GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Sosyal Hizmetler Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
Yasama Yılı:4
Birleşim:79
Tarih:08.04.2026

MUSTAFA BİLİCİ (İzmir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sosyal Hizmetler Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin ilk maddesi üzerine YENİ YOL Grubumuz adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, önümüzdeki kanun teklifi ilk bakışta geniş kapsamlı bir sosyal politika reformu gibi sunulmaktadır ancak teklifin içeriğine yakından baktığımızda, karşımıza çıkan tablo ne yazık ki kapsamlı bir reform değil, birbirinden kopuk düzenlemelerin torba kanun mantığıyla bir araya getirildiği parçalı bir metindir. Darülacezeden doğum izinlerine, sosyal yardımlardan dijital düzenlemelere kadar birçok farklı başlık aynı metin içerisinde toplanmıştır. Bu durum, sosyal politika gibi uzun vadeli planlama gerektiren bir alanın stratejik bir yaklaşımla değil, kısa vadeli ve dağınık müdahalelerle ele alındığını göstermektedir.

Değerli milletvekilleri, teklifte Darülacezeye yönelik çeşitli vergi istisnaları ve bağış teşvikleri öngörülmektedir. Elbette toplumun kırılgan kesimlerine hizmet sunan kurumların desteklenmesi son derece önemlidir ancak burada temel bir soruyla karşı karşıya kalıyoruz: Sosyal hizmetlerin finansmanı bağışlarla mı sağlanacak, yoksa kamusal sorumluluk anlayışıyla mı yürütülecek? Anayasa’nın öngördüğü sosyal devlet anlayışıyla vatandaşların temel ihtiyaçlarının bağış kampanyalarıyla değil, devletin kurumsal kapasitesi ve bütçe politikalarıyla güvence altına alınması gerekiyor. Sosyal yardımı hayırseverlik mekanizmalarına bırakan bir yaklaşım sosyal devletin sorumluluğunu daraltmakta ve vatandaşlarımızı yardım kuyruklarına mahkûm eden bir düzen yaratmaktadır. Bunların dışında yalnızca belirli bir kuruma özel vergi avantajları tanınması da eşitlik ilkesi açısından ciddi soru işaretleri doğurmaktadır. Sosyal hizmet sunan birçok kurum varken tek bir kuruma ayrıcalıklı bir konum verilmesi kamu kaynaklarının adil kullanımı bakımından tartışmalı bir durumdur.

Değerli milletvekilleri, teklifin bir diğer önemli başlığı doğum ve ebeveynlik izinleridir. Uzun süredir kamuoyuna "Aile ve Nüfus 10 Yılı" sistemiyle büyük bir reform beklentisi sunulmuştur ancak bugün önümüze gelen düzenlemede bu beklentinin oldukça gerisinde kalındığı görülmüştür. Doğum sonrası izin süresinin artırılması bu kanun teklifinin olumlu yanlarından biri gibi görünse de ne yazık ki ailelerin karşı karşıya olduğu temel sorunlara çözüm üretememektedir. Kreş hizmetlerinin yetersizliği, çocuk bakım maliyetlerinin hızla artması, kadınların iş hayatında karşılaştığı eşitsizlikler ve güvensiz çalışma koşulları bu teklifin dışında bırakılmıştır. Bugün yenidoğan bir bebeğin yalnızca bez maliyetinin bile aylık 2 bin liraya yaklaştığı bir ekonomik tabloda verilen doğum yardımları ailelerin gerçek ihtiyaçlarını karşılamaktan oldukça uzaktır. Nüfus politikası yalnızca sembolik desteklerle değil, güçlü sosyal politikalar, yaygın bakım hizmetleri ve kadınların istihdamını koruyan düzenlemelerle yürütülebilinir. Bunun yanında babalık izninin yalnızca on güne çıkarılması da bakım sorumluluğunun aile içinde dengeli paylaşılmasını sağlayacak bir düzenleme değildir. Modern aile politikalarında ebeveyn izinleri aylarla ifade edilirken, bizim hâlen günleri tartışıyor olmamız önemli bir eksikliği ortaya koymaktadır.

Değerli arkadaşlar, teklifte sosyal yardım ve sosyal hizmet sistemine ilişkin birçok düzenleme yer almaktadır ancak bu düzenlemelerde temel esasların büyük ölçüde yönetmeliklere bırakılması ciddi bir hukuki sorun yaratmaktadır. Kanunla belirlenmesi gereken hakların idarenin takdirine bırakılması hukuki birliği zayıflatmakta ve uygulamada keyfîliğe açık bir alan oluşturmaktadır. Öte yandan, veri toplama ve denetim yetkilerinin genişlettirilmesi de dikkat çekmektedir. Sosyal yardım alan bireylerin sürekli izlenen ve denetlenen bir konuma indirgenmesi sosyal devlet anlayışıyla bağdaşmaz. Sosyal yardım vatandaşın mahremiyetini zedeleyen bir gözetim mekanizmasına dönüştürülmemelidir.

Sonuç olarak, bu teklif sosyal politika alanında yapısal sorunlara çözüm üretmek yerine mevcut sistemi teknik düzenlemelerle yeniden düzenleyen sınırlı bir metin niteliğindedir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayalım lütfen.

MUSTAFA BİLİCİ (Devamla) - Türkiye'nin ihtiyacı sosyal yardımı bağış sistemine bırakan değil sosyal devlet ilkesini güçlendiren, aileleri gerçekten destekleyen ve sosyal hizmetleri güçlü bir kamusal kapasiteyle yürüten kapsamlı bir reformla sağlanabilir diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (YENİ YOL sıralarından alkışlar)