| Konu: | Sosyal Hizmetler Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 79 |
| Tarih: | 08.04.2026 |
MUSTAFA KAYA (İstanbul) - Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; grubumuz adına 4'üncü madde üzerinde söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle sizleri saygıyla selamlıyorum.
Teklifin içeriğiyle ilgili kanaatlerimi arz edeceğim ama öncesinde, kırk gün boyunca dünyanın diken üstünde olduğu, her an büyük bir savaşın eşiğine geldiğimiz durumun dün ateşkesle beraber farklı bir noktaya evrilmesinin ardından, maalesef, bugün biz aileyi konuşurken, çocuğu konuşurken, sosyal hayatı konuşurken yani tam anlamıyla bir toplumun ihtiyaçlarını konuşurken hem de bugün, ateşkesten bir gün sonra İsrail, cenaze için toplanan en az 300 kişiyi katletti. En az 300 kişiden bahsediyoruz yani 300 aileden, evlattan, oğuldan, eşten, her şeyden bahsediyoruz ve biz bugün aileyi konuşuyoruz. Bu noktada yapılması gereken birçok şey olduğunu sizler de biliyorsunuz, bizler de biliyoruz. Hatay'a sadece 400 kilometre mesafede olan bir belde; daha düne kadar tarihiyle, sosyal hayatıyla, geçmişiyle, her bir şeyiyle bize ait olan, bizden parçalar taşıyan bir belde şu anda İsrail'in bombaları altında yaşam mücadelesi veriyor. Bunu bu vesileyle kayıtlara geçirmek istedim ve şimdi izninizle maddeyle ilgili kanaatlerimi paylaşmak istiyorum.
Değerli arkadaşlar, bir kere, buradaki temel sorun Merkezî İzleme Sistemi'nin nasıl işleyeceğine dair -bu maddede ifade edilen- bir belirsizlik olması. Kim kullanacak, bu sistem nasıl işleyecek belirgin değil. Sistem kurmak aslında önemli ama bu sistemi sadece kâğıt üzerinde kurup onu hayata geçirmekten ziyade bu sistemin nasıl işletileceği daha önemlidir. Merkezî İzleme önemli dedik fakat şimdi bu Merkezî İzleme'yle beraber bizler bu sistemin hangi yaraya merhem olacağına ve sonuç itibarıyla sorunları gerçek manada çözüp çözemeyeceğine dair gerçekten büyük sorunlar yaşıyoruz. Personel yetersiz arkadaşlar; bir uzmana onlarca dosya düşüyor, sosyal hizmet çalışanları ağır iş yükü altında az sayıda personelle maalesef çok sayıda işi yürütmeye çalışıyor. Personel eksikliği nedeniyle izleme ve önleyici çalışmalar yeterince yapılmıyor, personel yoksa maalesef koruma da olamıyor. Önlemek istiyorsak yapmamız gereken şey, öncelikle insan kaynağına gereken önemi vermek ve bu noktada destek olmamızdır.
Arkadaşlar, madde içeriğinde belirtildiği gibi, bir tanım var ama maalesef standart yok yani destek miktarı, ölçütler kanunla değil yönetmelikle belirlenmiş durumda. Bu ne anlama geliyor dolayısıyla? Aynı durumdaki ailelere farklı destek maalesef bu konuyla beraber mümkün olabilir ve hak söz konusu olduğunda herkese eşit mesafede yaklaşılması gerekirken burada farklı uygulamalar maalesef olabilir. Aynı zamanda bu maddede yine bölgesel eşitsizlikler söz konusu olabilir yani iki farklı şehir, aynı aile, aynı koşullar altında yaşam mücadelesi verenler ama maalesef ikisinde de farklı uygulamayla karşı karşıya kalınabilir. Bu da sosyal devlet ilkesinin çok büyük zarar göreceğine dair bir bilgiyi bizlere vermiş oluyor.
Değerli arkadaşlar, kurum bakımından bir ağırlık problemi de aynı zamanda bu maddede var. Nedir? Aile temelli model yeterince maalesef yaygın değil yani çocuğun yerinin kurum olmadığına, aile olduğuna ve bununla ilgili aslında bir gayret içerisinde olunması gerektiğine dair bir kanaat var. Bunu maalesef bu maddede, bu kanun teklifinde göremiyoruz.
Denetim zayıf arkadaşlar, şeffaf ve etkin bir denetimi göremiyoruz. Denetim mekanizmalarının güçlendirilmesi -biraz önce ifade ettiğim gibi- personel artışıyla birlikte ele alınmalı; denetimin olmadığı yerde kalite de yoktur.
Önleyici politika eksik yani burada sadece sonuçları yönetmeye evrilmiş bir anlayış var; bunu da burada ifade etmem gerekiyor. Sorun çıkınca müdahale ediliyor. İzleme kadar önleyici sosyal hizmet politikalarının da güçlendirilmesi gerektiği hepimizin ortak kanaatidir diye düşünüyorum.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayın lütfen.
MUSTAFA KAYA (Devamla) - Değerli arkadaşlar, tabii, aile dedik, sosyal hayat dedik -ben çok önemsediğim için- bu noktada doğurganlık hızıyla ilgili çok değerlendirmeler yapıldı, biraz önce Grup Başkanımız da ifade etti; mesela 2001 yılında 2,38 olan doğurganlık hızı şu anda 1,48'e düşmüş. Tabii, bu, aynı zamanda, toplumda da bir endişeyi beraberinde getiriyor; "86 milyon nüfus kaça düşecek?" "2050 yılında nüfusumuz kaç olacak?" diye değerlendirmeler var.
Bu noktada, sadece kayıtlara düşsün, toplum farkındalık hissedilsin diye... Sivas'ın Koyulhisar ilçesinin Kalebaşı Köyü Derneği, Üsküdar merkezli bu dernek şu anda kendi derneklerine kayıtlı ailelere çocuk başına on iki ay boyunca 2.500 TL bir destek vermeyi kararlaştırmış. Ben de diğer toplumsal kesimlere örnek olsun diye burada bunu ifade ediyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (YENİ YOL, MHP ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)