GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: DEM PARTİ Grubu önerisi münasebetiyle
Yasama Yılı:4
Birleşim:79
Tarih:08.04.2026

DEM PARTİ GRUBU ADINA AYTEN KORDU (Tunceli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Neredeyse otuz beş yıl geçmiş olan, emeği ve doğrudan tüm ekolojik yaşamı hedef alan, en katmanlı sistematik bir yıkımı içeren Afşin-Elbistan havzası üzerinde kurulu olan termik santrali konuşuyoruz. Burada doğrudan yaşam hakkını ve halk sağlığını, tüm doğayı ilgilendiren bir ekokırım suçundan bahsediyoruz. Bu havza onlarca yıldır enerji üretimi adı altında sistematik bir yıkıma maruz bırakılmıştır. Yaşam alanlarımız ve ekolojik dengeden değil, denetimsiz, şeffaflıktan uzak, sömürünün en derin biçimiyle, iş cinayetlerinin en trajik biçimde yaşandığı, ekonomik çıkarların öncelendiği, geleceği yok sayan bir termik santralden bahsediyoruz. Çok somut ve nettir, bilimsel çalışmalar 1984-2020 yılları arasında Afşin-Elbistan termik santrallerinin en az 17.500 erken ölüme neden olduğu açık olarak kamuoyuna deklare edilmişti. Ağır kimyasalların kanserden kalp hastalıklarına, çocuklarda gelişim sorunlarına kadar pek çok ciddi sağlık sorununa yol açtığı ilgili meslek ve sağlık kuruluşları tarafından açıkça deklare edilmişti.

Sayın vekiller, bölge halkı her gün bu kirliliğin sonuçlarıyla yüz yüze yaşamaktadır. Üstelik bu süreç ciddi bir hukuksuzluk, şeffafsızlık sorunuyla yürütülmektedir. Emisyon verileri kamuoyundan gizlenmekte, yargı kararlarına rağmen şeffaflık sağlanamamaktadır. Tarım alanlarında yaşanan yıkım son derece ağırdır. Elbistan Ovası'nda toprak ağır metallerle kirlenmiş, verim düşmüş, gıda güvenliği tehdit altına girmiştir; çiftçiler yoksullaşmış, bölge halkı göçe zorlanmıştır, su kaynakları tükenmekte ve yer altı suları hızla çekilmektedir. Tüm bu gerçeklere rağmen yeni santral ünitelerinin planlanması asla kabul edilemez. İşçiler ise güvensiz, sağlıksız koşullarda çalıştırılmakta, iş cinayetleri ve meslek hastalıkları giderek artmaktadır. Kayıt dışı çalıştırılan, işten çıkarılan, ucuz iş gücü olarak sömürünün en ağır biçimini yaşayan termik santraldeki işçilerden bahsediyoruz. Santrali besleyen kömür sahalarında, Çöllolar'da 2011 yılında yaşanan, 11 işçinin hayatını kaybettiği ve 9'unun bedenine dahi ulaşılmadığı bu iş cinayeti hâlâ hafızalardadır. İşte, ekonomik kazanç sağlayan "İstihdam yaratıyoruz." diyen zihniyetin kömür altında bıraktığı işçilerin hâlâ mezarının olduğu Afşin-Elbistan'dan bahsediyoruz. Hiç kimsenin bunu unuttuğunu sanmayın; sömürü, talan, iş cinayetleri, erken ölümler, sakat doğan çocuklar, hastalıklar, tükenen su varlıkları, yok olan doğa, tahrip edilen tarım ve hayvancılık; bunların hepsi Afşin-Elbistan Termik Santrali'nde apaçık yaşanmaktadır ve ortadadır. Bu nedenle diyoruz ki: Afşin-Elbistan'da yaşananlar araştırılmalı, tüm boyutlarıyla ortaya çıkarılmalı, bu yıkıma son verilmelidir. Bu, hepimizin geleceğe karşı bir sorumluluğudur, buradan kaçmayalım.

Değerli vekiller, bu vesileyle, her yerde RES, GES, JES ve HES projeleri torba kanunlarla âdeta ahtapot gibi yayılmaya başladı. Seçim bölgem Dersim'in Pülümür ilçesinde Karagöz (Gurik) merkezli Dağbek'ten Kocatepe'ye kadar 7 köyümüzü kuşatan bir ekolojik yıkımla karşı karşıyayız. 2004 yılında halkın itirazları ve kurumsal girişimlerle durdurulan bu kurum madeni şimdi yeniden canlandırılmak istenmektedir. 686 hektarlık bu alan Fırat havzasının ve Pülümür Çayı'nın ana damarıdır. Üstelik deprem gerçeği açıkça risk oluşturmakla birlikte her hâlükârda burada yapılacak her müdahale Mezopotamya'nın su kaynaklarını ağır metallerle zehirlemeyle karşı karşıya bırakmak demektir. Bölge halkı geçimini hayvancılıkla, arıcılıkla sağlamaktadır. Her yıl binlerce hayvanın çıktığı bu meralardan, dünyanın en kaliteli ballarının üretildiği bir floradan bahsediyoruz. Bu proje açık bir insansızlaştırma politikasıdır, üstelik burası Buyer Ana'dan, Hel Dağı'na kadar Alevi inancının kutsal hafıza mekânlarıdır. Kutsallarımız maden sahası ilan edilip çiğnenerek topluma ve doğaya savaş açılmamalıdır; bu, kabul edilemez bir politikadır. Doğa bizim kutsalımızdır, bizim varoluşumuzdur.

Son olarak, Muş Varto'da doğasına ve suyuna sahip çıkan, jeotermal projelere karşı direnen halkımızın kararlı mücadelesini buradan bir kez daha selamlıyor, Muğla Akbelen'de ağacını, toprağını koruduğu için tutuklanan yaşam savunucusu Esra Işık'ın hukuksuz tutukluluğunu buradan kınıyor; geleceğini, toprağını, ağacını savunanların...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayalım lütfen.

AYTEN KORDU (Devamla) - ...mücadelesini demir parmaklıklarla bastıramazsınız diye bir kez daha buradan belirtmek istiyoruz.

Kaz Dağları'ndan İkizdere'ye, Akbelen'den Pülümür'e, Erzincan İliç'ten, Varto'dan Afşin'e, Elbistan'a; Mardin'den Diyarbakır'a, Iğdır'a kadar rantın değil, yaşamın yanında durmaya, doğanın bir parçası olarak tüm farklılıklarımızla birlikte geleceğimizi ve yaşam alanlarımızı korumaya devam edeceğiz diyorum.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)