| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 79 |
| Tarih: | 08.04.2026 |
CHP GRUBU ADINA UMUT AKDOĞAN (Ankara) - Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; basın, yayın organları eliyle Türkiye'de adalet katledilmekte. Bunun her gün bir örneğini yaşıyoruz. Bu konuşmamın ardından basın, yayın organlarının Türkiye'de adalete etkisinin kısa bir bölümünü anlatacak 72 sayfalık bir raporu Meclis Başkanlığımıza sunacağım. Bir komisyon kurulmasını istiyoruz. Tabii, bu komisyonun kurulmasına ret oyu vereceksiniz, bunu da biliyoruz ancak bazı gerçekler ortada duruyor.
Sayın Başkanım...
(Uğultular)
BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, lütfen şu uğultuyu keselim.
İçeriye girmek bir dert, dışarıda kalmak bir dert ya! (CHP sıralarından alkışlar)
Buyurun.
UMUT AKDOĞAN (Devamla) - Adalet ve Kalkınma Partili değerli milletvekilleri, değerli milletvekillerimiz; sizin çokça okuduğunuz gazeteler, sizin çokça ekranına çıktığınız televizyonlar bu katliamı yapmakta. Ne diyor Hazreti Ali Efendimiz? "Bir kötülüğün yapılmasına engel olamıyorsanız bile bunu duyurunuz." diyor. Biz bunu duyurmakla sorumluyuz ama siz duymaktan bile kendinizi geri almak istiyorsunuz.
Bakın, bunun örneklerinden bir tanesi dün İstanbul'da yaşandı. Üsküdar Belediyemize bir operasyon yapıldı. Yapılan operasyonun neticesinde bir haber ortaya çıktı. Nedir bu haber? "Üsküdar Belediyesinde gözaltına alınan isimlerden bir tanesinin evinde bavulla para çıktı. " dediler. Peki, biz buna alışkınız, bu yalan haberlerin tümüne alışkınız. Sabah bu yalan haberleri yapıyor, Takvim bu yalan haberleri yapıyor, Yeni Şafak bu yalan haberleri yapıyor, Türkiye rezalet teşkilatı bu yalan haberleri yapıyor, bu haberler böylece çıktı. Daha, akşam olmadan bir dekont ve...
(Uğultular)
BAŞKAN - Sayın Akdoğan...
İBRAHİM ARSLAN (Eskişehir) - Dinlemeyecekler lütfen Genel Kurul Salonu'nu terk etsinler efendim!
BAŞKAN - Sayın Akdoğan, müsaade eder misiniz? Sayın Akdoğan, bekleyelim, arkadaşlarımızın sohbeti bitsin sonra devam ederiz. Bekleyelim lütfen.
UMUT AKDOĞAN (Devamla) - Beş dakikalık konuşmanın iki dakikası gitti.
BAŞKAN - Bekleyelim, sabredelim, ne yapalım?
ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin) - Süreyi en başa alalım Başkanım.
İBRAHİM ARSLAN (Eskişehir) - Sayın Başkanım, süreyi baştan alalım, anlayamadık.
ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin) - Bunun bir tazmini olması lazım.
BAŞKAN - Size de sukûnet lütfen.
Sayın Akdoğan'ın süresini baştan başlatın.
Buyurun.
UMUT AKDOĞAN (Devamla) - Sağ olun.
Türkiye'de basın yoluyla yapılan bu rezaletin son örneği dün Üsküdar'da yaşandı. Nedir bu? Üsküdar Belediyesine yapılan operasyonda gözaltına alınan isimlerden birinin evinde milyonlarca paranın çıktığı iddia edildi, hepimiz duyduk. Bu iddianın üzerine Üsküdar Belediyesinde bu yalanlandı ve 2 belge ortaya çıktı; bir dekont, bir de tutanak. Üsküdar Belediyemize yapılan operasyonda gözaltına alınan isimlerden birinin nişanlısı kafesini devretmiş, devrettiği kafenin parasının bir bölümünü elden almış. Bu 2 belge ortaya çıktı.
