GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Sosyal Hizmetler Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
Yasama Yılı:4
Birleşim:79
Tarih:08.04.2026

YENİ YOL GRUBU ADINA SEMA SİLKİN ÜN (Denizli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sosyal Hizmetler Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi hakkında grubumuz adına söz aldım.

(Uğultular)

SEMA SİLKİN ÜN (Devamla) - Yani uğultular böyle devam edecekse söz almayayım.

Bekleyeyim mi?

BAŞKAN - Buyurun lütfen.

Baştan başlatalım süreyi.

SEMA SİLKİN ÜN (Devamla) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Öncelikle, aslında güzel bir şey söyleyerek başlayacaktım ama hakikaten bunu bile hak etmiyorsunuz mu diyeyim yani?

Kanun teklifinin özellikle sosyal alanlarda birçok ihtiyaca cevap vermek için hazırlanmasını değerli buluyoruz. Bunun için de grubumuzla birlikte değerlendiriyoruz teklife ne oy vereceğimizi.

Şimdi, teklif, Darülacezeye yönelik mali teşvik düzenlemelerinden doğum ve ebeveynlik iznine, sosyal yardım mekanizmalarından sosyal hizmetler kurumlarının yapısına, koruyucu aile hizmetlerinden çocukların dijital ortamlarda korunmasına yönelik sosyal medya düzenlemesine varana kadar çok geniş bir yelpaze sunuyor ama kalıcı değil yüzeysel, bütüncül değil parçalı bir yaklaşımla ele alıyor. Darülacezeye yönelik düzenleme var, mesela diyor ki: "Vergi istisnaları ve bağış teşvikleri üzerinden kurumun mali yapısını güçlendireceğiz. Sosyal hizmetlerin finansmanında kurumsal sorumluluk yerine yükü giderek daha fazla gönüllülük ve hayırseverlik alanına bırakacağız." Diyor ki yine mesela: "Yaşlı nüfusunun ve engelli fertlerin bakım ihtiyacı artıyor, biliyoruz, mevcut kamusal kapasitemiz yetersiz, ihtiyacın gerisindeyiz, farkındayız. Çareyi sosyal devletin hak temelli modeli yerine vatandaşın bağışını merkeze alan bir mekanizmaya devrediyoruz." Yine diyor ki mesela: "Her şey bizimken sorun değildi ama yerel yönetimler elimizden gidince onların işlevlerini yerine getirecek merkezî idareye bağlı yeni uygulamalar, yeni mekanizmalar devreye almak zorundayız. Bunu yaparken de paralel bir yapının oluşturulmasında sakınca görmüyoruz." Diyor ki: "Sosyal hizmetlere ilişkin düzenlemeler yapacağız ama temel esasları yönetmeliklere bırakarak hukuki belirlilik ve öngörülebilirlik ilkelerini zayıflatacağız. Denetim ve veri toplama yetkilerini alabildiğince geniş tutacağız ama bu yetkilerin sınırlarını açıkça çizmeyeceğiz. Kişisel verilerin korunması ve özel hayatın gizliliği risklerini bertaraf edemeyeceğiz."

Yani kimi düzenlemeler ilk bakışta teknik değişiklikler gibi sunulsa da sosyal politika anlayışında ciddi bir yön değişimine işaret ediyor. Sosyal yardımın hak temelli bir yaklaşım olmaktan çıkıp denetime dayalı bir mekanizmaya dönüşmesi, sosyal hizmetlerin ise önleyici olmaktan uzaklaşıp müdahale sonrası tespit araçlarına indirgenmesi ciddi bir risk taşıyor.

Değerli milletvekilleri, yatılı sosyal hizmet kuruluşlarında kamera sistemlerinin yaygınlaştırılması da benzer anlayışın ürünü. Elbette güvenlik ve denetimin önemli olduğunu biliyoruz ancak çocukların, engellilerin ve bakıma muhtaç bireylerin yaşadığı alanları sürekli gözetim altına almak koruyucu değil kontrol edici bir yaklaşımı ifade eder. Üstelik yakın geçmişte yaşanan acı olaylar bize şunu gösteriyor: Sorun kameranın olup olmaması değil yeterli, nitelikli ve denetlenebilir personelin olmayışında. Kamera ihlali kaydediyor ama önlemiyor. Çözüm; denetimi güçlendirmekte, personel niteliğini artırmakta ve bu hizmetleri şeffaf, hesap verilebilir bir yapıya kavuşturmakta.

