| Konu: | 8 Nisan Dünya Romanlar Günü’ne, İsrailli Bakanın Görkem Sevindik'le ilgili paylaştığı videoya, Erokspor-Amedspor maçına, Polis Haftası’na ve Türk polis teşkilatının 181’inci kuruluş yıl dönümüne, Barın katliamına ve Hasan Cemiloğlu’na, TÜİK’e, çiğ süt fiyatına; Donald Trump’a, İran’ı yönetenlere ve İsrail’e ilişkin açıklaması |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 79 |
| Tarih: | 08.04.2026 |
SELÇUK ÖZDAĞ (Muğla) - Çok teşekkür ederim Sayın Başkanım.
Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; bugün 8 Nisan Dünya Romanlar Günü. Manisa'mızda oldukça çok Roman vatandaşımız var; kendileri kültürümüzü zenginleştiren, sanat erbabı kişiler ve takdire şayan kişiler ve bu insanların eğitimde, istihdamda, barınmada ciddi problemleri var. O nedenle, özellikle ilgilenilmesi gereken bir kitle, bir vatandaş topluluğu. Kendilerinin buradan günlerini kutluyorum ama biz görevimizi tam ve kâmil manada yapamadığımız için de kendilerinden özür diliyorum ve buradan da Malta Mahallesi Muhtarıma, benim berberime, Enes Bey'e de selamlarımı arz ediyorum.
Görkem Sevindik, bir sanatçı biliyorsunuz ve Eşref Rüya diye bir dizi var bir televizyon kanalında; bu, dünyada, genellikle Türk dünyasında ve bizim hinterlandımızda çok fazla izleniyor, aynı zamanda İsrail'de de çok fazla izleniyor ve İsrail'de izlendikten sonra da... İsrail Hükûmeti bir karar aldı biliyorsunuz, Filistinli esirlerle ilgili idam kararı aldı. Bu, dünyada olmadık, olmayacak bir şeydir. Dünyada hiçbir hukuk sisteminin kabul etmeyeceği, özellikle bir etnisiteye karşı bir idam kararının çıkmış olması çok ayıplı, çok nakıs bir iştir. O nedenle buradan da İsrailli Bakan, Görkem Sevindik'le ilgili bir video paylaştı, dedi ki: "Görkem Sevindik, baba olamayacaksın." İsrail, siz devlet olamayacaksınız. Siz oralarda asla hiçbir zaman huzurlu yaşamayacaksınız çünkü siz huzursuz bir yönetimsiniz; siz işgalcisiniz, siz soykırımcısınız, siz katilsiniz, siz aynı zarmanda insanlıktan nasibini almamış "belhüm adal"larsınız, hayvandan da aşağısınız. İsrail'i kastetmiyorum, İsrail'in tabanını kastetmiyoum, Yahudileri kastetmiyorum, gerçek Musevileri kastetmiyorum ama bunları yöneten siyonist Yahudileri kastediyorum. Benden de sana böyle bir selam var. Sizler de dünyada hiçbir zaman için huzur içinde yaşamayacaksınız.
Diğer bir konuya gelince, değerli arkadaşlar, burada Mehmet Kamaç Milletvekilimiz dile getirdi. Şimdi, 1. Futbol Ligi’nde önemli maçlar var, 4 takım çok ciddi şekilde mücadele ediyor. Ben buradan bir yandan... Erzurumspor ile İstanbulspor'un maçları canlı yayınlanacak ve burada Erokspor ile Amedspor'un da maçlarının canlı yayınlanması talep ediliyor; doğru bir şey bu. Bütün milletimiz... Milletleşmeyi böyle yaparız, kaynaşarak yaparız, birleşerek yaparız çünkü milletleşme böyledir. Biz çok etnikli bir ülkeydik, ardından da bir ulus devlet inşa ettik. Ulus devlet, aynı kültürü paylaşanların bir arada bir devlet inşa etme meselesi ve bir millet inşa etme meselesidir. Ben bunu doğru kabul ediyorum değerli arkadaşlar.
