| Konu: | YENİ YOL Grubu önerisi münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 79 |
| Tarih: | 08.04.2026 |
İYİ PARTİ GRUBU ADINA BURAK DALGIN (Balıkesir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; enflasyon hırsızlıktır. Geçen sene 100 liraya 1 kilo aldığınız şeyden şu anda 700 gram alıyorsanız 300 gramını birisi çalmıştır, bunu bir netleştirelim.
Ama hırsızlık burada bitmiyor, bu işin bir de katmerli hırsızlık kısmı var. Enflasyonu düşük gösteriyorsanız katmerli bir hırsızlık yapıyor olursunuz, maaş zammı alan herkesin yani 17 milyon emekli ve hak sahibinin yani 5 milyon memurun yani 8 milyon asgari ücretlinin yani milyonlarca özel sektör çalışanının hakkına, hukukuna girersiniz. Mesela, enflasyon yüzde 50 iken enflasyonu yüzde 30 gösteriyorsanız kırk beş günlük ücretlere çökmüşsünüz demektir; bu, bir katmerli hırsızlıktır. Harcamalar asansörle çıkarken ücretler merdivenden çıkarak tıknefes bir şekilde yetişmeye çalışır, onu da başaramaz.
İşin tabii başka bir tarafı daha var, bu katmerli hırsızlığın daha da katmerlendiği bir alan var; o da gelir vergisi dilimleri. Kâğıt üstünde maaşlar artar sanal bir şekilde, reel olarak aslında artmaz ama sanal olarak artan maaşınızdan daha yüksek gelir vergisi dilimine girersiniz. Hem maaşınız enflasyona yenilir, oradan bir kemirilir hem de üstüne üstlük daha yüksek vergi ödersiniz. Neden? Gelir vergisi dilimleri ısrarla yeterince güncellenmediği için.
İş burada da bitmez, hepimizi çok üzmesi gereken bir konuya gelir, devletin ciddiyetini de kemirir bu iş çünkü devlet dediğimiz şey aslında bir güvendir. Bu kâğıda devlet mühür vurursa bu kâğıt para olur, bu kâğıda devlet mühür vurursa diploma olur, devlet mühür vurursa terhis kâğıdı olur ama devletin söylediği söze inanmamak başlarsa devletin temeli çürümeye başlar; karşı karşıya olduğumuz risk de budur. Güvenle ilgili bir örnek vereyim: Merkez Bankasının kendi anketine bakalım, enflasyon hedefi yüzde 16, reel sektörün enflasyon beklentisi yüzde 33 yani bunun 2 katı kadar, hane halkının yani vatandaşlarımızın enflasyon beklentisi yüzde 50 yani 3 katı kadar; güven açığının daha bariz bir örneği olamaz.
Peki, bu bizi nereye getiriyor? TÜİK'e çağrıda bulunuyorum, birincisi: Fiyat ve ürün sepetinizi açıklayın, bu zaten bir mahkeme kararı, bizim talebimize bağlı olmaması gerekir ama bunu bir açıklayın. İkincisi: Bir akademik kurulla şeffaf bir şekilde kendinizi denetlettirin. Nasıl en büyük şirketler, borsaya kote olan şirketler kendilerini bağımsız denetime tabi tutuyorlarsa TÜİK'i de tutalım; doğru, hesap vermekten kaçmaz. Üçüncüsü: Büyük veri ve yapay zekâ sayesinde bırakın aylığı günlük, saatlik olarak enflasyonu göstermek de mümkün; bunu yapın, herkes kendi enflasyonunu hazırlasın, görsün.
Hazine ve Maliye Bakanına son çağrım: TÜİK Başkanını getirin Plan ve Bütçe Komisyonuna Meclisimize hesap versin.
Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (İYİ Parti, CHP ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)