| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 78 |
| Tarih: | 07.04.2026 |
UĞUR POYRAZ (Antalya) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Değerli milletvekilleri, ekranları başında bizi izleyen değerli vatandaşlarımız; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
İçinde bulunduğumuz 10 Nisan haftası biliyorsunuz Polis Haftası ve bugün maalesef İstanbul'da İsrail Başkonsolosluğu önünde bir silahlı çatışma yaşandı, 3 saldırgan etkisiz hâle getirildi ancak bu sırada 2 polisimiz yaralandı. Polislerimize acil şifalar diliyorum, ailelerine ve silah arkadaşlarına geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Dolayısıyla, kahraman polis teşkilatımız uzun zamandır polis intiharlarıyla gündemde, kurum içi mobbinglerle gündemde ve kurum hafızasının yok olmasıyla gündemde. Eskiden hatırlarsınız, polislik aynı zamanda vicdandı, polislik o şehrin, o sokakların hafızasıydı; uzun dönemdir, bu FETÖ döneminde başlayan, devamında da bu teknolojik imkânlarla devam eden bir masa başı polisliği oluşmaya başladı. Yani telefon dinlemeler, teknik takip, fiziki takip, kulaklıkları takmalar, HTS'ler, bazlar, şunlar, bunlar derken toplumdan kopuk, sadece maaşını alan ve toplumun içinde kiralık ev ve diğer ekonomik krizlerle uğraşan bir Emniyet teşkilatı oluştu. Bu Emniyet teşkilatının bütün süreçlerinde, bütün hepsinin şahsi sicil dosyaları perişan. "FETÖ" dediğiniz örgütü devletten söküp attığınızı iddia ederken onların bugün polis teşkilatında ve diğer bürokratik hayatta herkesin şahsi sicil dosyalarını paramparça edip gidişini bu ülkenin bütün kamu görevlileri yaşamış ve bundan muzdaripler. İçinde bulunduğumuz Polis Haftası'nda -tekrar hatırlatıyorum- bu polis intiharlarına ilişkin kısa dönemli eğitim, genç arkadaşlarımızın bugünkü ekonomik kriz ve diğer bütün baskılar altında bir çoğunun yasa dışı bahis ya da kripto piyasasında ciddi anlamda kayıpları olup bunlarla başa çıkamadıkları, geriye bıraktıkları mektuplarda da evlatlarını ve ailelerini devlete değil üçüncü şahıslara emanet ettiği bir Türkiye yaşıyoruz. Yaşadığımız Türkiye'de maalesef Parlamentodaki çoğunluğu merkeze alarak içinde bulunduğumuz Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemiyle; yasama çaresiz, yürütme duyarsız, yargı ise adaletsiz.
Bugün, kamuoyu araştırmalarının ortak ortalamasını aldığımız zaman yargıya güven yüzde 71'i olumsuz, hukukun üstünlüğüne güven yüzde 66 olumsuz, mahkemelerdeki eşitliğe güven yüzde 74, yargı bağımsızlığına güven yüzde 72, yargı tarafsızlığına olan güven yüzde 70 ve yargının kurumsal güvenilirliğine olan güven yüzde 90 olumsuz. Bakın, bahsettiğim yer herhangi bir kurum değil, yargı kurumu! Dünyanın her tarafında bürokrasi yükselmek için elinden geleni yapmaya çalışabilir, dünyanın her tarafında siyaset arsızdır, verdikçe daha fazlasını ister; bütün bunları dengeleyecek olan mekanizma yargıdır. Ve bugün Türk yargısı Türk milleti açısından yüzde 70'lerde, yüzde 80'lerde bir olumsuz imaja sahip ve bu ikircikli hukuk anlayışı içerisinde biz burada yasama faaliyetini yerine getiriyoruz. Yasama faaliyetini yerine getirirken de mevcut iktidar ve ortaklarının torba yasa garabetiyle karşı karşıyayız. Torba yasa garabeti dememizin sebebi çok net: İçinde de vatandaşın iştahını kabartacak 3-4 tane madde, geri kalanı ise yönetilenin değil, yönetenin konforunu merkeze alan ve yönetenin bundan sonraki süreçlerine imkân sağlayan maddeler silsilesi. Bunları kabul etmek mümkün değil ama her seferinde Parlamentodaki iktidar ve ortaklarının sayısal çoğunluğu üzerinden birbirini etkili dinlemeyen, sorunlara çözüm getirmeyen, bu sorunları kalıcı olarak çözmeyen, "Ya, nasip." mantığıyla bir yasama tekniği ortaya konuluyor. Elbette bürokratlar bu konuda destek verecektir, bürokratlar uygulamayı ve mevzuata uyumlulukları değerlendirilecektir ama her şey için kanun bu ülkede vergisini ödeyen, kanunlara uyan, kurallara uyan normal vatandaşlar için inşa edilmek mecburiyetindedir. Bunu daha önceki konuşmalarımızda da ifade ettik. Türkiye Büyük Millet Meclisi İstiklal Harbi'nin karargâhı, Türkiye Büyük Millet Meclisi daha önce de ifade ettiğimiz ve üzerinde ısrarla durduğumuz üzere kanunlara, kurallara uyan, bu ülkede eş güdüm içerisinde, uyum içinde yaşayan yurttaşların huzuru, refahı için vardır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Devam edin lütfen.