Bir diğer konuya gelince, sayın milletvekilleri, Polis Haftası, biliyorsunuz. 10 Nisan 1845... Neden 1845? Bizim cumhuriyetimizin kuruluş tarihi belli, 1923'te kurmuşuz, 29 Ekim 1923'te cumhuriyetle beraber ama bizim tarihimiz çok köklü, bizim tarihimiz birilerine göre, tarihçilere göre beş bin yıllık, birilerine göre iki bin yıllık, birilerine göre üç bin yıllık bir tarih. O nedenle, 1845 yılında kurulan Türk polis teşkilatının 181'inci kuruluş yıl dönümünü tebrik ediyorum. Vatan, millet huzuru için çalışan, şehit olanlara Allah'tan rahmet, yaralı olanlara, gazilerimize de sağlık, selamet ve hayırlı ömürler temenni ediyorum.
Polislerimizin 12/36 saat mesai düzenlemesinin kanunla belirlenmesi gerekiyor. Maçlarda, etkinliklerde ve toplumsal görevlerde ücret alınması ve bu ücretlerin kendilerine tahsis edilmesi gerekiyor, fazla çalışma ücretinin yükseltilmesi gerekiyor. Polis Meslek Kanunu'nda polis özlük haklarının iyileştirilmesi gibi hususlar polislerimizin başlıca talepleridir. Ayrıca terfilerde liyakatin esas alınması oldukça önemlidir. Sendikal haklarının tanınması da bu vatandaşlarımızın, bu polislerimizin, bu memurlarımızın taleplerinden bir tanesidir.
Biliyorsunuz, Barın katliamı var. Nedir Barın katliamı? 5 Nisan 1990 tarihinde gündeme geldi. Nerede? Çin'de. Çin'in neresinde? Doğu Türkistan'da. "Orta Asya" dediğimiz yer Türkistan'dır; Çin'in kuzeyi de Doğu Türkistan, şimdi "Sincan Bölgesi" diyorlar. Burada özgürlük için yani insan hakları için, kendi dillerini ve dinlerini yaşatmak için bunlar bir topluca eylem yapmak istediler ama oradaki Çin Hükûmeti çok acımasızca katliamlara girişti; o günden bugüne kadar da kamplarda çok ciddi mağduriyetler yaşıyor Doğu Türkistan'daki Uygur Türkleri. O nedenle, bununla ilgili olarak da kendilerine rahmet diliyorum. Oradaki mücadeleye devam etsinler istiyoruz, onların yanındayız. Şöyle bir talebimiz var: Orada bir Çinli hangi haklara sahipse Doğu Türkistan'da yaşayan Uygur Türkü de Kazak Türkü de Kırgız Türkü de veya başka etnik yapılara veya başka dinî yapılara mensup olanlar da aynı haklara sahip olsunlar istiyorduk.
Ben gençtim, üniversite yıllarında Kırım'da Mustafa Cemiloğlu'nun öldürüldüğünü duyduğumda sokaklara çıkmıştım Mustafa Cemiloğlu için ve "Kırım bağımsız olmalıdır!" diyerek çünkü ben Türk dünyasıyla ilgilenen ve Türk dünyasının kültürel alanda, eğitim alanında, ekonomik alanda bağımsız olmasını isteyenlerden birisiydim.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, devam edin lütfen.
SELÇUK ÖZDAĞ (Muğla) - Mustafa Cemiloğlu'nun ağabeyi Hasan Cemiloğlu vefat etti, kendisine rahmet diliyorum. Neden Hasan Cemiloğlu'nu anıyorum? Şundan dolayı: Bu 1944 yılında, biliyorsunuz, Kırım Tatarları sürgüne gönderildi Stalin tarafından; 2,5 milyon kişi acımasızca trenlerde havasız kaldılar, Sibirya'da öldürüldüler ve Kırım bir noktada Türksüz, Tatar Türksüz bırakılmak istendi; o nedenle, bunu yaşayanlardan birisiydi, kendisini rahmetle anıyorum.
