| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 78 |
| Tarih: | 07.04.2026 |
MURAT ÇAN (Samsun) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Meclisimizin yeni mesai konusu yine bir torba yasa . Apar topar Komisyondan geçirildi, jet hızıyla Genel Kurul gündemine getirildi, kanunlaştırılıp yürürlüğe konulması isteniyor. Memleketin daha yakıcı, daha can alıcı ve daha acil çözüm bekleyen sorunları var ama bu yasa alelacele getirildi. Bu iş, deve kuşu misali kafayı kuma gömme işidir. Yanı başımızda orta ve düşük yoğunluklu bir savaş var; güvenlikten dış politikaya, ekonomiden toplumsal yaşama her yönüyle ülkemizi etkileyen bir savaş ama biz bugün bir kanunu bu gece yarısı yetiştirmeye çalışıyoruz. Savaş petrol piyasasını tarumar etti, çarşı pazar yangın yerinde, yarın tekrar mazota ve benzine zam gelecek; biz bu kanunu, bu torba yasayı konuşuyoruz. TÜİK hayal mahsulü enflasyon verileri yayınlayıp vatandaşın sofrasından ekmeğini çalıyor, AKP iktidarı da Meclise böyle torba yasalar getirerek bizim vaktimizi çalıyor. Bunun adı gerçeklik algısını yitirmektir, halüsinasyon görmektir. Teklifin içeriğinden bağımsız olarak söylüyorum: Vatandaşın gündemi başka, sizin derdiniz başka.
Teklife gelecek olursak, az önce hem Aylin Vekilimiz hem Tuncay Vekilimiz çok detaylıca anlattı. Bazı makul ve mantıklı gerçekleri de burada not ettiler, ben de onlara katılıyorum ama bu aceleciliğin sebebi nedir? Bu Parlamentonun yasama tarzıyla, içtihatlarıyla, yaklaşımlarıyla örtüşmeyen bir aceleciliktir bu. Ancak konu AKP'nin yasa yapma taktiğine gelince ancak bu kadarını yapabiliyorsunuz, biz yirmi küsur yıldır buna alışığız; mesela, maddelerden biri ve en fazla öne çıkanı çocukların sosyal ağlara erişimine 15 yaş sınırı getirmeyi öngören ve yaş doğrulama sistemini sağlayıcılara zorunlu kılan düzenleme. Mecliste bu konuyu da kapsayan mahiyette görev ifa eden araştırma komisyonları var. Bu Komisyonun raporları henüz tamamlanmamış, Genel Kurulda görüşülmemiş vaziyettedir. Bu konuya odaklı bir çalışma yürüten, emek harcayan Komisyon "Bakalım, ne demiş?" diye beklemiyorsunuz çünkü kafanızda bir plan, bir tezgâh var. Bu komisyonun ne diyeceğini, ne önereceğini görmeden, müzakere edilmeden bu konuda bir düzenleme yapılıyorsa araştırma komisyonunun ne fonksiyonu ne de hükmü kalıyor. İnsan, aklına eseni yapar ama Meclisin, millet adına yasa yapan bu kutsal çatının böyle bir tasarrufu olamaz, olmamalıdır.
Torba yasa konusunu biraz daha irdeleyelim. Bakın, içerisinde Darülacezeden doğum iznine, çocukların internet hakkından toplu taşıma hizmetlerine birbirinden bağımsız, alakasız, yaşlıyı, engelliyi, çocuğu, kadını ilgilendiren çok farklı konu başlıkları var. Arkadaşlarımız komisyonda dile getirdiler; her bir başlığı gayet ciddi bir şekilde, bütün yönleriyle kapsamlı bir şekilde irdelemek gerekiyordu, yapmadınız. Tek toplantıda komisyona onaylatılıp bugün buraya getirdiniz, düzenlemeyi bu yönüyle de eleştiriyoruz. Bir başka konu, kişisel verilere erişmek üzere bir bakanlığa verilmek istenen kapsamlı yetki. Bununla ilgili sınırlayıcı, etrafı tam detaylı bir şekilde açıklayıcı bir çerçeve çizmiyorsunuz. Bir ailenin gelirine, giderine, varlığına, bütün verilere erişim yetkisiyle ilgili bir düzenleme yapılıyor; bunu paydaşlarıyla, uzmanlarıyla detaylı bir şekilde ortaya koymuyorsunuz. Bu veriler üzerinden profil çıkarma, siyasi çalışmalar için kullanılma, bu profile göre siyasi propaganda yapma gibi riskler var. Denilebilir ki: "Devletin bakanlığı bunu yapmaz." Devletin bakanlıklarının neler yaptığını, her gün her türlü pespayeliğini sizler sayesinde görüyoruz. Adli bir işleme dair polis kamerası görüntüleri magazin konusu olabiliyor. Dolayısıyla hiçbir kişisel veri devletin güvencesi altında değil; yandaşa, tanıdıklara ya da içerdekilere her türlü bilgiyi, her türlü veriyi sığdırabiliyorsunuz. Bu bir de allandıra pullandıra yaptığınız bir meziyet, FETÖ'den bunun dersini aldınız.
