| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 78 |
| Tarih: | 07.04.2026 |
SELÇUK ÖZDAĞ (Muğla) - Çok teşekkür ederim Sayın Başkanım.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle, Anadolu Ajansının 106'ncı yıl dönümünü kutluyorum. Anadolu Ajansı kurulmadan önce dünyada 3 ajans vardı; Birinci Cihan Harbi'nin öncesinde Reuters Ajansı, Associated Press ve AFP vardı. Mustafa Kemal Atatürk Kurtuluş Savaşı öncesinde bu gelişmeleri çok yakinen takip ettiği için, medyanın önemine ve iletişime çok önem verdiği için de Anadolu Ajansını kurmuştu.
Şimdi, biz, muhalefet milletvekilleri olarak, Parlamentoda zaman zaman basın toplantıları düzenliyoruz. Bu basın toplantıları yirmi dakika ile kırk dakika arasında geçiyor genellikle. Bu yirmi dakika ile kırk dakika arasında Anadolu Ajansı sadece bize bir satırlık yer veriyor. Çok şükür, ya vermeseydiler ne yapacaktık? Demokrat bir kuruluş burası. Ben, Anadolu Ajansını yönetenlere, özellikle Hükûmete sesleniyorum: Burası devletin kurumu, bir partinin kurumu değil; devletin kurumu millete ait olur ve devletin kurumu milletin vergileriyle ayakta yaşar. O nedenle, bu ayrımcılığı kabul etmiyorum. Bir an önce de bu ayrımcılıktan vazgeçmelerini istiyorum. Adalet, devletin dini ve milletin de ekmeğidir değerli milletvekilleri.
Diğer bir konuya gelince, geçenlerde Çorum Sungurlu Karakaya köyü sakinleri bizi ziyaret etti, Parlamentoda başka partileri de ziyaret ettiler. Hızlı tren yani Ankara-Çorum ve Çorum-Samsun hızlı treni buradan geçecek. Hızlı trene hiçbir şey demiyorlar, "Geçsin." diyorlar ama sıkıntıları ne? Köylerine 50 metre mesafede bir şirkete ihale edilmiş, mıcır çıkartılıyor. Şimdi, düşünebiliyor musunuz, şuradan 50 metre. İşte, şu köşe; burada dinamitler patlıyor, kamyonlar geliyor. Tozlar, gürültüler kornalar... "Bu doğru değil." diyorlar. "Peki, alternatif var mı?" diyorum, "Var." dediler. 1 kilometre 800 metre ileride bir mıcır alanı daha var ama şirkete gücümüz yetmedi. Ben buradan Devlet Demiryollarına sesleniyorum, şirkete sesleniyorum: İnsan sağlığı çok önemli, insana saygı çok önemli. O nedenle, bir yandan Ulaştırma Bakanımız, bir yandan Devlet Demiryolları Genel Müdürümüz, bir diğer yandan da bu ihaleyi alan şirket bu konuda anlayışlı olmalı ve bu Çorum Sungurlu ilçesi Karakaya köylülerinin talepleri mutlaka yerine getirilmeli.
Diğer bir konuya gelince: Karıncalar Karadeniz Grubu geldiler, Parlamentoda grubumuzu ziyaret ettiler. 10 şehirden, Artvin'den Gümüşhane'ye kadar, Samsun'a kadar bu şehirlerden gelenlerin bir talebi var: Bu bölgelerde maden çıkartılıyor. Türkiye maden zengini olan bir ülke. Elbette ki madenlerimiz çıkartılacak ama bu madenler çıkartılırken ekolojik dengeye, tarımımıza, çevremize, suyumuza, ırmaklarımıza, çocuklarımıza, hayvanlarımıza, nebatata, iklimimize zarar vermemesi gerekiyor fakat gördüğümüz şu ki: Bu madenler çıkartılırken ihaleyle başlayan, çok ciddi şekilde hukuksuzluklar ve keyfîlikler var, şeffaf olmayan ihaleler, ardından bu firmalara verilen tavizler ve bu firmaların da hoyratça, barbarca buraları tahrip etmeleri sonucunda da vatandaşların muzdaripliği var, şikâyetleri var. Bu şikâyetlere de kulak tıkayan bir iktidarla karşı karşıyayız. Bu Karıncalar Karadeniz Grubuna karşı da duyarlılığınızı göstermenizi istiyoruz.
