| Konu: | Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 77 |
| Tarih: | 02.04.2026 |
MEHMET EMİN EKMEN (Mersin) - Sayın Başkanım, teşekkür ediyorum.
Türkülere konu olmuş bir gerçekliğimizdir; zenginimiz bedel verir, askerimiz fakirdendir. Şehit evleri sıvasız evlerdir, şehit evleri yokluk evleridir ve maalesef, zenginimizin bedeline artık kanunla bir güvence sağlanmış durumdadır.
Biz, aslında, ordumuzun bugünkü personel yapısına baktığımızda; subaylar, astsubaylar, uzman erbaşlar, sözleşmeli erler ve yedek subayların ordumuzun operasyonel kapasitesinin neredeyse yüzde 100'ünü karşıladığını gördüğümüzde tam anlamıyla profesyonel bir orduya taraftar olduğumuzu ifade etmeliyiz. Tam anlamıyla, yüzde 100 profesyonel bir orduya geçtiğimizde o zaman kimin bedel ödeyerek askerlikten yırttığı, kimin bedel ödeyemeyerek evine şehit bayrağı astığı tartışmalarından da kurtulmuş oluruz. Ama bedelli askerlik mademki yasamızda var, o zaman kendi içinde de birtakım tutarlılıklar olmalı. Mesela bu bedelli askerlik içerisinde yurt dışında yaşayanlar bedel ödediğinde kışladan muaf kalıyorlar ama yurt içinde yaşayan arkadaşlar bedelini ödemesine rağmen kışlaya gitmek zorunda kalıyor. Bu ikisinin arasındaki fark nedir? Biz bir aylık süre içerisinde ne temel savunma eğitimini ne temel saldırı eğitimini ne bir afet kurtarma eğitimini veremediğimiz hâlde bu kişileri kışlaya çekerek bir ay boyunca yeme, içme, tedarik, lojistik ve onlarla ilgilenen personel açısından niçin Maliyeye ek bir yükümlülük doğurmaktayız?
Diğer taraftan, 2016 ve 2017 yıllarında bin euroya kadar düşen yurt dışı vatandaşlarımız için bedel ödemenin, bugün 8-10 bin euro aralığına çıktığını görmekteyiz ve şunu biliyoruz: Bu gençlerin birçoğunun çifte vatandaşlığı var. Bu memleketle tek bağları vatan sevgisi, devlet sevgisi, millet sevgisi ve 8-10 bin euroluk ödemeler. Bu, vatandaşlarımızın bir kısmının vatandaşlıktan çıkma riskini dahi doğuracaktır.
Buradan ilk başta hep şöyle savunma yapılıyordu: "Efendim, savunma sanayisine bütçe lazım." Olur ya, kanunu okuyanlar ne okuduğunu anlamaz diye değişiklik önergesi getirmişler. "Aman ha, yanlış anlamayın, bu paranın yüzde 80'i genel bütçeye gelir kaydedilecek." deniliyor yani bedelli askerlik için elde edilecek tahsilatın yüzde 20'si savunma sanayisine, yüzde 80'i ise garanti ödemeli yollara, köprülere, şehir hastanelerine aktarılacak. Gelecek önerge az sonra, okunacak; bunu açık bir şekilde burada yazıyor. Peki, bedelli askerlikten para toplarken nereden feragat ediyoruz? İşsizlik ödeneğinde işsizin hakkından, kara gün parasından feragat ediyoruz.
Yine, az sonra okunacak bir önergeyle, 18'inci maddeyle birlikte değerli taşlardan alınması gereken vergi düzenlemesini geri çekiyor iktidar. Allah aşkına soruyoruz: Pırlanta ve elmastan alınacak verginin size vereceği zarar nedir? Bunun için getirdiniz, niçin geri çekiyorsunuz? Bizim Maliyemizin asgari ücretliden, dar gelirliden, emekliden, en küçük esnaftan bile beş kuruş gelir elde etmenin peşinde koştuğu bir dönemde niçin pırlanta, elmas veya benzeri değerli taşlarla ilgili bir vergi düzenlemesini şu anda geri çekiyorsunuz? Deyim yerindeyse meteliğe kurşun atıyoruz; bedelli askerlik yapacak çocukların cebindeki paraya göz dikmişiz, işçinin cebindeki paraya göz dikmişiz. İşsizlik Fonu'ndan işverene para aktarıyoruz ama pırlantayla ilgili yapılacak bir vergi teklifini bugün Genel Kurulda geri çekiyoruz. Şimdi, Maliye Bakanlığı bu teklifin ilk hâline onay vermişti. Burada yetkililer var, şunu merak ediyorum: Acaba bu kadar çok paraya ihtiyacımız olan bir dönemde bunun geri çekilmesine ne diyeceksiniz?
Süremiz dolmak üzere... Sevgili AK PARTİ'li arkadaşlar, vicdanlı, dürüst, namuslu insanlar olduğunuzdan yana bir endişemiz yok. Size soruyorum: Allah aşkına, sigaranın ve alkolün reklamının yasak olduğu bir dönemde -Molla, Seyda Mehmet Sait Yaz Hocama soruyorum- biz niçin bahis reklamını tamamen yasaklamıyoruz? (YENİ YOL ve İYİ Parti sıralarından alkışlar) Dilimizde tüy bitti, iki haftadır burada yalvarıyoruz, şu bahis reklamlarını yasaklayın diyoruz. İnsanlar intihar ediyor, evler yıkılıyor. Polislerimiz intihar ediyor, memurlarımız intihar ediyor, gençlerimiz intihar ediyor. Allah, buradan gelecek paradan Maliyenin bereketini kaçırır.
Gelin, bahis düzenlemesinde de tıpkı pırlantayla ilgili düzenlemeyi tekririmüzakereyle geri çekeceğiniz gibi reklamı tamamen yasaklayalım, bahsin kendisini yasaklayalım diyorum, saygıyla selamlıyorum. (YENİ YOL ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)