GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:78
Tarih:07.04.2026

ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Bursa şehri 4'üncü büyük şehrimiz, göz bebeğimiz, çok yakın bir zamanda 700'üncü fetih yılını kutladı, şehir büyük bir gururla kutladı ama bir utancı daha yaşadı; iradesi gasbedildi Bursa halkının, utanç duydu Bursa halkı. Bakın, Belediye Başkanımız, uzun aradan sonra kazandığımız Bursa'nın Belediye Başkanı Mustafa Bozbey dokuz yıl önceki bir iddiadan dolayı tutuklandı. İktidar sıralarına dönüyorum, iktidara sesleniyorum, olmayan adaletin Bakanına sesleniyorum: Aklınız dokuz yıldır neredeydi? Eminim biz Bursa'yı kazanmasaydık böyle bir soruşturma olmayacaktı çünkü yok ama maalesef ki bu ülkede Bursa halkının iradesini gasbetmek için böyle bir soruşturma uyduruldu. Şimdi, bu perşembe oraya bir Belediye Başkan Vekili seçilecek, Cumhur İttifakı'nın oyları da seçmeye yetiyor aşağı yukarı ama o adaya soruyorum: Sen kazanmış mı olacaksın? Hayır, sen kaybetmiş olacaksın. Tıpkı darbe döneminde şehirlere atanan askerler gibi atanmış bir belediye başkanı olarak o utançla yaşayacaksın çünkü Bursa halkı seni seçmedi, Bursa halkı seni kabul etmeyecek. Buradan meclis üyelerine sesleniyorum, Milliyetçi Hareket Partisinin meclis üyelerine de sesleniyorum, çok kıymetli grubuna da sesleniyorum: Gelin, millî iradeye sahip çıkalım. Gelin, ortaklaşa bir aday koyun ama AKP'nin orayı gasbetmesine izin vermeyelim çünkü ortada bir gasp var, millî iradenin gasbı var, bir darbe var, bir darbe girişimi var. Değerli arkadaşlar, bakın, anayasal düzen bir anlamda ortadan kaldırılıyor. Bir yerel seçimden bahsediyoruz ya, yerel yönetimlerden, altı ay önce bir yerin seçimini, yerel seçimi öne almak için Anayasa'yı değiştirmek lazım ama bu kadar kolay bir şekilde, uydurma bir soruşturmayla insanlar tutuklanıyor, yerine seçilmemiş bir adam atanıyor. O yüzden, ben bu hasta iktidara sesleniyorum, hastalanmış iktidara sesleniyorum: Demokrasiden, iradeden, millî iradeden elinizi çekin, bu halk sizi affetmeyecek, affetmeyecek, affetmeyecek. (CHP sıralarından alkışlar)

Ben bugün burada Gabarcı Muhammet Emin Akbaşoğlu'nun olmasını çok isterdim, maalesef ki sen varsın Bahadır Bey çünkü "Gabar, Gabar, Gabar..." diyen oydu, birileri de Batı Karadeniz'de doğal gaz bulunduğunda "Açın camları, açın camları, fatura ödemeyeceksiniz." diyordu ama ikisi de burada yok, olay Bahadır Bey'e patladı.

BAŞKAN - Şimdi gelir, sataşmadan söz isterler.

ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin) - Tabii ki gelsin Başkanım, söyleyecek sözü varsa söylesin; elektriğe ve doğal gaza yüzde 25 zam geldi.

Bakın, bu ülkede emeklinin, işçinin, insanların durumu ortada. Ben bir kez daha sesleniyorum iktidar sıralarına: Bizim bulduğumuz gaz nerede? Gaz nerede, gaz nerede Sayın Başkan? Birazdan bunun cevabını verin.

Peki, bakın, geliyorum. Ben 2002'ye gitmeyeceğim, 2023... Yani bu ülkede seçim gerekli mi gereksiz mi, niye gerekli? 2023'te motorin 20 lira ya, 20 lira, 20 lira! Peki, yarından itibaren motorini ne kadara alıyoruz? 86 lira oluyor. Yüzde 450 zam gelmiş motorine. Peki, nerede Gabar'da bulduğumuz petrol? Bakın, burada, bakın, bakın; 2023... Dün 78 lira, bugün 86 lira. Nerede petrol? Her seçim döneminde halkı kandırın, uyutun "Gaz bulduk, petrol bulduk, elektrik bulduk, ampulü icat ettik, parayı icat ettik, dolabı icat ettik, uzaya gittik, Ay'a gittik, gittik, gittik..." Ee, biz bittik yani gerçekten bittik, insanlar tükendi.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, devam edin.

ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin) - Seçim bu yüzden gerekli. 2002'de geldiğinizde 1 liranın altında olan mazot, benzin 100 liraya dayanmış, 2023 seçimlerine göre yüzde 450 artmış, bu ülkede "Seçim gereksiz."miş. Vallahi de gerekli, billahi de gerekli. Gitmelisiniz, siz gitmelisiniz artık, milletin huzuru için, ülkenin huzuru için, insanların seyahat hakkı, ulaşım hakkı, barınma hakkı, beslenme hakkı için siz gitmelisiniz. O yüzden, seçim şarttır, zorunluluktur.

Şimdi, 5-6 müteahhit bu ülkede bir çekirge gibi tarlaya, bahçeye, ormana dadanmış; bunlardan bir tanesi Akbelen'de. Bakın, iktidara çok yakın şirketler binlerce kızılçam ağacını kesti, şimdi zeytinlere geldi, insanların evlerine geldi. Tabii ki halk direniyor, İkizköy Muhtarı Nejla Işık ve 25 yaşındaki kızı Esra Işık bir direnç ortaya koydu, haklarını istedi, haklarını...

