GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Sosyal Hizmetler Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
Yasama Yılı:4
Birleşim:79
Tarih:08.04.2026

CHP GRUBU ADINA SERKAN SARI (Balıkesir) - Teşekkürler Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, sosyal politikalarla ilgili bir kanun teklifi düzenlemesi için söz almış bulunuyorum.

Tabii, esasında, baktığımızda, kanun teklifinde, uygulanan maddeler açısından gerçekten olumlu yaklaşımlar var; kadına, çocuğa, yaşlıya, gence ve ihtiyaç sahibi olan ailelere olumlu katkılar sağlayabileceğini düşündüğümüz düzenlemeler var ama tabii, bu düzenlemenin bütününde de çok eksiklikler var. Bu eksiklikleri Komisyonda dile getirmeye çalışmış olmamıza rağmen ne yazık ki anlamlı bir yol katedemedik.

Burada, öncelikle, milletimize, halkımıza bir çağrıda bulunmak istiyorum: Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında sizleri temsil etmek üzere seçilmiş olan milletvekilleri olarak ne yazık ki taşıdığımız görüşleri, sizlerin bize aktarmış olduğunuz düşünceleri, talepleri komisyonlarda sonuca taşıyamıyoruz, Mecliste uzlaşı zemininde bir çözüm bulamıyoruz. Oldubittiye getirilen bir uygulamayla yasalarımız, kanunlarımız Külliye'de hazırlanıyor, bakanlık eliyle veya komisyon eliyle, komisyon üyeleri eliyle komisyonlara getiriliyor, paldır küldür buradan, Meclisten çıkarılmaya çalışılıyor. Bu uygulama yöntemi her zaman olduğu gibi bugün de hatalı sonuçlara sebep olacaktır. Bu sebeple uyarılarımız var, düzenlemelere ihtiyacımız var. Burada birtakım hatalar yapılıyor, böylesine güzel bir kanun teklifini torba kanunla buraya getirmenin bir anlamı yok. Bunun içinde vergi düzenlemesi var, dijital mecralarla ilgili uygulamalar var, sosyal yardımlarla ilgili çalışmalar var; genç var, çocuk var, kadın var, doğum izni var, hepsi var, hepsi bir çorba hâlinde getiriliyor.

Eksiklikleri vurgulayacağım, bu eksiklikleri Komisyonda da dile getirdik. İstedik ki sağlıklı bir kanun çıksın, böylesine zor bir dönemde vatandaşın yaşadığı ekonomik sorunlara bir çözüm üretsin bu kanun amma velakin kanun her zamanki gibi çorba kanun teklifi hâlinde geldi, oldubittiye getirilerek de buradan geçirilmeye çalışılıyor sürekli bir "Hadi çıkaralım, hadi bitirelim, hadi halledelim." şeklinde. Keşke "Hadi eksiklikleri konuşalım, eksikleri tolere edelim, uzlaşıyla doğru bir zeminde çözüm üretelim." denilse ama telaşımız, yukarıdan gelen talimatları uygulamaya çalışan AKP zihniyetinin oldubittiye getirerek bu kanunu da buradan geçirip sonrasında yaşanan kaosların da sorumluluğunu başka muhataplara yıkma çabasından ibaret olacak.

Burada, teklifte, genel itibarıyla doğum sonrası izinlerin uzatılması çok olumlu ve çok yerinde. Babalık izninin artırılması, koruyucu ailelerin desteklenmesi, kadın konukevlerinde kalan kadınlara harçlık verilmesi, Darülacezenin desteklenmesi... Amma velakin geriye dönüp baktığımızda denetim, veri toplama, dijital alanı kontrol etme, sosyal hizmet mantığının merkeziyetçi bir şekilde disipline edilmesi gibi bir çabayı da içinde barındırıyor. Bu anlamda ben bu eksiklikleri tolere etmek için el birliğiyle çalışmamız gerektiğini vurgulamaktayım.