Şimdi, bakın yalan haber işinde iktidara yakın medya çığır açıyor. Ya, bu ortaya çıktıktan sonra -kusura bakmayın da rezaletin yeni bir boyutu- şu elimdeki 2 belgeye rağmen bugün Yeni Şafak manşet atıyor, bu elimdeki belgeye rağmen Takvim gazetesi aynı yalanda ısrar ediyor, bu elimdeki belgeye rağmen Sabah gazetesi " 4,5 milyon lira valizden çıktı." diye yalan haber yapmaktan ar etmiyor. Bakın, bu gazeteler bir kâğıt parçası olsa anlarım, paçavraya dönmüş durumda. İçinizden vicdanı olup da "Yapmayın kardeşim, ayıptır, günahtır, yazıktır, bu belge ortaya çıkmış." diyecek hiç kimse yok mu? Bu TRT'ye dur diyecek hiç kimse yok mu? TRT devriiktidarınız sona erdikten sonra mutlaka bir rezalet müzesine çevrilmelidir, TRT iktidarınızın en büyük ayıplarının yalanla bezendiği hâle gelmiştir.
Suçlu kimdir değerli milletvekilleri? "Suçlu" dediğiniz kişi, hakkında iddia olunan, bu iddiasıyla ilgili karar verilen, verilen karar kesinleşen kişidir ancak biraz sonra buraya bir hatip çıkacak Adalet ve Kalkınma Partisinden, kim çıkacak bilmiyorum ama bir hatip gelecek -Siz misiniz değerli milletvekilim?- ben şunu bekliyorum ya: Ortaya çıkan bu rezalete rağmen hâlâ bu gazetelerin bugün manşet atmasına bir AK PARTİ'li milletvekili çıksın "Bunu biz de yanlış buluyoruz." desin, bunda ayıp yok. İnsanların itibarıyla oynanıyor. Bu 70 sayfalık raporu buraya bırakıyorum, bu kürsüye, siz de izin verin burada kalsın. Bakın, bir kişiyle ilgili, Mustafa Akın'la ilgili "10 maaş alıyor." iddiası ortaya atıldı, mesela, örneklerden biri. Sayın milletvekilim, size soruyorum ya: Bir insanla ilgili 10 maaş aldığı iddiası ortaya atılırsa o insanın ev düzeni bile bozulur, karısı der ki: "Sen 10 maaş birden alıyormuşsun, bu parayı nereye götürüyorsun?" "Rüşvet aldı.", "İmamoğlu'nu şikâyet etti.", "Lüks araçlara bindi..." Bakın, bu paçavralar bir haber yaptı "10 milyon dolar rüşvet parası cenaze aracıyla Yunanistan'a taşındı." diye. Bu devlet bu kadar âciz midir ya? Cenaze aracının içine 10 milyon dolar konulup götürülüyor, yirmi dört senedir iktidarda olan bir parti memleketi ne hâle getirmiş, demek ki Yunanistan'a kaçıp gidebiliyor; doğru mu? Bu paçavralarla ilgili söyleyecek sözünüz olmalı, sözümüz olmalı, herkesin namusu var, ahlakı var, şerefi var.
Bir fıkhi ilkeden bahsediyorum size, fıkhi bir ilke, yaygın bir kaideden. Ne diyor? İddia edene delil, inkâr edene yemin. İddia ediyorsan delilini ortaya koyarsın, inkâr ediyorsan delil ortaya koymak zorunda değilsin, yemin edersin, biter. Bakın, bu fıkhi bir ilke, yasa "masumiyet karinesi" diyor. Gelin, TRT'den bu gazetelere kadar hepsini inceleyecek bir komisyon kuralım. İşte, size komisyonun ilk raporu... Modern ceza hukukumuz fiili inceler, faili değil; iftiralar, yalanlar, arkadan dolanmalar, haysiyetle oynamalar, aileye dil uzatmalar; bunların hepsi, işte bu "gazete" dediğimiz paçavralarda.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
UMUT AKDOĞAN (Devamla) - Hemen tamamlıyorum Başkanım.
BAŞKAN - Tamamlayın lütfen.
UMUT AKDOĞAN (Devamla) - Bu "gazete" dediğimiz paçavralar Sabah'ından Takvim'ine, Takvim'inden Yeni Şafak'ına kadar her gün yalan yazmaktan ar etmiyorlar. Bununla ilgili, biraz sonra buraya gelecek hatip lütfen iki kelime söylesin, "Doğru, yanlışlıklara biz de zaman zaman karşı çıkıyoruz." desin, "Doğru, gerçekten de bu basın yayın organlarında yapılanlar -en azından bir kısmı için- bizi de rahatsız ediyor." desin ama söyleyeyim, burada beylik laflar etmeye devam edecekseniz hiç buraya gelip Allah'ın verdiği nefesi üç dakika, beş dakika boşuna tüketmeyin. Ben bu konuyla ilgili bir komisyon kurulmasının teklifini verdim, takdir yüce Genel Kurulundur.
Çok teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)