Gelelim TÜİK'e. Değerli arkadaşlar, biliyorsunuz, Türkiye'de 2026 yılı itibarıyla yaklaşık 17,7 milyon emekli var ve Türkiye'de 5,2 milyon da memurumuz var. Bu emeklilerin ve memurların bir yandan maaşlarıyla ilgili, enflasyon ücretlerinden emekli maaşlarına, sosyal yardımlardan kira artışlarına, vergi dilimlerinden kamu harcamalarına kadar toplumun tamamını doğrudan etkileyen hayati bir siyasal ve sosyal gösterge TÜİK. Bu TÜİK, bunlar, Ali kıran baş kesen, layüsel bir kurum. "Ben enflasyonu böyle belirledim." Tamam, bitti. Ama ben de diyorum ki: Gelin, bu TÜİK Hükûmete bağlı bir kurum ve bu Hükûmete bağlı Kurum... Türkiye'de 15 Temmuz sonrası genellikle kurumların çoğunluğu ya korkutuldu ya korktular veyahut da meseleye hükûmet bazlı olarak baktılar ve toplumsal olarak bakmadılar. Bunlardan bir tanesi de TÜİK'tir. TÜİK'le ilgili bir teklifim var. Bir kanun teklifi de hazırlıyoruz arkadaşlarımızla beraber, aynen RTÜK'te olduğu gibi. Bu televizyonlara ceza veriyorlar, aynı zamanda bu televizyonların ne kadar, kaç gün kapatılacağına karar veren burada partilerin temsilcileri var. Bu TÜİK'i de aynı şekilde, partilerin orada bulunacağı ve partilerin ekonomiden, maliyeden, iktisattan anlayan kişilerinin burada bulunabileceği bir kurum hâline getirmemiz lazım ki TÜİK'in bu iddialardan, şaibelerden, şayialardan kurtulması gerekiyor. TÜİK'in enflasyon sepetini açıklamama pratiğinin hukuki ve anayasal dayanakları nelerdir mesela? Enflasyon verilerinin yargıya dahi sınırlı biçimde sunulması hukuk devleti ilkesiyle bağdaşıyor mu? Yargıya bile şifreli veriyorlar. TÜİK Başkanı ve yöneticilerinin görevden alınma gerekçeleri nelerdir? Açıklanan enflasyon rakamlarının sosyal devlet, ücret politikaları ve gelir dağılımı üzerindeki etkileri nasıl tespit edilmektedir? Biraz sonra da grup önerimiz bununla ilgili olacak değerli arkadaşlar.
Aynı zamanda çiğ süt fiyatları var, biliyorsunuz. Ulusal Süt Konseyi, merakla beklenen Mart 2026 dönemi çiğ süt üretim maliyet verilerini kamuoyuyla paylaştı. Açıklanan rakamlar süt üreticisinin artan girdi maliyetleri altında ne kadar zorlandığını bir kez daha gözler önüne serdi. Ulusal Süt Konseyine göre, martta çiğ süt maliyeti 21 lira 79 kuruş, tavsiye fiyatı ise 22 lira 22 kuruş; litrede sadece 43 kuruşluk bir kazanç var; bu olacak iş mi Allah aşkına? Makas daralıyor. Bu durum üretim dengesini bozmaya doğru gidecek; tedbir alınmalı.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayalım lütfen.
SELÇUK ÖZDAĞ (Muğla) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.
Geçmişte Sayın Recep Tayyip Erdoğan, onun hükûmetleri, o zaman ilkokuldaki çocuklara süt dağıtıyorlardı, süt veriyorlardı; dönemsel olmuştu. Aynısı Türkiye'de fındık dağıtımlarıyla ilgili, üzüm dağıtımlarıyla, kuru üzüm dağıtımlarıyla ilgili de olmuştu.
O nedenle, Tarım Orman Bakanına ve Sayın Cumhurbaşkanına sesleniyorum: Ne olur bunlarla ilgili bir tedbir alın, aksi takdirde sütü dahi bulamayacağız ve bu çok ciddi şekilde insanlarımızın gelişimine de çok eksi noktasında bir katkıda bulunacak.