Biraz önce Varto'dan gelen vatandaşları selamladık. Evet, onların da şikâyetleri vardı, bugün grubumuzu ziyaret ettiler. Varto'dan gelenlerin de şöyle bir talepleri var: "Buraya bir Amerikalı şirket geldi, bir Amerikalı şirket burada jeotermal arayacakmış, jeotermalle beraber maden arayacakmış. Peki, istihdama katkıda bulunacak mı; bulunmayacak." diyorlar. Ben buradan diyorum ki: Hükûmet, siz bu işleri yaparken ne olur referanduma başvurun, vatandaşınıza saygı duyun, bu vatandaşların tercihlerine saygı duyarak ona göre hareket edin ve bu vatandaşları bilgilendirin. Bilgilendirmiyorsunuz. Maden nasıl çıkacak? Maden çıkarken sülfürik asit kullanılacak mı? Altın mı, nikel mi, bakır mı; hangi maden çıkarılacak? Jeotermal yaparsak ne olacak, kârları ne olacak? Bu Vartolular diyorlar ki: "Biz hayvancılıkla ve kısmen tarımla geçiniyoruz ve arıcılıkla, balla geçiniyoruz. 120 bin ton civarında bal üretiyoruz biz buradan. Bu, hayvanlara zarar verecek mi?" Bununla ilgili olarak duyarlılığını Hükûmetin göstermesi gerekmektedir. Bu noktada da ben Hükûmeti bir kez daha duyarlı olmaya davet ediyorum.
Önemli bir konu: Hobi bahçeleri. Biliyorsunuz, Türkiye'de 7 milyon hobi bahçesi var ve bu 7 milyon hobi bahçesinin içerisinde 2 milyon hobi bahçesi evleri var. Bakın arkadaşlar, yirmi dört yıldır iktidardasınız. Yirmi dört yıldır bu hobi bahçeleri kuruluyor. Vatandaşlar zaten beton yığınlarından kaçmak istiyorlar. Köyden şehre geldik. Köyden şehre geldikten sonra, bu sanayileşmeyle beraber biz bir köyden şehre geldikten sonra şehirli olamadık, arabesklerimiz oluştu; kenar mahallelerde, periferilerde bizim gecekondularımız oluştu. Bu, ciddi şekilde bir dramdı yani yaşam standartlarımızın çok çok kötü olduğu bir iklimde yetiştik. Şimdi...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, devam edin lütfen.
SELÇUK ÖZDAĞ (Muğla) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.
Bu hobi bahçelerini yapılırken görmediniz mi? Buralarda gördünüz. Nasıl gördünüz, söyleyeyim size: Buralara inşaat yapıldı. Kaçak yapıldı. Peki, buralara kaçak yapıldıktan sonra neyle ısındı bu adamlar? Doğal gazla ısındılar. Doğal gazı nasıl bağladılar? Firmalara gittiler, müracaat ettiler. Peki, elektrik yok mu? Var. Bu elektriği nasıl aldılar? Ya, elektrik şirketlerinden, Hükûmetten aldılar, Hükûmetten, sizlerden aldılar. Ardından, bunlar doğal gaz... Suyu kimden aldılar? Belediyelerden aldılar, gördüler. Peki, şimdi ne yapıyorsunuz? "Gelin, buraları yıkalım." diyorsunuz. Gerekçe nedir? Tarım arazilerimiz çok ciddi şekilde tahrip oluyormuş. Tarım arazilerimiz çok ciddi şekilde verimsizleşecekmiş. Tarım arazilerinde böyle bir uygulamanın yapılmasını kabul etmiyormuşsunuz. Ya, siz tarım arazilerinin üzerinde şehirler yaptınız, inşaatlar yaptınız, fabrikalar yaptınız, organize sanayiler ihdas ettiniz. Şimdi kalkmışsınız, vatandaşa buraları yasaklayacaksınız. Gelin bir düzenleme yapın. Daha önce de "imar barışı" diyerek imar affında depreme dayanıksız olan yerlere sadece gelir getirsin diyerek imar affına izin verdiniz, ardından Maraş depremi olduğu zaman aklınız başınıza geldi. Bu bir vebaldir arkadaşlar. Elbette ki siz zaman zaman bir imar barışı yapabilirsiniz ama bunun kuralları olacak; insana zarar vermeyecek, tabiata zarar vermeyecek, sahillere zarar vermeyecek, depreme dayanıklı olacak ve estetiğe ve göz zevkimize de zarar vermeyecek. Şimdi, hobi bahçeleriyle ilgili kanuni düzenleme yapıyorsunuz. Getiriyorsunuz bunu... Bakın, yine bununla ilgili olarak, geri çekeceksiniz diğer kanunlarda olduğu gibi; Karayolları Trafik Kanunu'nda bir yıl boyunca biz çok direndik, daha önce de yine aynı şekilde geçen haftaki kripto yasayla ilgili olarak da itirazlarımızı Komisyonda dile getirdik ama Komisyonda dile getirmemize rağmen de gündeme getirmediniz.
