GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:78
Tarih:07.04.2026

YENİ YOL GRUBU ADINA SELÇUK ÖZDAĞ (Muğla) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; kanun teklifiyle ilgili grubumuz adına söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bütün Meclisin beni dikkatlice dinlemesini istirham ediyorum. Bu kanun Komisyondaydı, görüşülüyordu ve muhalefet partisi milletvekilleri bu kanunun alt komisyona gönderilerek daha dikkatli, daha hassas bir şekilde incelenmesini talep etti. Bu talep kabul edildi, 9'a 8 ama reddedildi. Şimdi, buraya ne kadar demokratik Meclis diyeceğiz, buraya nasıl hukuk devleti diyeceğiz, buraya nasıl anayasal devlet diyeceğiz? Anayasasızlaştırmaya, İç Tüzük'ü ortadan kaldırmaya çalışıyorsunuz, sonra da diyorsunuz ki: "Türkiye'yi demokratikleştiriyoruz, Türkiye'yi dünya devletlerinin hukuk seviyeleri üstüne çıkarmak istiyoruz."

Başka bir örnek vereceğim size değerli milletvekilleri. Geçen hafta buradaydık, YENİ YOL Grubunun grup önerisi, konuşuluyordu, oylama yapılacaktı "Kabul edenler... Kabul etmeyenler..." burada muhalefet milletvekillerinin sayısı fazlaydı, iktidar partisinin milletvekilleri azdı, Sayın Bekir Bozdağ burada görev yapıyordu, Meclisi yönetiyordu ve ben ayağa kalktım, dedim ki "Bakın, burada 'evet' diyenlerin sayısı çok, gelin elektronik oylama yapın." yapmadı, "Biz bunu anlaştık." dedi ve ardından Bülent Kaya Bey'in ismini zikretti. Daha sonra, bir gün sonra -Bülent Kaya Bey Diyarbakır'daydı- Sayın Grup Başkan Vekilimizi aradım "Sizin böyle bir anlaşmanız var mı?" dedim. "Yok, zaten olamaz." dedi. Bir hukukçu... Ardından Turhan Çömez Bey buradaydı geldi daha sonra, İYİ Parti Grup Başkan Vekili Turhan Çömez Bey'e dedim ki: "Sizin böyle bir anlaşmanız var mı?" "Yok Selçuk Ağabey, hayır, böyle bir anlaşmamız yok." dedi.

Değerli milletvekilleri, burada karar yeter sayısıyla ilgili anlaşma yapabiliriz, bir kanun iktidar partisi için veya Türkiye için önem arz edebilir, "evet" oyu verebiliriz veyahut da "Karar yeter sayısı istemeyin." diyebilirler, "Toplantı yeter sayısı istemeyin, bu kanun geçsin." diyebilirler, anlayışla karşılarız, zaman zaman da yapıyoruz zaten bunları. Ardından da bir kanunun "Şu şu maddelerini, zaten genelini konuştunuz, önemli kanun maddelerini konuştunuz, bunları geri çekelim." diyebilirsiniz, bunlarda anlaşma olur arkadaşlar. Ama kim ki oylamalarla ilgili bir anlaşma yapıyorsa onlar bilsinler ki oylamalarla ilgili anlaşma olmaz, oylamalarla ilgili anlaşma veya kanun maddeleriyle ilgili yani kanun maddelerinin oylanması veya kanunun oylanmasıyla ilgili bir anlaşma olmaz arkadaşlar. O zaman Parlamento olmaz, o zaman "evet"lerin ve "hayır"ların, "kabul"lerin ve "ret"lerin hiçbir anlamı olmaz değerli arkadaşlarım; burası hukuk devleti olmaz, o zaman kapatalım bu Meclisi. İktidar partisi gelsin, kanunlarını getirsin "Kabul edenler... Kabul etmeyenler..." diye elini kaldırsın "Kabul edenler..." diyerek geçsinler gitsinler, bize gerek yok. O zaman Türkiye'de demokrasiden, "Hakimiyet kayıtsız şartsız millete aittir." sözünden bahsetmenize mümkün yoktur değerli arkadaşlarım. O nedenle ben geçen haftaki Sayın Bekir Bozdağ'ın tavrını kınıyorum. Yıllarca Mecliste Başkan Vekilliği yapmış, milletvekilliği yapmış, bakanlık yapmış, Genel Başkan Yardımcılığı yapmış, ardından Meclisi yönetiyor. "Biz bunun anlaşmasını yaptık..." Kendisi hukukçu, bunun anlaşması mı olur Allah aşkına? Yani araştırma önergesinin kabul edenleri, kabul etmeyenleri olacak; olmaz böyle bir şey, kabul etmemiz de mümkün değil. Ben bunu kayıtlara geçsin diye söylüyorum ve bütün dünyaya sesleniyorum: İşte, Türkiye'de iktidarın hâlipürmelali budur değerli arkadaşlar. İşte, Meclisi bunlar yönetiyorlar, bu şekilde yönetiyorlar Meclisi; kabul etmiyorum asla.

Değerli milletvekilleri, burada...

YAŞAR KIRKPINAR (İzmir) - İngiltere'ye git, şikâyet et bizi.

