GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: CHP Grubunun, Grup Başkan Vekili İstanbul Milletvekili Gökhan Günaydın tarafından, başta 15 Temmuz 2016 darbesi olmak üzere, Türkiye’nin tarihindeki tüm darbelerin hazırlanış, oluş ve sonuçları bakımından sorumluların araştırılması amacıyla 2/4/2026 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 2 Nisan 2026 Perşembe günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi
Yasama Yılı:4
Birleşim:77
Tarih:02.04.2026

CHP GRUBU ADINA UĞUR BAYRAKTUTAN (Artvin) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, "darbeler" denildiği zaman darbenin diyalektiği şudur, kuralı şudur: Darbe iktidara yapılır ama bizim ülkemiz garip olduğu için darbe muhalefete yapılıyor. (CHP sıralarından alkışlar) Buna ilişkin somut şeyleri anlatacağım.

15 Temmuz, sevgili Tekin Bingöl de burada, o gece beraberdik. Değerli arkadaşlarım, 15 Temmuz olduğu zaman bu Parlamentoya gelen ilk 3 CHP milletvekilinden biriyim, ilk 3 kişi geldik. Türkiye Büyük Millet Meclisine geldiğimiz zaman karanlık bir Meclise geldik bu kapılardan içeri; hiç kimse yoktu, hiçbir milletvekili yoktu. Bunu belgeleyeyim diye Meclis Başkanına, o dönemin Meclis Başkanına bir soru sordum, dedim ki: "O akşam ilk gelenler kimlerdir?" Eğer siz olsaydınız dakika dakika yazarlardı: "Şu şunda geldi, şu şunda geldi, şu şunda geldi." Yazı bende, tespit edememişler Gökhan Başkanım.

GÖKHAN GÜNAYDIN (İstanbul) - Edemezler!

UĞUR BAYRAKTUTAN (Devamla) - O gece ilk gelenin kim olduğunu tespit edememişler. Hatta Sayın Şentop -kulakları çınlasın, çok severim- dedi ki: "Sizden önce gelen var, Salim Uslu." Salim Uslu'nun beyanı var -Necdet Ünüvar çok güzel bir kitap yazmış- bizden önce gelmiş ama olayın ne olduğunu bilmiyor, bu kapıdan gelmiş, öbür kapıdan havaalanına gitmiş.

Değerli arkadaşlarım, bir ölüm odasında Tekin Bingöl ile beraber Levent Gök, Aykut Erdoğdu -şu anda içeride- Abdulhamit Gül -hakkını verelim- Ahmet İyimaya -Allah nur içinde yatırsın- milletvekilleriyle hep beraber sabaha kadar ölümü bekledik değerli arkadaşlarım. Niye yaptık bu işleri biliyor musunuz? 12 Eylül 2010'da boğazlarımız yırtıldı "Yargıyı FETÖ'ye teslim ediyorsunuz." diye. Ne oldu? 2010'da "İmkânınız varsa ölüleri mezardan çıkartın." dediniz, kalktınız yargıyı bir sümüklüye teslim ettiniz değerli arkadaşlarım. (CHP sıralarından alkışlar) Lojistik desteğin altyapısını, bütün hepsini oluşturdunuz. Ne oldu? Bir gecede, bu darbe girişiminden sonra bir gecede 16 bin hâkim, savcının dörtte 1'ini bir gecede tardettiniz, attınız meslekten. Yargıtayı teslim ettiniz, Danıştayı teslim ettiniz, Emniyeti teslim ettiniz, kürsüde görev yapan hâkimleri FETÖ'ye teslim ettiniz değerli arkadaşlarım. Mustafa Kemal'in ordusu dediğimiz Türk Silahlı Kuvvetlerini teslim ettiniz FETÖ'ye. Türkiye Büyük Millet Meclisinin, bin yıl düşünsek değerli arkadaşlarım, bin yıl düşkünsek şu Meclisin uçaklar tarafından bombalanacağı aklımıza gelmezdi. O gün burada Levent Gök, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına konuşma yaptı. Şimdiki Genel Başkanımız Divandaydı, milletvekillerimiz, MHP milletvekilleri, AK PARTİ milletvekilleri, hepsine teşekkür ediyoruz ama bu lojistik desteği sağladınız. Ondan sonra da dediniz ki: "Tanrı bizi affetsin." Ne kadar kolay, değil mi değerli arkadaşlarım? Türk Ceza Kanunu'nu inceledim, böyle bir yaptırım yok Gökhan Başkanım. (CHP sıralarından alkışlar)

GÖKHAN GÜNAYDIN (İstanbul) - Yok, yok.

