GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:78
Tarih:07.04.2026

SERHAT EREN (Diyarbakır) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hemen her gün yeni bir infaz paketi topluma müjde olarak sunuluyor ama her yeni paketle infazda aslında eşitsizlik daha da derinleşiyor. On ikinci yargı paketinin de bu soruna çözüm olacağını çok düşünmüyoruz doğrusu. Siyasileri cezaevinde tutmayı esas alan anlayış infaz mevzuatını delik deşik etmiş durumda. Terörle Mücadele Kanunu'yla paralel bir infaz rejimi yaratılmış, siyasi mahpuslar genel normların dışına çıkarılarak özel bir kanuna tabi tutulmuş; ceza iki katı, yarı oranında yatarı var, yine, denetimli serbestlik hiçbir şekilde kullandırılmıyor.

Adım adım inceleyelim: Siyasi mahpuslar Türk Ceza Kanunu'nun herhangi bir maddesini ihlal ettikleri zaman onlar için öngörülen ceza 2 kat, yine, normal adli suçlarda infaz 1/2 iken siyasi suçlarda 3/4, yine, siyasi mahpuslarda denetimli serbestlik hiçbir şekilde uygulanmıyor, zamanı geldiğinde idare ve gözlem kurulu hiç kimseyi bırakmıyor, hasta olsa bile. Bakın, Eskişehir H Tipi Cezaevinde şizofreni hastası olan Yılmaz Çerçel otuz yılını doldurmasına rağmen ve ağır hasta olmasına rağmen bırakılmıyor. Yine, Yozgat T Tipi Cezaevinde 65 yaşındaki Mehmet Nuri Tiryaki otuz yıldır cezaevinde, ciddi rahatsızlıkları var, dokuz aydır tahliyesi yapılmıyor. Denetimli serbestlikte normal süre üç yıl iken siyasi mahpuslarda bir yıl ki bu bir yıl da hiçbir şekilde uygulanmıyor çünkü Terörle Mücadele Kanunu'na konulan yasaya aykırı bir maddeden dolayı, daha doğrusu, yönetmelikten dolayı siyasi mahpuslar hiçbir şekilde denetimli serbestlikten yararlandırılmıyor çünkü açık cezaevine gönderilmiyorlar, Sayın Selçuk Mızraklı tam da bu meselede en iyi örneklerden biri. Yine, yaşlı mahpuslara konutta hafta sonu ve gece infaz getiriliyor ama siyasiler yine kapsam dışı. Siyasi mahpuslar yaşlanamaz, siyasi mahpuslar hastalanamaz; 65 yaşını doldursa bile hiçbir şekilde bu yasadan yararlandırılmıyor. Bakın, neden? Çünkü Terörle Mücadele Kanunu'na bir hüküm konulmuş, siyasi mahpuslar hiçbir şekilde bundan yararlandırılmıyor. Nitekim, Mehmet Edip Taşar'ı Adli Tıp Kurumu raporu olmasına rağmen, maalesef kaybettik. Tüm bunların üstüne, siyasi mahpuslar S tipi ve Y tipi hapishanelerde günde bir buçuk saat tek başına havalandırmaya çıkıyorlar, hiçbir sosyal faaliyette bulundurulmuyorlar, hiçbir kimseyle görüştürülmüyorlar, tek başlarına, o bir buçuk saati açık alanda geçiriyorlar; bu da resmen bir tecrit durumudur. Nitekim, Rojhat Babat gibi niceleri intihara bu nedenden dolayı sürükleniyorlar.

Şimdi, gelelim kanun teklifimizin içeriğine. Şimdi, yargı paketlerini beklemeden ayırımcı infaz düzenlemelerini yapabiliriz. Bütün bu ayırımcı hükümler gibi bir de öyle bir hüküm var ki... Bakın, siyasi mahpuslar 3 defa hücre cezası aldıkları zaman, şartlı tahliye hakkından mahrum bırakılıyorlar. Bu da cezaevinde çok daha fazla süre kalmalarına sebep oluyor, hatta kimisi ölene kadar içeride kalabiliyor. Örneğin, bir açlık grevi, idarenin beğenmediği bir kitap veya kameranın kapatılması hücre cezasının verilmesi için bir gerekçe. Bakın, çok çarpıcı bir örnek vereyim: Vekilimiz Cengiz Çandar'ın bir kitabı var, Mezopotamya Ekspresi, bu kitap cezaevinde bir mahpus tarafından okunuyor. Bakın, bu kitabı dışarıda okumak serbest, Cengiz Çandar serbest, özgür ama bu kitabı cezaevinde okuyan mahpus hücre cezası alabiliyor. Dolayısıyla hücre cezası aynı zamanda ağır bir disiplin cezasıdır. Mahpusun geceli ve gündüzlü bir hücrede tek başına tutulması her türlü temastan, aile ziyaretinden ve telefon hakkından yoksun bırakılmasıdır. Bu hem içeride cezalandırma hem de tahliyeyi engelleme yoluyla mükerrer ve ölçüsüz bir cezalandırmadır. Ceza adaleti bu değil, bu olamaz. Bakın, İnfaz Kanunu 3'üncü madde ne diyor: "İnfazda temel amaç mahpusun yeniden toplumsal yaşamla buluşmasını sağlamak, buna uyumunu kolaylaştırmaktır."

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun.

SERHAT EREN (Devamla) - Bakın, 3 kere hücre cezası alan ve infazı yanan bir mahpus bir daha tahliye umudunu taşımazsa İnfaz Yasası'nın amacı da ortadan kalkmış oluyor. O nedenle, kanun teklifimizle diyoruz ki bu ayırımcı ve infazın amacına aykırı olan bu hükmü düzeltelim, değiştirelim yani yargı paketlerini beklemeye gerek yok, infazda eşitlik için gelin bu adımı bugün buradan atalım, böyle bir başlangıç yapalım.

Teşekkür ederim. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)