunu her 4 gençten 1'i işsiz ama siz diyorsunuz ki: "Okuyorsanız destek var." Peki okuyamayan, peki sistemin dışına itilmiş olan, onlara ne diyorsunuz? "Sen başaramadın, o yüzden yalnızsın." Sosyal devlet başarıyı ödüllendiren değil eşitsizliği telafi eden devlettir. Siz eşitsizliği derinleştiriyorsunuz.

Bakın, dördüncü mesele: Geri alma yani rücu. Devlet diyor ki: "Verdim ama geri alırım." Neye göre? Kime göre? Hangi usulle? Aktif eylem, haksız yararlanma; içi boş, emin olun, sınırı belirsiz ifadeler. Bu, hukuki bir düzenleme değil, yurttaşın cebine uzatılmış görünmez bir tehdittir, bugün verip yarın geri almaktır. Bu bir sosyal politika değil, bu bir güvencesizlik rejimidir.

Değerli milletvekilleri, sosyal hizmet minnet üretmez, sosyal hizmet sadaka dağıtmaz, sosyal hizmet eşitlik kurar. Çocuklar bu ülkenin geleceği değil sadece, aynı zamanda bu ülkenin en kırılgan gerçeğidir ve siz o gerçeği yönetmeliklere, bölgesel ayrımlara, belirsiz yaptırımlara teslim ediyorsunuz; buna razı değiliz. Biz diyoruz ki: Hak yönetmeliğe bırakılamaz, eşitlik coğrafyaya göre değişmez, destek şarta bağlanamaz, güvence keyfiyete teslim edilemez ve en önemlisi, bu ülkede hiçbir çocuk, hiçbir genç devlet karşısında minnet duymak zorunda bırakılamaz. Biz yardımı değil güvenceyi savunuyoruz, biz lütfu değil hakkı savunuyoruz, biz keyfiyeti değil adaleti savunuyoruz.

Bu nedenle 6'ncı maddenin teklif metninden çıkarılması gerektiğini belirtiyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)