Bir diğer önemli husus, devlet korumasından ayrılan gençlere yönelik düzenlemenin yapıldığı 8'inci madde. Bu gençler hayata zaten dezavantajlı başlıyorlar, çoğu zaman aile desteğinden yoksun büyüyen gençler. Bu nedenle burada yapılacak bir değişiklik teknik bir tercih değil, doğrudan bir hayatın yönünü değiştirecek karardır.

Teklif diyor ki: "İstihdam hakkından yararlanabilmek için kurumda geçirilen süre iki yıldan beş yıla çıkarılmaktadır." Bunun bir suistimali önlemek için olduğunu tahmin edebiliyoruz elbette kanunu okuduğumuzda ama soralım: Koruma altına alınan genç mücbir sebeplerle bu süreyi tamamlamayan bir yaşta sisteme girerse ne olacak? Bizim önergemiz tam da bu noktaya işaret ediyor. Diyoruz ki: En az iki yıl bu hizmetten yararlanmış ancak kendi iradesi dışında bu süreyi tamamlayamamış gençler için bir değerlendirme imkânı oluşturulmalı, bir kurul kurulmalı. Yani şöyle düşünün: Bir genç -söylemekten hicap duyuyorum bunu- "Neden dört yıl önce istismara uğramadım da iki yıl önce istismara uğradım, bu haktan faydalanamıyorum?" diye aklından geçirecek bu kanunu okuduğunda. Bu konuda sizden bir düzenleme talep ediyoruz.

Bir diğer önemli husus, yine aynı maddede yer alan özel sektöre yönelik prim desteği. Mevcut düzenleme bu kapsamda önemli bir adım ve gençlerin özel sektörde istihdamında primlerinin beş yıl hazine tarafından karşılanmasını öngörüyor. Biz de diyoruz ki: Bu destek bir anda kesilmemeli, kademeli olarak azaltılmalı. Sekiz yıla yayılan aşamalı bir destek modeli hem işverenin motivasyonunu artırır hem de gençlerin iş hayatındaki kalıcılığını güçlendirir.

Şimdi, bu teklifi -tabii biz birçok yönünü biliyoruz ama- kamuoyu 16 yaşından küçük çocuklara sosyal medya yasağı olarak biliyor ve doğum izinlerinin on altı haftadan yirmi dört haftaya çıkarılması olarak biliyor. Sosyal medyaya ilişkin düzenlemeler ne içeriyor? Toplumun ciddi bir kesimini ilgilendiriyor bu; anneleri, çocukları, ebeveynleri. İhtisas komisyonunda görüşülmesini teklif ettiğimiz hâlde yapılmadı, ne sektör ne sivil toplum ne akademi ne de konunun muhatabı gençler ve aileler böylesi önemli bir sürecin yeterince parçası hâline getirilmedi.

Elde edilecek başarı hakkında bir izlenim veriyor aslında dünya örnekleri. Herkes çocuklarını medyanın bu karanlık yüzünden korumak elbette istiyor ama yasağın ne demek olduğunu idrak da etmemiz gerekiyor. Avustralya'da, Çin'de, ABD'de farklı içeriklerle düzenlemeler yapıldı ve farklı sonuçlar alındı. Avustralya'da mesela büyük başarı diye pazarlanan şeyin esası büyük bir belirsizlik aslında, kapatılan hesap sayısı o yaş aralığındaki nüfusun 2,5 katı yani kimlerin hesabının kapatıldığı belli değil. Uygulamalar hayata geçtikten sonra yapılan birçok araştırma yasağın beraberinde neleri getirdiğini bize gösteriyor. Ne oluyor mesela? VPN kullanımında patlama yaşanıyor. İlgili yaş aralığındaki çocuklar teknolojiyi bizden daha iyi bildikleri için sosyal medyaya girişlerini devam ettiriyorlar. Yoğun oyun oynama oranlarında anlamlı bir düşüş yaşanmıyor çünkü ebeveynlere baskı yaparak kimlikler kullandırılıyor. Sahte hesap karaborsası oluşturuluyor arkadaşlar, reşit olmayanlara hesap satan bir dolandırıcılık türü geliştiriliyor. Çocuklar bir ağdan kurtarılmaya çalışılırken başka bir ağın pençesine düşüyor. Yaş doğrulama sisteminin zorunluluğu milyonlarca vatandaşın biyometrik verisini tek bir veri tabanında toplama riski taşıyor. Bunlar bizim araştırabildiğimiz sosyal sonuçlar sadece, bir de bu işin bant daraltmadan derecelendirme sistemine, günlük erişim kotasından temsilci ataması zorunluluğu kriterine teknik tarafları var ki biz bu konuda yeterli değiliz ve kapsamlı bir ihtisas çalışması talep ettik, maalesef, çözüm için uzanan bu elimiz, muhalefetin bu eli karşılık bulmadı.