Şimdi, en kapsamlı uygulama bu yasa teklifinde Darülacezeyle ilgili yapılan düzenlemeler. Darülaceze, II. Abdülhamit iradesiyle 1895'te kurulmuş yaklaşık yüz otuz yıllık bir kurum. Bin yıllık Osmanlı'nın deneyimleriyle oluşmuş ve İstanbul il sınırları içerisinde yaşayan fakir fukarayı, garibanı sahiplenmek, kimsesize, öksüze, yetime sahip çıkabilmek için kurulmuş bir kurum. Yüz otuz yıldan beri faaliyetlerini devam ettiriyor amma velakin Vakfın Başkanının Komisyona geldiğinde söylediği şey: "Biz, kurulduğumuz günden bugüne hiçbir zaman desteğe ihtiyaç duymadık. Bağışçıların katkılarıyla, mülkiyetlerimizle, gelirlerimizle bu Vakfı yürütebiliyorduk amma velakin bir kere ihtiyaç duyduk, o da Birinci Cihan Harbi zamanında; verilen asker aşından, azıktan bir destek ihtiyacı doğmuştu." Onun dışında herhangi bir desteğe ihtiyaç duymadıklarını belirtti. Amma velakin geldiğimiz noktada AKP iktidarının yaratmış olduğu bu bozuk ekonomik düzenden, iflas etmiş ekonomiden Darülaceze de nasibini almış; gelir elde etmekte zorlanıyor, bağış toplamakta zorlanıyor, ihtiyaçları karşılamakta zorlanıyor. Darülacezeyi çalıştırmakta güçlük çektiklerini kendileri söylüyorlar ve bunun için de Meclisimizden destek istediler. Destek olmaya hazırız; Darülaceze gibi saygın bir kurumu korumaya, varlığına destek olmaya hazırız. (CHP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar) Vergi muafiyeti isteniyor, veriyoruz; KDV indirimi, istisna isteniyor, veriyoruz; bağışların önünün açılması için gereken neyse biz Darülacezenin yapacağı faaliyetlere sonuna kadar destek olmaya hazırız. (CHP sıralarından alkışlar) Amma velakin arkadaşlar, İstanbul'da hizmet üretemeyen Darülacezeye diyoruz ki: Türkiye'nin bütün illerinde hizmet üretsin; o yetmiyor, dünyaya açılsın, dünyada yurt dışında hizmet üretsin. Kardeşim, İstanbul'da sorununu çözemeyen bir kurumu biz şimdi bu kaosun içine niye ittiriyoruz? Niye ittiriyoruz biliyor musun? Kızılayı mahvettiniz, Mehmetçik Vakfını mahvettiniz, Türk Hava Kurumunu mahvettiniz; bunlar yetmedi, şimdi gözü Darülacezeye diktiniz. O kurumu size yem etmeyeceğiz, sizin arka bahçeniz yapmanıza da müsaade etmeyeceğiz, etmemeliyiz. (CHP sıralarından alkışlar) Yoksa bu memlekette güvenilecek bir tek kurum kalmayacak sizin bu hırslarınız yüzünden.

İsterim ki Darülaceze, deprem zamanında Kızılayın yaptığı gibi çadır satan, kavurma satan bir kurum hâline gelmesin. Kurumun yöneticilerinin topladığı kıyafetleri açıktan satarak gelir elde etmeye çalıştığı bir kurum hâline çevirmeyin. (CHP sıralarından alkışlar) Diğer kurumlarda yaptığınız gibi AKP'nin milletvekili adaylarını yönetici yapmak için, AKP'nin ilçe ve il yöneticilerini buralara yönetici yapmak için Anadolu'ya açma çabasından vazgeçin. Yeter ya! Memleketin her yerine çöktünüz, bir tane de saygın kurum kalsın. (CHP sıralarından alkışlar)

Soruyoruz: Denetimi nasıl yapılacak? "Sayıştay tarafından." deniyor. Sayıştay verilerine bakıyoruz, herhangi bir denetim unsuru görmüyoruz. Darülaceze bir Deniz Fenerine dönüşmek üzere, bir arifedeyiz. Bu kararı eğer uygularsanız vergi muafiyetiyle yurt dışına paralar aktarılacak, yurt içinde kaynaklar aktarılacak, yurt dışına gidecek; bu trafiği denetleyecek bir yapı yok ortada. Denetimsizlikle, gönlü zengin o vatandaşlarımızın, yüreği zengin o vatandaşlarımızın bağışlarının ne yazık ki birtakım çevrelerin kişisel ikballeri uğruna heba edilmesiyle karşı karşıya kalacağız.

Soruyoruz: Neden buna ihtiyaç var? İşte "Fakirlerin ihtiyacı var Anadolu'da..." Arkadaşlar, Anadolu'da vakıflar var; valinin denetiminde olan il dayanışma vakıfları var, ilçelerde ilçe dayanışma vakıfları var. Siz valinize mi güvenmiyorsunuz, kaymakamınıza mı güveniyorsunuz? O vakıflar üzerinden yardım yapılabilir. Aşevleri hizmeti belediyelerimiz tarafından veriliyor, gıda bankacılığı belediyelerimiz tarafından veriliyor; bu anlamda sosyal yardımlar veriliyor. Siz ne yapıyorsunuz? Konu Cumhuriyet Halk Partisi belediyeleri olunca onların topladığı bağışlara el koyuyorsunuz. İBB'nin pandemi zamanında toplamış olduğu 6 milyon liraya el koydunuz. Darülacezenin topladığı bağışlara da el koyacak mısınız? Gözünüz onların bağışlarında mı? Gelin, el birliğiyle sorunu çözelim; illerde dayanışma vakıfları var, belediyelerimiz var, sosyal hizmet birimleri var. Allah aşkına, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ne iş yapar? Siz kapatın bakanlıklarınızı, bırakın bu vakıflara; bu vakıflar yönetsin o zaman. Vakıflar üzerinden, denetim dışında, kafanıza göre, kanunsuz, istediğiniz şekilde yönetmek gibi bir çaba içerisindesiniz amma velakin yanlış yaptığınızı vurgulamak istiyorum.

