| Konu: | Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 77 |
| Tarih: | 02.04.2026 |
ALİYE TİMİSİ ERSEVER (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.
14 ayrı kanunda değişiklik öngören 19 maddelik torba kanunla karşımıza geldiniz. Yasama süreci ve tekniği açısından ciddi sorunlar taşıyan bu tekliften bazı maddeleri de geri çekmek zorunda kaldınız. Bu tablo sadece bir hazırlık eksikliği değil yasamayı ciddiye almayan bir anlayışın sonucudur, tek adam rejiminin yansımasıdır. Torba kanun yöntemini istisna olmaktan çıkarıp alışkanlık hâline getirdiniz çünkü milletin dikkatinden kaçırmak istediğiniz ne varsa, ne kadar alicengiz oyunu varsa bu yöntemle gizlemeye çalışıyorsunuz.
Değerli milletvekilleri, iktidar torbanın içine öyle maddeler koyuyor ki bir oldubittiyle milletin cebinden alıyor, yandaşlarının ve müteahhitlerinin cebine koyuyor. Bu teklifte de aynı işçiliği, ince işçiliği görüyoruz. Teklifin en kritik düzenlemelerinden biri işsizlik sigortasına ilişkin. Bu düzenlemeyle devletin işsizlik sigortası primine yaptığı katkıyı artırma ya da azaltma yetkisi yine Cumhurbaşkanına veriliyor, üstelik bunu Anayasa'yı yok sayarak yapıyorsunuz. Peki, amaç ne? Yeni kaynak yaratmak. Bakınız, rakamlar ortada: 2026 yılı Ocak ayı itibarıyla İşsizlik Sigortası Fonu'na devletin katkısı 10,6 milyar liradır, yıl sonunda bu tutarın 130 milyar lirayı aşacağı öngörülmektedir. Eğer bu katkı yüzde 50 azaltılırsa bütçede yaklaşık 65 milyar liralık bir ek kaynak ortaya çıkacaktır. Şimdi soruyorum: Bu kaynak, tarlasına gübre atamayan, traktörünün deposunu dolduramayan çiftçiye mi gidecek, siftah yapmadan dükkânını kapatan esnafa mı yoksa çeki yazılan, vergisini ödeyemeyen sanayiciye mi? (CHP sıralarından alkışlar) Bu kaynak yine aynı yere gidecek, 3 liralık işi 5 liraya yaptırdığınız yandaşlara, yap-işlet-devret müteahhitlerine. İşte itirazımız da tam da buradadır, İşsizlik Fonu işsiz içindir, bütçe millet içindir. Fonları kaynak aktarım mekanizmasına dönüştürmek ne hukukla bağdaşır ne de vicdanla.
Değerli milletvekilleri, diğer bir garabet ise kamuya ait taşınmazlara "ihtiyaç fazlası" diyerek Özelleştirme İdaresi aracılığıyla satılmasının önünü açmanız. İhtiyaç fazlası neye göre belirlenecek, kriterleri nedir? Tanım yok, kriter yok, sınır yok; tam bir AKP klasiği. Görünen o ki bu ülkenin en değerli arazilerini, en kıymetli kamu varlıklarını "ihtiyaç fazlası" diyerek yandaşlarınıza peşkeş çekeceksiniz. Dahası, kamu malını satacaksınız, geliri bütçeye aktaracaksınız, bu kaynağın harcama yetkisini de yine Cumhurbaşkanına bırakacaksınız. Bu, Meclisin, bütçe hakkının yok sayılmasıdır, keyfîliktir, hesap vermekten kaçmaktır. Üzerine basa basa ifade edelim, bu varlıkların her birinde tüyü bitmemiş yetimin hakkı var. Kamuya ait varlıkların bir tuğlasını dahi hukuksuz şekilde elden çıkarırsanız bunun vebalini ne vicdanlarda ne de hukuk önünde veremezsiniz.
Yanı başımızda süren savaşı, bölgemizi saran ateş çemberini kaygıyla izliyoruz değerli milletvekilleri. Dileğimiz, barış, istikrar ve güvenin bir an önce sağlanması. Bu savaş bize şöyle bir gerçeği daha gösterdi: Ülke ekonomisinin ne kadar kırılgan olduğunu, dışa bağımlılığın ne denli derinleştiğini ve ekonominin nasıl kötü yönetildiğini açıkça ortaya koydu. Güya, tarım ülkesiyiz ama çarşı pazar öyle söylemiyor, domates 170, biber 250, salatalık 150; bu fiyatlarla emeklinin, asgari ücretlinin, dar gelirlinin yaşaması mümkün değildir.
Teşekkür ederim. (CHP ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)