| Konu: | Canlı hayvan ve et ithalatına, köylülere dağıtılacağı söylenen 150 bin koyuna, hayvancılığın girdi maliyetlerine, çiğ süt üreticilerine, et fiyatlarını engelleyebilmek için yapılanlara, bakanların soru önergelerine cevap vermemelerine ve Türkiye’ye et ihraç eden firmalara ilişkin açıklaması |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 77 |
| Tarih: | 02.04.2026 |
TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Türkiye bir protein krizine doğru gidiyor ve maalesef çocuklar akşam yatağa aç giriyor; emekliler, yaşlılar çarşıdan, pazardan çürümüş, ezilmiş ürünleri topluyor. Bugün et konusuyla ilgili önemli şeyler paylaşacağım sizinle. Bakın, ocak, şubat ayı canlı hayvan ve et ithalatına baktım, rakamlara baktım, inanılmaz! Geçen yılın sonunda Amerikan Tarım Bakanlığı diyordu ki: "Türkiye'de 2026 yılında büyükbaş hayvan kaybı olacaktır, ithalatı artacaktır." Biz gerçekleri bizim Bakanlıktan değil, Amerikan Bakanlığından öğreniyoruz. Meğer adamlar doğru söylemiş, ithalat hız kesmiyor.
Bakın, rakamları söylüyorum: Ocak ve şubat ayında 150 bin büyükbaş hayvan ithal edilmiş ve 87 milyon dolarlık da kırmızı et ithal edilmiş. Rakamları hesapladım, günde 5,5 milyon dolar yani 250 milyon liralık, bir daha söylüyorum, 250 milyon liralık et ve canlı hayvan ithal ediyoruz. Korkunç bir şey! Türk çiftçisini, Türk hayvan yetiştiricisini batırırken, tüketirken Tony'yi, Johnny'yi beslemeye doymadınız ve bir taraftan da hem Mecliste hem ekranlara çıktığı zaman başta Sayın Erdoğan olmak üzere hepiniz diyorsunuz ki: "Sığır etinde, sığır eti üretiminde Avrupa'da 1'inciyiz." Ama istatistiklere bakıyorsunuz, Avrupa'da en az sığır eti tüketen ülkelerin başında biz geliyoruz. Madem bu kadar çok üretiyoruz, neden bu kadar az tüketiyoruz, kim yiyor bu etleri; bunun cevabını vermiyorsunuz. Yanı sıra, dünyada bu kadar fazla hayvan üretimi olduğu iddia edilen bir ülke nasıl oluyor da dünyanın en fazla hayvanını ithal ediyor ve dünyada en fazla, en yüksek kırmızı et tüketiyor; bunun izahı da mümkün değil, olsa olsa sizin yönettiğiniz ülkede olur diyoruz.
Bakın, yılbaşından beri özellikle kendi bölgem Bandırma'yı takip ediyorum, limanları adım adım takip ediyorum. Gemilerin ardı arkası kesilmiyor. Şu hayvanların bir kısmı Güney Amerika'dan geldi, bir kısmı da Avustralya'dan geldi; yirmi gün, otuz gün, kırk gün yolculuktan sonra, inanılmaz, hayvan haklarına aykırı bir yolculuktan sonra geliyor ve maalesef et çeteleri zengin olurken bizim yerli üreticimiz, yerli hayvan yetiştiricimiz maalesef perişan oluyor.
Geçtiğimiz günlerde Brezilya piyasasını araştırdım, reklama çıkmışlar artık Brezilya piyasasında, fotoğraflarla ve belgelerle, diyor ki: "Hadi gözünüz aydın! Şu meşhur Türk gemileri var ya, hâlâ o fırsatı kaçırmadınız, sığırlarınızı kilosu 100 liradan topluyoruz. Hadi gözünüz aydın!" Brezilya, Türkiye'ye ihraç edeceği hayvanlarla ilgili reklamlar yapmış arkadaşlar.
Sadece oraları değil, oturdum karkas eti ve dondurulmuş eti nerelerden ithal ediyorsunuz diye baktım çünkü size soru önergesi veriyoruz, hiçbirine cevap vermiyorsunuz. Yeni Zelanda'nın Tarım Bakanlığı istatistiklerine girdim. Geçen yıl Yeni Zelanda'dan, ta elli günlük bir yolculuktan sonra dondurulmuş et ithal etmişsiniz, tam 350 milyon lira para ödemişsiniz. Yazıktır, günahtır! Türk hayvan yetiştiricisini bitirirken maalesef Yeni Zelandalı çiftçiyi, Latin Amerikalı çiftçiyi besliyorsunuz ama bütün bunları yaparken de et çetelerini, yandaş çeteleri zengin ediyorsunuz.
Bundan yaklaşık beş hafta önce Sayın Şahin dedi ki: "Merak etmeyin -çünkü o zaman da aynı eleştirileri getirmiştim- 150 bin koyun veriyoruz, bu iş çözülecek." Hazır yeri gelmişken kendisine soralım: Bu 150 bin koyun ne zaman Allah aşkına köylülerimize dağıtılacak da bu bahsettiğim devasa sorunlar ne zaman çözülecek? Ona da bir açıklık getirirse, bize bir tarih verirse ondan da memnun oluruz.