Teklife toptancı bir perspektifle yaklaşmıyoruz, önemsediğimiz, değer atfettiğimiz yönleri var. Teklifin en belirgin ve değerli yaklaşımlarından biri çocuğun üstün yararının odaklanan hükümler içermesidir. Doğum sonrası analık izninin sekiz haftada on altı haftaya çıkarılması, babalık izni süresinin genişletilmesi, koruyucu ailelere ilişkin pozitif yönlü düzenlemeler. Bu teklifte sadece bu düzenlemenin, bu maddenin üzerine binerek bu teklifi, bu torba yasayı alelacele geçirmeye çalışıyoruz. Yanlış olan ne var? Yanlış olan, bugün o devleti yöneten iktidarın ta kendisidir. Analık iznini on altı haftaya çıkar ama o evde huzur, bereket yoksa bu yaptığınız işin hiçbir anlamı yoktur, evde ocak kaynamıyordur. Çocuk okula aç gidiyorsa, üstüne başına giyecek alamıyorsa bu sorun devam ediyordur, bu torba yasa bu sorunu çözmeye dönük hiçbir şey içermiyordur. O çocuk ve ailesi her zorluğun üstesinden gelip okulu bitirdiğinde sayenizde mülakata takılıyor ve geleceğiyle oynanıyor. TÜGVA'cıya yol veriliyor, TÜRGEV'ciye yol veriliyor ama o çocuğumuzun geleceği, umutları, hakları mülakat marifetiyle çalınmaktadır. Sorun dönüp dolaşıp sizin iktidarınıza geliyor.
Değerli milletvekilleri, konuşmamın başında söylemiştim, bu iktidar kafasını kuma gömse de vatandaşın derdi de gündemi de değişmiyor. Ekonomi zaten bitikti, İsrail'in ve Amerika'nın İran'a yönelik olarak başlattığı gayrimeşru savaş sonrası bizim için hayat daha da zorlaştı. Savaşın ve krizin faturası millete çıktı, İran'da halk Türkiye'deki kadar etkilenmedi bu savaştan. Benzinin, motorinin fiyatı uçtu, çarşı pazar yangın yerine döndü. Domatesin kilosu akaryakıt artışından önce 65 liraydı, şimdi 125 lira; bu, haldeki fiyat, pazarda, markette bunun 2 katı. Patlıcan, biber, salatalık, yeşillik, soğan, patates; bunları size Ömer Fethi Gürer daha iyi anlatacaktır. (CHP sıralarından alkışlar)
Peki, vatandaşın cebine giren para değişiyor mu? Hayır çünkü TÜİK'i icat ettiniz. TÜİK modeliyle vatandaşın cebine her ay elinizi sokuyor, vatandaşın parasını oradan alıp götürüyorsunuz. Aylık enflasyon 1,94, kimse inanmıyor; yıllık enflasyon 30,87. Uygulanan politikalar bireyi de aile kurumunu da bu şekilde darmadağın ederken, emeğini, geleceğini, umutlarını çalarken bu duruma kayıtsız kalamayız, kalmayacağız. Her şey ateş pahası olmuş, çarşı pazar yangın yerine dönmüş, milyonlarca emekli 20 bin liralık aylığa mahkûm edilmiş, o emekliye hakkaniyetli bir bayram ikramiyesi bile çok görülmüş, milyonlarca çalışan 28 bin liraya ev geçindirmeye, karnını doyurmaya zorlanmış; bunlar için bir teklif bile getirmiyorsunuz. (CHP sıralarından alkışlar)
Bunların hepsini bir kenara bırakmamızı, bu sorunları yok saymamızı, iktidarın hayal dünyasına buranın ortak olmasını bekliyorsunuz; biz bunu yapmayacağız. Buraya önce emekliyi insanca yaşam sürebileceği bir aylığa kavuşturacak kanunu getirin. Buraya önce çocukları okulda aç bırakmayacak kanunu getirin. Buraya önce asgari ücreti açlık sınırının üzerine çıkaracak düzenlemeyi getirin. Buraya önce vergi borcunu sildiğiniz yandaş patronlardan o vergileri tahsil edecek düzenlemeleri getirin. Bunları yapmayacaksınız adres bellidir, çözüm sandıktır.
Konuşmamın sonunda çok kısa bir şekilde seçim bölgemden birkaç cümle etmek isterim. Malumunuz, Samsun önemli bir tarım havzası olmanın yanında Karadeniz'in karakteristik özellikleri nedeniyle sel ve su taşkınlarının yoğun yaşandığı ve bu konuda birçok altyapı yatırımına ihtiyaç duyan bir şehir. Samsun Valiliği bundan tam iki hafta önce yatırım planıyla ilgili son üç yılın rakamlarını açıkladı. Bu rakamlarda deniliyor ki: "8,5 milyar Türk lirası Samsun'a yatırım yaptık." Bir tane örnek vereceğim.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayın lütfen.
MURAT ÇAN (Devamla) - Örneğin, 19 Mayıs ilçesinde içme suyu için ve sulama için yapılmakta olan bir baraj var. Bu barajın bu 8,5 milyar TL'nin içinde olduğu ve 7.500 hektar tarımsal alanın sulaması için hazır hâlde olduğu söyleniyor. Geçtiğimiz günlerde 19 Mayıs ilçemizdeydim, muhtarlarla konuştum, tarım üreticileriyle, çiftçilerle konuştum, hayvancılarla konuştum, ziraat odasıyla konuştum, 1.500-2.000 hektarın üzerinde bir metrekare sulanma olmadığını söylüyorlar. Benzer çelişkiler Terme'de var, Salıpazarı'nda var, bugün 2/B arazileriyle ilgili sorunları söyledim; 8,5 milyar TL'yi aradım, bulamadım. Devletin valisi propaganda aracı olamaz. Buna bir düzen getirin, yapacağınız düzenlemelerin içinde buna dikkat edin diyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)