GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: 2026 yılında Osmaniye’nin Kadirli ilçesinde 2 vatandaşın aşırı yağışlar sonucunda hayatını kaybetmesine, kırk beş günde yaşadığı hadiseye ve ülkeyi masabaşından yöneten zihniyete ilişkin açıklaması
Yasama Yılı:4
Birleşim:79
Tarih:08.04.2026

UĞUR POYRAZ (Antalya) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Öncelikle, daha önce de Parlamentoda çok kez ifade ettiğimiz üzere, 2026 yılında Türkiye'de Osmaniye ilinin Kadirli ilçesinde 2 vatandaşımız aşırı yağışlar sonucunda hayatını kaybetti. 2026 yılındayız, Türkiye'deyiz; savunma sanayisinde muazzam başarılarımız var, Türkiye uçuyor, kaçıyor, şöyle oluyor, böyle oluyor; 2 insan, 2 insan hayatı Osmaniye'nin Kadirli ilçesinde Bülbül Deresi'nin taşmasıyla aramızdan koparılıp götürüldüler. Şimdi, buna tabii tahammül etmek ve anlamak mümkün değil.

Biraz önce Sayın Hatip, Sayın Selçuk Özdağ tarihten coğrafyaya kadar birçok konuda çok kısa, doyurucu bilgiler verdi, bizlerle paylaştı. Ben bütün bunların bileşkesini, geçtiğimiz kırk beş günde yaşadığım hadiseyi anlatmak istiyorum. Aslında bunu sizlerle paylaşıp paylaşmamakta tereddüt ettim uzun zamandır çünkü bu kişisel bir konuydu, böyle kişisel bir konunun Parlamento bünyesinde dile getirilmesi ne kadar doğrudur, onu bilmiyorum ama bir yandan da bir evlat olarak tüm evlatlarla empati kurmak zorundayım. Benim babam 90 yaşında, tam kırk yıl bu ülkenin hukuk dünyasına hizmet vermiş bir yargıç. 90 yaşına geldi, kırk yıl boyunca Türkiye'nin çeşitli vilayetlerinde yargıçlık görevini ifa etti ve doksan yıl boyunca babamın hiçbir tane hastane serüveni olmamıştır. Bundan yaklaşık üç ay önce nefes darlığı şikâyetiyle hastaneye gittik babamla -eşlik ettim- ve yapılan tetkikler sonucunda babamın kalp kapakçığında "mitral kapak yetmezliği" denilen bir rahatsızlık teşhis edildi. Bu mitral kapak yetmezliği, kalp kapakçığının kaslarının ortadan kalkması -yaşa bağlı bu, gençlerde de olabiliyor, yaşa bağlı, ilerleyen yaşlarda da oluyor- ve bunun sonucunda kalbin o kapağının fonksiyonunu yerine getirememesi ve vücutta su birikiyor, sıvı birikiyor akciğerlerde ve bu insanlar nefessiz kalıp büyük bir acı çekerek hayata veda ediyorlar. Bunun iki tane çözümü var; bir tanesi açık kalp ameliyatı yani göğsünü açacaklar, 90 yaşında göğsünü açacaklar, kemiklerini açacaklar, o kapaklara müdahale edecekler; diğeri, anjiyo yoluyla girilen "mitraclip" denilen bir şey. Bu "mitraclip" denilen şeyde anjiyoyla giriyorlar, o kapakçıklara o "mitraclip"leri takıyorlar; tabii yoğun bakımdasınız kalbe müdahale edildiği için, ertesi gün servistesiniz, ondan sonra da hayatınıza devam edebiliyorsunuz. Bakar mısınız teknolojiye, ne kadar muazzam değil mi? Benim babam 90 yaşında, Emekli Sandığından emekli, bugüne kadar hastaneye gitmemiş. Devlet, babama "Bu 'mitraclip' denilen meret 20-25 bin dolar, biz buna 100-150 bin liradan fazla veremeyiz. Dolayısıyla açık kalp ameliyatı ol." diyor. Ben Uğur Poyraz, yirmi beş yıldır avukatlık yapıyorum; elimdeki avucumdaki her şeyimi satar, babama, anama, aileme, yetişebildiğim herkesle ilgili her şeyi yaparım. O benim babam, benim rol modelim, benim kahramanım, hepinizin babasının rol modeli ve kahramanı olduğu gibi. Bu topraklarda yaşayan her evlat için babası onun rol modeli ve kahramanı. "Ben 90 yaşında göğsünü açarım, böyle bir imkân varken bir lira ödemem." diyor devlet. Memleketi işte masabaşından yöneten kafanın yarattığı süreç. Şimdi, Selçuk Özdağ'ın anlatımlarının bu bileşkesi işte, burası Türkiye.

Babam ameliyat oldu, "mitraclip" taktırdım, bir gün yoğun bakımda kaldı, bir gün serviste kaldı, şimdi evde. Ben firmayı tanımıyorum, babamın oğlu değil, bir firma reklamı da yapmıyorum. Bunu getirenler 3 firma mı, 5 firma mı, umurumda değil; benim tek umurumda olan babam ve bu süreçte de öğrendiğim, elinde avucunda üç kuruşu olmayan, bu sadaka kültürüne ısrarla alıştırılan gencecik dağ gibi evlatların...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, devam edin.

UĞUR POYRAZ (Antalya) - ...anasıyla ilgili, babasıyla ilgili -o yaşlarda- ya da kendileriyle ilgili böyle bir teknoloji, böyle bir imkân varken açık kalp ameliyatı gibi göğsü yarıp, efendime söyleyeyim, iyileşme süresinin bilmem kaç gün olduğu bir alana mahkûm edilmesi.

Ya, şimdi, bunu paylaşırken ajitasyon yapmaktan o kadar imtina ederek konuşuyorum ki, o kadar imtina ederek konuşuyorum ki... Ama sonra şunu düşündüm: Bu ülke için uzuvlarını kaybetmiş Mehmetçik'inin plastik bacağına, plastik koluna bile derecelendirme yapan bir masabaşı zihniyet var. Bunu değiştiremem bu tarafta oturduğum sürece, muhalefette olduğum sürece bunu değiştiremem; bunu değiştirebilmek için elbette iktidar gücü gerekiyor ama her gün, çıktığım her yerde, bütün arkadaşlarımla, gördüğüm her iktidar yetkilisinin, her bürokratın başının etini yiye yiye bıktırabilirim; muhalefet görevim de bu. Benim babam hayatta ama bunu yaptıramayan hangi evladın babası hayatını kaybettiyse vebali vallahi, billahi, tallahi bu memleketi masabaşından yöneten, bu empatiyi, bu duyarlılığı kuramayan bürokratlarınızın ve onların sıralı amirlerinindir.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Teşekkür ederim. (İYİ Parti, CHP ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)