Şimdi, değerli arkadaşlar, pasaportumuzun gücü... Ne diyordunuz Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemini kurduğunuz zaman? "Pasaportumuz olacak cebimizde. Bu pasaport değerli olacak, dünyayı gezeceğiz." Ya, şimdi bizim zenginlerimiz bile gezemiyorlar. Niye? Amerika, Avrupa Birliği ülkeleri, İskandinav ülkeleri bize izin vermiyor ki "Gezin." demiyor ki, vize vermiyor ki bize. Bakın, Avrupa Birliği aday ülke statüsüne sahip olup vizesiz seyahat hakkı kazanamayan tek ülke Türkiye arkadaşlar, Türkiye. Arnavutluk, Bosna Hersek, Karadağ, Kuzey Makedonya, Sırbistan, Ukrayna gibi ülkeler kısa dönemli seyahatlerde vize zorunluluğu taşımazken Türkiye vize zorunluluğu taşıyor. Neden? Çünkü sizin ekonominiz kötü çünkü hukukunuz kötü çünkü dış politikada çok ciddi şekilde ortak aklı inkâr eden bir yapıyla karşı karşıyasınız.
Şimdi, Filistinli mahkûmlara idam cezası getirdi İsrail, parlamentosundan geçti ama yargı buna "Dur." dedi. Bununla ilgili olarak da takipçisi olacağız bu konunun. Şimdi, dünyanın neresinde, Allah aşkına, bir mezhebe karşı, bir etnisiteye karşı, bir partiye karşı veyahut da herhangi bir kişiye karşı özel bir idam kararı çıkar? Bugün İsrail, dünyadaki en vahşi ülkelerden bir tanesidir, en faşist ülkelerden bir tanesidir. Bir Führerin yönetmiş olduğu bir ülkeyle karşı karşıyayız.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun lütfen.
SELÇUK ÖZDAĞ (Muğla) - O nedenle bu noktada Türkiye'nin de duyarlı olması gerekmektedir.
Avrupa Birliği nerede? Avrupa Birliğine üye bu İsrail, dolaylı olarak üye. NATO'ya da dolaylı olarak üye. Nerede bu Avrupa'daki hukukçular? Nerede bu hukuk kuruluşları, kurumları? Türkiye'de "İdam kalksın." diyerek bize baskı yapan bu Avrupalılar şimdi neredeler? Bunlar... İkiyüzlü bir yapıyla karşı karşıyayız.
Şimdi, elektrik ve doğal gaza yüzde 25 zam yapıldı arkadaşlar. Bakın, Türkiye'de, her yerde doğal gaz bulundu, bulunmadı mı? Karadeniz'de bulundu, Trakya'da bulundu, Sakarya'da bulundu, en son Zonguldak'ta bulundu bu doğal gazlar. Peki, aynı zamanda, biz elektrikle ilgili neler yaptık? HES'ler yaptık, büyük büyük barajlar yaptık, rüzgâr gülleri yaptık, aynı zamanda biz güneş enerjileri yaptık. Türkiye'de, hatta, nükleer santral yapıyoruz, değil mi? Nükleer enerji santralleri yapıyoruz, yaptık da. Yakın bir zamanda da enerji üreteceğiz. Peki, bu kadar büyük şeyler olduğu hâlde niye buraya zam yapıyorsunuz? Hani Gabar'da petrol bulmuştuk? Hani doğal gazı bir ay önce, seçimlerden bir ay önce biz bedava kullanmıştık?
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
SELÇUK ÖZDAĞ (Muğla) - Toparlıyorum efendim.