Komisyonda istişareler sonucunda ifade özgürlüğü, teşebbüs özgürlüğü, hukuki belirsizlik ilkeleri açısından anayasal denetimi en kırılgan olan madde diyeceğimiz 24'üncü maddenin teklif metninden çıkarılmasını önemli buluyoruz ama yine diğer maddeler de şu anda ihtisas komisyonuna gönderilmek üzere geri çekilmelidir diyoruz ve yasa teklifini bu şekilde yeniden değerlendireceğimizi söylüyoruz.

Gelelim doğum iznine ilişkin düzenlemelere. Teklifte yer alan doğum ve ebeveynlik izinlerine ilişkin düzenlemeler, uzun ve kapsamlı değişiklikler yapılacağı yönünde oluşturulan çok büyük bir beklentinin aslında gerisinde kalmış durumda. Bir yıldır geniş kapsamlı reform söylemiyle dile getirilen düzenlemelerin nihayetinde izin sürelerinin altı aya çıkarılmasıyla sınırlı tutulması, aile politikaları açısından ortaya konulan iddianın karşılanmadığını gösteriyor. Doğum oranlarının belirgin bir şekilde düştüğü, nüfus yapısının hızla değiştiği bir dönemde bu denli sınırlı bir müdahalenin yapısal bir etki oluşturması mümkün görünmüyor. Öncelikle, Mecliste bu konuyu en çok dile getiren milletvekili olarak gerek bizim gerekse diğer muhalefet partilerinin uzun zamandır Bakanlığın çalışmasının gecikmesinden kaynaklı oluşan mağduriyetin telafisi için hâlihazırda doğum sonrası süresi yirmi dört haftayı geçmemiş olan annelerin bu izinden faydalanması gerektiğine yönelik önergemizin karşılık bulmasını değerli buluyoruz. İnşallah hepimiz birlikte bir hayır duasını alacağız bu annelerin.

Diğer taraftan, bu izni yeterli bulmadığımızı da ifade etmek istiyorum. Bu hâliyle dünya ortalamasını ancak yakalayabilmiş durumdayız. Gelişmiş ülkeler sınıfında çok daha yüksek oranlarda ücretli doğum izinleri var. Biz, yakın zamanda bir yıllık bir izin süresinin hayata geçirilmesi için çalışmanın başlatılmasını istiyoruz. Bunun kaçınılmaz olduğunu da söylemek durumundayım.

Elbette bu teklifimizin kadın istihdamını olumsuz yönde etkileyeceğine dair endişeler taşıdığınızı, bizlerin de bu endişeleri taşıdığını bilmenizi istiyoruz. Bunun için yapmamız gereken, istihdam ve doğurganlık arasındaki ilişkinin zorunlu bir çatışma olmadığı fikrini kabul etmemiz gerekiyor, özellikle iktidar kanadının. İktidarın çalışma hayatını aile kurmayı destekleyecek şekilde yeniden tasarlayabilmesi gerekiyor. İş ve aile hayatının uyumsuz tasarımı bu çelişkiyi maalesef besliyor arkadaşlar.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

SEMA SİLKİN ÜN (Devamla) - Toparlıyorum Sayın Başkanım.

BAŞKAN - Buyurun lütfen.

SEMA SİLKİN ÜN (Devamla) - Ebeveyn izinleri yetersiz olursa, çalışma biçimleri kadınlar için yeniden düzenlenmezse, yeni teknolojilerin oyunu değiştirme gücü kadınlar lehine işletilmezse, çocuk bakımı pahalı olursa, siyasi çekişmeler kreşlere kadar indirgenirse, devlet destekli kreş sistemi geliştirilemezse, "150 kadın işçi" yerine "150 işçi çalıştıran iş yerleri" ibaresi konulamazsa ne "Aile 10 Yılı"nın altı doldurulabilir ne de nüfus vehmimiz ortadan kalkar diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (YENİ YOL sıralarından alkışlar)