UĞUR BAYRAKTUTAN (Devamla) - Böyle bir yaptırım yok, böyle bir cezayla alakalı bunu dediğiniz zaman Türk Ceza Kanunu'nun ilgili maddelerini kurtarırız diye bir olay yok.

Başka bir şey daha yaptınız: Şimdi, biz, aslında bu "Araştırma komisyonu kabul edilsin." diye bir talepte de bulunmayacağız. "Niye?" derseniz, arkadaşlar, darbe araştırma komisyonuna ilişkin bir rapor vardı, ne oldu arkadaşlar? Nereye gitti, kim çaldı, kim nereye gizledi, hangi dehlizde duruyor, hangi koridorlarda duruyor? (CHP sıralarından alkışlar)

O nedenle, Sayın Başkan, müsaade ederseniz "Bizim Meclis araştırması önergemizi kabul edin." diye bir oy istemiyoruz. Bak, klasik olarak hep böyle yapardık, bu sefer istemiyoruz. Zaten yapsanız da bir rapor yok ki ortada. Nereye gitti, kim yaptı bu işleri değerli arkadaşlarım? O ona attı, bu buna attı, sonunda bu işi kapattınız, dediniz ki: "Biz bu işin altından bu şekilde çıkarız."

Bakın, hem o dönemin Sayın Genel Başkanına hem Cumhuriyet Halk Partisinin kurumsal kimliğine ilişkin olarak dün grubunuzda açıklamaları gördük. Yahu, her şeyi dediniz. Ta, 1960'tan bu tarafa doğru gelenekler var, 12 Eylül 1980'de CHP'nin bu darbeden rant sağladığını söylediniz. Ya, gene ben Grup Başkan Vekilime soruyorum: Değerli Grup Başkan Vekilim, 12 Eylül 1980'de bu partinin Genel Başkanı Bülent Ecevit -Adalet ve Kalkınma Partisi mi geçiyordu aklından- kimin Genel Başkanıydı? Kimin Genel Başkanını içeri attılar? Hanımefendiyle beraber kimin Genel Başkanını Zincirbozan'a götürdüler, hangi partiyi kapattılar değerli arkadaşlarım, biz nasıl nemalandık bu işten? Dün Genel Başkanınız bunu ifade ediyor, ne diyeyim dedim ya! Biz sembolik olarak darbeye karşı gibi gözüküyormuşuz, grup toplantısında da bunu ifade etti. O gün haberi aldığımız zaman -gene Tekin Bingöl'ün kulaklarını çınlatıyorum- koşa koşa geldik buraya; sizin bekanızı savunmaya gelmedik, Mustafa Kemal'in "En büyük emanetim." dediği Meclisi savunmaya geldik o akşam. (CHP sıralarından alkışlar) O nedenle, hiç endişeniz olmasın.

Buradan açık açık ifade ediyorum: Değerli arkadaşlarım, Cumhuriyet Halk Partililerin her dönemde yol göstericisi olmuştur; bazen yol göstericimiz Bülent Ecevit olmuştur -hani demişti ya- bazen yol göstericimiz Deniz Baykal olmuştur, bazen yol göstericimiz İsmet İnönü olmuştur. Cumhuriyet Halk Partililerin her zaman yol göstericisi sarı saçlı, mavi gözlü dev adam olmuştur; Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmuştur. (CHP sıralarından alkışlar)

Ama şunu asla unutmayın: Cumhuriyet Halk Partililerin tarihin hiçbir döneminde yol göstericisi Fetullah Gülen ve yandaşları olmamıştır diyor, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)