Şu anda 176 huzurevi var, 15 bin kişiye burada hizmet veriyorsunuz; esas işinize odaklanın arkadaşlar. Şu anda 65 yaş üstü 9,5 milyon vatandaş var, 75 yaş üstü 3,6 milyon vatandaş var; sizin, bugüne kadar, yirmi dört yıllık iktidarınızda yaşlılara verdiğiniz hizmet 15 bin kişi. Milyonlarca yaşlı, huzurevlerinde yer bulabilmek için sıra bekliyor. Siz işinize odaklanın, bırakın başka kurumları toparlamayı ama onlara verilecek desteğe biz hazırız; İstanbul il sınırları içerisinde, kurulduğu günden beri yüz otuz yıllık deneyimini, geleneğini devam ettirsin. Bu kurumu ele alarak mahvetmeyin, sizlerden rica ediyorum.

Bir diğer konu, toplu taşıma hizmetleri Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığından alınıp Çevre ve Şehircilik Bakanlığına veriliyor; yaşlılarla ilgili, 65 yaş üzerindeki ücretsiz taşıma hizmetiyle ilgili bütçe desteği. Bir kere, madem bu konuyu ele aldık, düzeltelim.

Bu toplu taşıma hizmeti için Balıkesir'den örnek veriyorum: Ücretsiz olarak binen engelliler, gaziler, yaşlılar taşınan yolcuların yüzde 52'sini oluşturuyor. Bir aracın bir aydaki cirosu 200 bin lira, yaklaşık 100 bin lirası ne yazık ki ücretsiz taşımaya karşılık geliyor ve siz bu araçlara ayda ne kadar ödüyorsunuz biliyor musunuz? 6.500 lira. 100 bin lira karşısında sadece 6.500 lira para ödeniyor. Bir düzenleme yapacaksak adamakıllı yapalım. Çevre ve Şehircilik Bakanlığına niye veriyorsunuz? Sosyal yardımdır bu, sosyal destektir. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığını, kanımca, kapatma niyetindesiniz; hakkından gelemediniz. Bu ülkeyi batırdınız, bu ülkeyi açlığa, yokluğa mahkûm ettiniz ve Bakanlığınız bu işi yapamıyor, bu yardımı da gidip Çevre ve Şehircilik Bakanına veriyorsunuz; altı ayla sınırlı olan uygulamaları erteliyor, süre sınırını kaldırıyorsunuz. "İlgili bütçelerden karşılanacak." derken nereden, ne kadar karşılanacağını da göz ardı ederek bu kurumun da yaptığı destekleri yok etmeye çalışıyorsunuz. Hedefinizde taşıyıcı esnafı varsa yazıktır, günahtır; ailelerini, çocuklarını geçindirmeye çalışıyorlar; ayda 100 bin lira masraf ediyorlar, sizlerden aldıkları para 6.500 lira. Burada, kürsüde ahkâm kesiyorsunuz, "65 yaş üzerindeki emeklilerimizi, gazilerimizi, engellilerimizi ücretsiz taşıyoruz." diyorsunuz, yalan söylüyorsunuz, siz ücretsiz taşımıyorsunuz! (CHP sıralarından alkışlar) Onu toplu taşıma hizmeti veren şoförlerimiz yapıyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayalım lütfen.

SERKAN SARI (Devamla) - Ama utanmadan bu kürsüde şoförün, taşıyıcı esnafının cebindeki parayla ahkâm kesmekten de geri kalmıyorsunuz.

Bir de şeyi sormak istiyorum: Bu sosyal yardımla ilgili vatandaşların, başvuranların değil bütün vatandaşların taşınır, taşınmaz, sosyal güvenlik, sosyal yardım, sağlık, gelir, gider, varlık, nüfus, mali durumlarıyla ilgili bilgilere ulaşma yetkisini Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına veriyorsunuz; bu kadar veriyi ne için arıyorsunuz? Benim verime, senin verine ulaşabilecek Bakanlığın politika geliştirebilmesi için. Yalnız size bir şey soracağım, zor durumda kalmayın: Akın Gürlek'in de dosyalarına bakarsa bu Bakanlık tutuklanmak zorunda kalabilir, onun verilerini incelerse cezaevine girer sizin Bakanınız. Yoksa Bakanın hesaplarına bakmak yasak, bakan bütün memurlar cezaevinde. Eğer bu yetkiyle Bakanlık Akın Gürlek'in... Adalet Bakanına sordunuz mu siz bu yasayı çıkarırken, herkesin verilerine bakabilme yetkisini Bakanlığa verirken, bu verilerin nasıl korunacağını bir şekilde açıklamazken?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

SERKAN SARI (Devamla) - Ama İBB'de sosyal yardımlarla ilgili toplanan verilerden dolayı casusluk suçundan yargılanıyor şu anda Belediye Başkanı. Siz ne yapıyorsunuz? Bu kamu kurumlarını ne hâle getirdiniz; yazıktır, günahtır!

Teşekkür ediyorum. (CHP, İYİ Parti ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)