Donald Trump diye bir adam var, geçenlerde Mecliste söyledim biliyorsunuz. İran'da savaş devam ediyor. İran'ı işgal etmek istediler ve birinci işgal sebepleri neydi bunların, Donald Trump ile Amerika'yı yöneten bu evangelist papazların ve aynı zamanda İsrail'i yöneten sözde hahamların yönetmiş oldukları bu ülkelerde gerekçeleri İran'ı işgal ederken neydi? "Bunların nükleer silahları olacak ve nükleer silahları da ne zaman kullanacakları belli değil." diyerek...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayalım lütfen.
SELÇUK ÖZDAĞ (Muğla) - Çok teşekkür ederim.
Ardından bu sefer "Bizim gerekçemiz burada bir rejim değişikliğidir, insanlar öldürülüyor." dediler ve kendi ülkelerinde yaptıklarını unuttular, Vietnam'da yaptıklarını, Küba'da yaptıklarını, Afganistan'da, Irak'ta yaptıklarını, Afrika'da yaptıklarını unuttular, katliamları unuttular, darbeleri unuttular, iç savaşları unuttular; ideolojik kamplaşmaları oluşturdular; bunları Türkiye'de de yaptılar, 1960'ta yaptılar, 1980'de yaptılar, 97'de yaptılar postmodern darbede, 15 Temmuzda da yaptılar. Amerika sabıkalı bir devlettir ve bu Amerika Birleşik Devletleri Başkanı artık insan olmaktan çıkmış bir şahıs çünkü bir yanda küfür ediyor, hakaretler ediyor, bir diğer yandan İranlılara "hayvan" diyecek kadar da alçalan bir kişi. Amerikalılar inşallah gereğini yapacaklar, bir erken seçimleri olacak. Burada "Liderlerin yerini biliyoruz." diyor öldürdükleri yetmiyormuş gibi. Dinî liderlerini de öldürdüler, oradaki başbakan yardımcılarını öldürdüler, bakanlarını öldürdüler, öldürmeye devam ediyorlar. Öldürmeyi çok iyi biliyorlar kendileri ama bir diğer yandan da hâlâ "Biz insanız." diyerek geçinmeye çalışıyorlar. Aynı şekilde İsrail için de geçerli bu.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
SELÇUK ÖZDAĞ (Muğla) - Tamamladınız mı efendim?
BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın lütfen.
SELÇUK ÖZDAĞ (Muğla) - Bu eylemler kim için yapılıyor? Çin için yapılıyor, İsrail'in güvenliği için yapılıyor, Orta Doğu'nun petrolleri, madenleri ve suları için yapılıyor; bunu biz biliyoruz ve halklar da biliyor artık.
İnşallah bu savaş bitecek, İran galip gelecek buradan ve İran da reformlar yapacak kendi ülkesinde ama Saddam'ın oyununa düşmeyecek yani kalkıp başka ülkelerle savaşmak, İran-Irak savaşı gibi veya Irak'ın Kuveyt'i işgali gibi... Araplar ile İran'ın yani Pers İmparatorluğu'nun, Acemlerle, Türklerle, Kürtlerle ve de Türkiye'yle çok ciddi şekilde diyalogları devam edecek. Arap ülkelerinin bu oyuna gelmemesini temenni ediyorum.
İnşallah, İran'ı yönetenler de çağın, zamanın ruhunu doğru okuyarak tekrar, yeniden milletleşmenin, tekrar, yeniden insanları kucaklamanın yolunu bulurlar diyorum ve kendilerinin yanında olduğumuzu bir kez daha söylüyorum.
İran İranlılarındır, Amerika "..."(*) evine dön diyoruz. İsrail, sen de 1967 sınırlarına mutlaka çekileceksin, çekilmediğin takdirde bedel ödemeye devam edeceksin diyorum.
Teşekkür ediyorum.
İyi bir yasama günü olsun diyorum.