MEHMET EMİN EKMEN (Mersin) - Ne ilgisi var ya?

SELÇUK ÖZDAĞ (Devamla) - İngiltere'ye şikâyet etmiyorum seni, bütün dünyaya şikâyet ediyorum. Ne oldu, niye rahatsız oldun?

BAŞKAN - Sayın milletvekili...

SELÇUK ÖZDAĞ (Devamla) - Yaptığın yanlış işte. Bak, hukuksuz. Niye rahatsız oldun? Olma rahatsız. "Selçuk Bey, böyle bir şey yapmadık." de. Bütün dünyaya şikâyet ediyorum sizi.

MEHMET EMİN EKMEN (Mersin) - Başkanım, boş ver, sen bize bak, boş ver. Ayıp ya!

SELÇUK ÖZDAĞ (Devamla) - Değerli milletvekilleri, bir kanun teklifi getirdiniz. Bu kanun teklifiyle ilgili olarak nelerde görüşülmesi lazımdı? Adalet Komisyonunda, Dijital Mecralarda, Kadın Erkek Fırsat Eşitliğinde, Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşülmeden, özellikle Komisyonun ilk toplantısında ısrarla Dijital Mecralar Komisyonu tarafından 5651 sayılı Kanun'da yapılmak istenilen düzenlemelere ilişkin bilgilendirme istenilmiş ise de maalesef yine hiçbir komisyondan rapor alınmadan ve tek günde Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonunda görüşülmüş ve Genel Kurula getirilmiştir.

Beyefendi biraz önce bana dedi ki: "İngiltere'ye şikâyet ediyorsun." Sayın Erdoğan Birleşmiş Milletlerde muhalefeti bütün dünyaya şikâyet etti, biliyor musunuz? "Eğer bunlar iktidar olsaydı, bakın bunlar iktidar olsaydı bu göçmenlere, sığınmacılara Avrupa kapılarını açacaktı." dedi. Yetti mi bu size? Yeter.

Değerli arkadaşlar, diğer bir konuya gelince, burada, bu kanun teklifiyle ilgili olarak Meclisimizin kendisine dayatılan kanunlarda artık noterlik makamından çıkarak hür iradesiyle yasa yapma norm ve sistematiğine uygun teklifleri yasalaştırması, hem hukuki hem de anayasal bir zorunluluktur değerli arkadaşlar.

12/3/2026 tarihli Komisyonun ilk toplantısı yapıldıktan sonra diğer tali komisyonlardan bilgi ve rapor istenilmesine rağmen, özellikle Dijital Mecralar Komisyonundan sosyal medyayla ilgili düzenlemelere ilişkin bilgilendirilme yapılmasına ilişkin talep göz ardı edilerek sadece tek bir vekile Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu tarafından bilgi verilmiştir. Komisyon üyesi vekillerimiz ise maalesef sosyal medya düzenlemeleriyle ilgili bilgilendirilmemiştir. İlk teklif metninde 4 madde olarak düzenlenen sosyal medyaya ilişkin düzenleme... Komisyonun 2/4/2026 tarihli toplantısında 24'üncü madde kanun teklifinden çıkarılmıştır. Neden çıkarıldığı ise bir muammadır değerli arkadaşlar.

Teklifteki 21, 22, 23'üncü maddeler ise daha önceki kanun tekliflerinde yasalaştırılmak istenilmiş ise de Genel Kurul aşamasında haklı itirazlarımız sonucunda geri çekilmiş olmasına rağmen ısrarla bu kanun teklifinde de dayatılarak yasalaştırılmak istenilmektedir. Teklifteki bu maddelerin daha önce gündeme gelip tartışmalara konu olması, teknik gerekçenin siyasal ve toplumsal düzlemde yeterince ikna edici kurulamadığını göstermektedir. Haklı itirazlarımız ve baskılarımız neticesinde geri çekilmesi, iktidarın kanun yapma norm ve sistematiğinin, Anayasa’nın 7'nci maddesi gereğince yasama yetkisinin Türk milleti adına Türkiye Büyük Millet Meclisinde olduğunu maalesef ciddiye almadığını ve gerekli çalışmaları yapmadığını açıkça göstermektedir. İktidarın mevcut kanun tekliflerinde "Ben yaptım, oldu." zihniyetinden kurtulması gerekmektedir.

Teklifin 21'inci maddesinde belirtilen tanımların çok geniş ve genel olması, uygulamada işletmecilerin ve geliştiricilerin yükümlülüklerini ve sorumluluk sınırlarını belirsizleştirebilir. Bu da hukuki belirlilik ve öngörülebilirlik ilkesi açısından aykırılığa sebebiyet verebilecektir.

22'nci madde için ise ebeveyn kontrol araçları ve yaş sınırlamalarının uygulanması, idari denetime bırakıldığında yetkinin subjektif kullanımı ihtimalini barındırmaktadır. İçeriğin kaldırılmaması veya erişim engeline uyulmaması hâlinde sulh ceza hâkimine başvurma ve hızlı müdahale süresi dikkate alındığında yargısal denetim ve temel haklar açısından sorunlar teşkil edebileceği unutulmamalıdır.