Buyurun.
UĞUR POYRAZ (Antalya) - Ancak uzun zamandır Türkiye Büyük Millet Meclisi maalesef infaz indirimleriyle ya da umut hakkı ve benzeri tartışmalarla Türkiye'deki istisnai gruplara ya da çok azı temsil eden alanlara ya da suça bulaşmış ya da suçla ilgilenen ya da terörle irtibatlı ve iltisaklı alanlara birtakım ayrıcalıklar üzerinden yasama faaliyetleri yapıyor ya da bu yasama faaliyetlerinin hazırlıkları içerisine giriyor.
Bugün ülkede üretici can çekişiyor, üretirken kazanamıyor, topraklarımız terk ediliyor, büyükşehirlere yerleşiliyor. Bakın, bugün eğer bu Parlamentoda sizler, bizler, hepimiz biraz ruh sağlığımız yerinde ise bu büyürken ki avlu kültürümüzden kaynaklı. Bugün büyükşehirde, biraz önce Sayın Özdağ'ın da ifade ettiği gibi, gettolaşmalarla, topraklarını terk eden vatandaşların büyükşehirlerde hayatta kalma çabalarıyla bugün Anadolu'muzun o bakir, güçlü, verimli toprakları terk edilmiş, hayvancılık Afganlara, toprakları işleme konusu Suriyelilere terkedilmiş hâldedir. Anadolu'da "Dikkat hayvan çıkabilir." yazılarının altında hayvanlar kalmamıştır. Değerli Vartolular bugün Meclisimizi ziyaret ettiler, kendi toprakları için bir mücadele vermeye çalışıyorlar. Bu verimli toprakları, üreticiyi... Bugün üretici yaşı ortalama 58'e gelmiş durumda. 58 yaşında üretici olur mu ya? Bu kadar genç nüfusumuz varken, bu kadar genç nüfusun istihdam problemi varken üretici yaşı 58 olur mu? Peki, üretirken kazanamayan insan üretebilir mi? Üretirken karnını doyuramayan, ailesine bakamayan insan üretebilir mi? Bugün bu insanların bu toprakları terk etmesine, orman köylülerinin ormanlarını terk etmesine, taşımalı eğitimle köylerinden ve kendi vatanlarından kopmasına vesile olan bir iktidar anlayışıyla bugün Türkiye'yi geleceğe taşımak mümkün olmadığı gibi, bu iktidar döneminde her gün ve her gün daha geriye gidiyoruz. O yüzden bu süreçte üretimi, üreticiyi, istihdamı desteklemenin birinci kuralı, Sayın Dervişoğlu ve İYİ Partinin ortaya koymuş olduğu Anadolu'ya yeniden yerleşmek fikridir. Anadolu bizimdir, Anadolu'nun her karışı bizimdir. Anadolu'nun her karışı için oraya yeniden yerleşmek, oraya kök salmak ve oradan büyük Türk milletini yeniden yüceltmek mecburiyetindeyiz.
Teşekkür ediyorum.