(Uğultular)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri... Sayın milletvekilleri... Sayın Grup Başkan Vekiline söz vermiştim.

Buyurun.

ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin) - Bir direnç ortaya koydu; doğası için, zeytini için, geleceği için ve bakın, seçilmiş bir muhtar, Bursa Belediye Başkanımız değil, İstanbul Belediye Başkanımız değil, Üsküdar değil, ya Muğla'nın bir köyünün muhtarı; onun bile konuşmasına dayanamayan bir iktidar var, kızını tutukladığınız. Utanın ya! Ya, utanın ya! Ya, utanın, utanın, utanın ya! (CHP sıralarından alkışlar)

MEHMET TAHTASIZ (Çorum) - Utanmıyorlar!

ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin) - Ya, utanın, utanın, gerçekten utanın! Ne istediniz o kızdan ya? Ya, o Limak gibi, Cengiz gibi vergi mi kaçırmış, onlar gibi sigorta muafiyetinden mi yararlanmış, onlar gibi ihalesiz, hiçbir şartnameye uymadan binlerce ihale mi almış? Kız "Doğama dokunma!" demiş, annesiyle beraber, köylülerle beraber bir direnç göstermiş. Gece gözaltına alındı ve tutuklandı. Bakın, Esra Işık olayı bu ülkenin utanç tablosudur; Esra ve o muhtarın geldiği nokta, Akbelen'in geldiği nokta yargının geldiği noktadır. Artık utanç duvarı yıkılmıştır. Gerçekten, bu millet sizin adınıza utanıyor, size oy veren insanlar sizin adınıza utanıyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, devam edin.

ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin) - Olacak şey mi arkadaşlar ya? Ve hâlâ Türkiye; barolar, avukatlar, herkes isyan ediyor ama maalesef ki bir tane aklıselim savcı ve hâkim bu kızı serbest bırakmıyor. Bu toplumu, bu ülkeyi esir mi aldınız, milleti esir mi aldınız? Konuşan gazeteci tutuklanır, konuşan köylü tutuklanır, muhtar tutuklanır, kızı tutuklanır, öğrenci tutuklanır, belediye başkanı tutuklanır, milletvekili tutuklanır. İşte, seçim bu yüzden zorunluluğudur, adalet için zorunludur. Bu ülkenin ekmek kadar, su kadar, aş kadar adalete ihtiyacı vardır. (CHP sıralarından alkışlar) Ayıp!

Geliyorum, İzmir Meslek Fabrikasına. Yahu, bizim bizim. Bakın, burası tarihte un fabrikası olarak hizmet vermiş, burayı Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Ata'mız İzmir'e armağan etmiş.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun.

ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin) - 1940 yılında tapuya tescil edilmiş, 2007 yılında belediye yaklaşık 1 trilyon 600 milyar lira parasını ödemiş yani 1 milyon 600 bin ödemiş, şimdi polis zoruyla buraya el koyuyor. Ya devlet, devlet devleti gasbeder mi? O da devlet belediye, sen de devletsin ya da belediye bir cebinden alıp diğer cebine koyar mı? Ya bu hastalık, gerçekten hastalık. Burası bizim; tapu aynı şeyi söylüyor, tarih aynı şeyi söylüyor, kayıtlar aynı şeyi söylüyor. Neden? İstanbul'da Beşiktaş İskelesi'ni alıyorlar. İskeleyi ne yapacaksınız ya siz? Ya siz kafayı mı yediniz? Siz nereye gidiyorsunuz? Şimdi Beşiktaş İskelesi'ni...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.

ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin) - Bakın, meslek fabrikası belediyenin, alıyorlar; iskeleyi alıyorlar, yakında belediye otobüslerini toplayacaklar, yakında belediye duraklarını toplayacaklar. Kapatın o zaman, siz buraya getiriyorsunuz bu işi. İskeleyi ne yapacaksınız, vapur iskelesini? Bir kez daha soruyorum. Bu kafa hastalıklı kafa, bu kafa sorunlu kafa, bu kafa gerçekten bu ülkeye, millete artık zarar veriyor.

Yerel yönetimler de devlettir; valilik, İçişleri Bakanlığı devlettir. Bir devlet bir devletin diğer birimine çöker mi ya? Çöküyor işte ya da hukuken gasbediyor ya da haksız olarak el atıyor ve İzmirli direniyor. Hâlâ bir aklıselim çıkıp İzmir milletvekili "Ya bir dakika, biz ne yapıyoruz? Burada 45 bin insan eğitim görmüş, iş bulmuş, meslek sahibi olmuş." diyemiyor, diyemiyor, diyemiyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın lütfen.

ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin) - Son cümlelerim.

Değerli arkadaşlar, o kadar çok konu var ki konuşulacak ancak özetleyerek konuşabiliyoruz. Ama gerçekten ülke, ülkenin hukuku, adaleti bir felakete gidiyor. Belediyeler çalıştırılmıyor. Bakın, muhtardan, muhtarın kızından, belediye başkanından, gazeteciden herkese kadar baskı altında bu ülke. Adalet, yargı çökmüş durumda. Yargı yoluyla herkese, maalesef ki, halk tabiriyle söylüyorum, çöküyorlar; buna izin vermeyeceğiz, buna izin vermemeliyiz. Seçim zorunluluk mu? Hani demiş ya Efkan Ala, onu da sataşma kabul etsin, "Önceki seçimlerde ne yaptı?" Önceki seçimlerde sizi eze eze 31 Martta yendik, ilk seçimde sizi yine yeneceğiz. Getirin sandığı, görelim bakalım.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)