15 yaş altı çocuklara sosyal ağ kullanımının yasaklanması doğru bir karar olmakla beraber, yaş doğrulama zorunluluğu, Anayasa’nın 20'nci maddesinde düzenlenen kişisel verilerin korunması hakkı ile 26'ncı maddedeki bilgiye erişim hürriyeti arasında hak ihlallerine sebebiyet verebileceği aşikârdır. 23'üncü maddede ise, internet trafiği bant genişliği daraltma gibi müdahaleler, yargısal denetim süreci tamamlanmadan uygulanabildiği için hukuki belirlilik ve öngörülebilirlik açısından hukuka ve temel hak ihlallerine sebebiyet verebilecektir. Ayrıca, kurumun geniş denetim yetkisi ve bilgi talep mekanizması özel sektörün faaliyetleri üzerinde idarenin keyfî takdirini arttırabilir, bu durum subjektif kararlara sebebiyet verebilir. Bu nedenle şeffaflık hâli güçlendirilmesi gerekmektedir. Öncelikle bu maddeleri belirtme sebebim, devamlı olarak kanun tekliflerinde sunulan ancak genel görüşmeleri sonrasında çıkarılıp sonraki kanun tekliflerine getirilerek tamamen pazarlık maddesi gibi bir duruma getirilen düzenlemelerin kanun yapma sistematiğine nasıl aykırı olduğunun gösterilmesi içindir.

Darülaceze kurumuna ilişkin yapılan düzenlemeler dikkate alındığında ise kurumun hassasiyetinde hemfikir olduğumuz aşikâr olmasına rağmen, teklif edilen düzenlemeler sosyal devlet ilkesini zayıflatan, yoksulluğu yapısal olarak çözmek yerine yönetmeye odaklanan, kurumsal kimliği aşındıran, mevcut kamu sistemleriyle çakışma riski taşıyan bir yaklaşım içerdiği unutulmamalıdır. Ayrıca, mevcut düzenlemeler sonucunda yapılacak işlemlerde objektif kriterleri sağlayabilecek misiniz? Liyakat ve şeffaflığa önem verecek misiniz? Bu değerlerin unutulmaması gerektiğini tekrar ve tekrar hatırlatmak istiyorum.

Ayrıca, Darülaceze Türkiye'nin her yerinde -sadece İstanbul'da var- dünyanın her yerinde şubeler açacak. Peki, bu şubelerini açtıktan sonra buraların atamalarını kim yapacak? Bakanlık yapacak. Kimleri atayacaksınız? Nasıl atayacaksınız? Hangi kriterlerle atayacaksınız? Liyakat ve ehliyeti gözetecek misiniz? Hayır, gözetmeyeceksiniz; şimdiye kadar gözetmediğiniz gibi bu konuda da hassasiyet göstermeyeceksiniz.

Kanun teklifinin doğum izniyle ilgili çok önemli düzenlemelerine geldiğimizde, bildiğiniz gibi, 2025 yılı Aile Yılı'ydı, hatta önümüzdeki on yılı da "Aile Yılı" olarak ilan ettiniz. 2026 yılında artan sıkıntılarla ailelerimizin durumu maalesef daha da kötüye gitmektedir.

Şimdi, burada diyorsunuz ki: "Biz burada doğurganlık oranlarını artırmak istiyoruz; hızla düştü, nüfus yapısı ciddi bir şekilde riskle karşı karşıya." Böyle bir dönemde dar kapsamlı adımlar atıyorsunuz. Ne yapmanız lazımdı? Burada doğum iznini bir yıla çıkarmanız gerekiyordu.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

SELÇUK ÖZDAĞ (Devamla) - Tamamlayacağım efendim.

BAŞKAN - Tamamlayalım lütfen.

SELÇUK ÖZDAĞ (Devamla) - Teşekkür ederim.

Neden bir yıl arkadaşlar? İki yıl ücretsiz izin alıyor hanımefendiler, bir yıl da ücretli izin almış olacak, üç yılı tamamlayacağız.

Türkiye'deki kreşlerin hemen hemen tamamı 3 yaşına gelmeyen çocukları kreşlere almıyorlar. Türkiye'de beslenme yetersizliği nedeniyle gelişim bozukluklarımız var. Bizler doyuruyoruz, beslenmiyoruz; çocuklarımız da doyuyorlar, beslenmiyorlar. O nedenle, gelişimlerindeki problemler nedeniyle üç yaşına kadar böyle bir şey uygulamanız gerekmektedir ama siz geldiniz, burada bir pansuman tedavisiyle beraber güya aileyi kurtarmaya çalışıyorsunuz.

Torba yasalara "Hayır." diyoruz. Sonuç olarak, bu kanun teklifinin toplumsal yaraları iyileştirmek yerine üzerini örten, stratejik bütünlükten yoksun ve sosyal devlet ilkesine geçici çözümler sunan bu hâliyle kabul edilmesinin mümkün olmadığını, bu kanun teklifine -her ne kadar belli yerlerine evet desek de- "hayır" oyu vereceğimizi şimdiden deklare ediyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (YENİ YOL ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)