BAŞKAN - Buyurun lütfen, devam edin, toparlayın.
SELÇUK ÖZDAĞ (Muğla) - Çok teşekkür ederim Sayın Başkanım.
Hani siz demiştiniz ya "Bu bir ayı biz Hükûmet olarak, biz Hazine olarak karşılıyoruz." E, nerede o doğal gaz? Nerede? Niye bağımlıyız biz bu İran'a, Irak'a? Biz, bu yandan, Türkmenistan'a, Azerbaycan'a niye bağımlıyız? Çünkü sizin söylediklerinizin çoğu yanlış arkadaşlar. Bunları seçim propagandası olarak kullanıyorsunuz ve milletimizi kandırıyorsunuz. Milletimize yanlış bilgiler veriyorsunuz, doğru bilgiler vermiyorsunuz. O nedenle, ben diyorum ki: Bu elektriğe ve doğal gaza yapılan zam çok ciddi şekilde milletimizin belini bükmüş vaziyette.
TCK 158 var, biliyorsunuz. Şimdi, bir infaz yasası getirdiniz buraya. On birinci yargı paketiydi, şimdi ikinci yargı paketini getirmeye çalışıyorsunuz. TCK 158'i arkada Grup Başkan Vekilleriyle konuştuk ve o zamanki Bakan Yılmaz Tunç Bey'le, arkadaşlarımızla konuştuk; kendileri de "TCK 158'deki problemi görüyoruz." dediler.
Evet, birileri gençlerimizi kandırıyor, burada suistimale uğratıyorlar. İstismarcılar var, onlara gerekli cezaları verin.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Toparlayalım lütfen.
SELÇUK ÖZDAĞ (Muğla) - Çok teşekkür ederim Sayın Başkanım.
Verin bu cezaları ama bu gençleri, istikballerini heder etmeyin. 1 suç işlediyse üç yıl, 5 işlediyse on beş yıl, 10'sa otuz yıl; çok ağır cezalar. "Bunlar asliye cezada yargılansın." dedik; evet, yaptınız ama yetmez değerli arkadaşlar.
Gelin, bunlara bir uzlaşma... Uzlaştırma istiyorlar kendileri, bu uzlaştırmayı yaparsanız cezaevlerinde bulunan 40, 50 bin insan çok rahat bir şekilde mağduriyetten kurtulmuş olur; bu genç çocukları tekrar yeniden topluma kazandırmanın bahtiyarlığını yaşarız. Çoğu öğrenci zaten bunların, 18-25 yaş arasındalar. O nedenle, bununla ilgili olarak da hassasiyet göstermekte fayda vardır diyorum.
Muğla Milas Akbelen'den vatandaşlarımız geldiler ve biz 260 milletvekili, muhalefette bulunan tüm milletvekilleri olarak -Cumhuriyet Halk Partisinin Anayasa Mahkemesine itiraz etme hakkı vardı- hep beraber gittik -teşekkür ediyoruz bütün milletvekillerine- ve Anayasa Mahkemesine dedik ki: "Acil yürütmeyi durdurma talebinde bulun yoksa buradaki tahribatlar çok büyük, telafisi mümkün değil."
Muğla'yı görmenizi isterim, Milas ile Ören arasındaki yapılaşmayı görmenizi isterim; utanırsınız, mahcup olursunuz ve oradaki o cürufları görürsünüz, o toprak yığınlarını görürsünüz, tozları görürsünüz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayın lütfen.
SELÇUK ÖZDAĞ (Muğla) - Çok teşekkür ederim.
Burası tarım bölgesi, burası dünyanın göz bebeği olan bir turizm beldesi; dört mevsimi aynı anda yaşıyor. Ne olur geliniz.
Anayasa Mahkemesi üyelerine de sesleniyorum: Verdiğiniz kararların çoğunluğu doğru oluyor, her ne kadar iktidar partisi sizi dinlemese de, yine, aynı şekilde, iktidar partisi hukuku dolanarak sizi baypas etse de verdiğiniz kararlar doğru olduğu için bu noktada olağanüstü toplanın ve burada, Akbelen'deki vatandaşlarımızı, Muğla'yı mağdur etmeyip ve iyi bir çalışma takvimi olmasını, iyi bir çalışma haftası olmasını temenni ediyor, hepinize saygılar sunuyorum.
Teşekkür ederim efendim.