Tabii, hayvancılık deyince aklınıza sadece sizin rant geliyor, talan geliyor, hırsızlık geliyor ve soygun geliyor, hiç hayvancılığın girdi maliyetlerini düşürelim diye bir fikir aklınıza gelmiyor. Geçen yılın veterinerlik maliyetlerine baktım, tam yüzde 73. Bu TÜİK'in rakamları, benim değil. Yüzde 73 ama sahaya çıktığınız zaman hayvan yetiştiricilerinin veteriner ilaçları alamadığını ve maalesef o ilaçları veremediği için de yavru hayvan ölümlerinin dünya rekoru kırdığını göreceksiniz.
Yem fiyatlarına gelince inanılmaz bir artış söz konusu, korkunç bir yem fiyatıyla karşı karşıya Türkiye. Son üç ayda aşağı yukarı 5 defa zam geldi ve yüzde 40-45'e yakın zam geldi; bundan sonra da devam edecek yem fiyatları. Böyle devam ederse Türk hayvancılığının ayakta kalması mümkün değil.
Sadece şubat ayında çiğ süt üretimine yüzde 9'luk zam gelmiş ama Tarım Bakanı diyor ki: "Üç ayda bir çiğ süt fiyatlarını belirleyeceğiz, toplumla paylaşacağız, üreticiyle paylaşacağız." Ama bunu yapmadığı için şu anda çiğ süt üreticileri kan ağlıyor; maliyetleri karşılayamadığı için ısrarla bekliyorlar fiyatlar ne zaman açıklanacak diye. Eğer bir iki haftaya daha açıklamazsanız süt üreten hayvanlar, süt hayvanları kesime gidecek, ondan sonra süt bulamayacaksınız bu ülkede. Zaten arkadan et üretecek hayvan gelmeyeceği için de başka bir et kriziyle karşı karşıya kalacağız.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Çömez, lütfen tamamlayın.
TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - Allah aşkına, gerçeklere dönün, yerli üreticiyi destekleyin, Türk çiftçisini, Türk hayvan yetiştiricisini destekleyin.
Tabii, yaptığınız başka bir şey daha var, o da ne? Baskın yapmak çünkü geçtiğimiz yıllarda soğan üreticisini terörist ilan etmiştiniz, patates üreticisini terörist ilan etmiştiniz, şimdi de et fiyatlarını engelleyebilmek için baskın yapmışsınız. Belki haklısınız, bilmiyorum arka planını, direkt olarak eleştirmeyeyim sizi ama siz sistemde bu kadar açık verirseniz, sistem bu kadar çökerse bu kadar ithalata açılırsa ve bu kadar ciddi bir rant alanı açılırsa, ondan sonra da bunları istismar edecek çeteler çıkar ve siz yerli üreticiyi desteklemek yerine gider, çetelerin kapısında operasyon yapar, bir taraftan da milletin daha fazla, daha pahalı et yemesine vesile olursunuz.
Şimdi, bir başka konuyu daha gündeme getireceğim, az önce Sayın Özdağ bahsetti, sayın bakanlar bizim sorularımıza ısrarla cevap vermiyorlar. Bakın, bir kere daha söylüyorum.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Çömez, son kez uzatıyorum, lütfen tamamlayın.
TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - Sayın bakanlar, bizim sorularımıza ısrarla cevap vermiyorlar. Defalarca soru önergesi vermiştim, aylar geçmiş cevap yok; Macaristan'da şirket kurmuş bu ülkenin Et ve Süt Kurumu Başkanı. Buradan açıkladım, Meclis çatısı altında açıkladım, bir kere daha açıklıyorum: Son üç yılda 4 milyon kilo et ithal edilmiş; işte şu evde kurmuş Et ve Süt Kurumu Başkanı, şirketini buldurdum, birilerini gönderdim, buldurdum Macaristan'da. Et ve Süt Kurumu Başkanının şirketi burada, Macaristan'daki şirketi burada. Son dört yıl içerisinde Macaristan Maliye Bakanlığındaki bilançosunu çıkarttım, 1 milyar liralık ticaret yapmış, hepsinin detayları burada. Sonra diyor ki Bakan Bey: "Hayır, bu şirket ticaret yapmadı." Onu da buldum, çıkarttım. İşte burada diyor ki: Et ve Süt Kurumu satın almış, altında da Et ve Süt Kurumunun Başkanının firmasının kaşesi var, onun sattığına dair belgeleri de burada. Niye bunları söylüyorum? Şimdi anlatacağım. Yanı sıra, Polonya...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Çömez, son kez uzatıyorum.
Buyurun.
TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - Bakın, Polonya'dan da 2024'te 80 bin ton et ithal etmişiz, et ithal ettiğimiz firmanın adı da Polonia Beef, sınır kapılarından aldım bu detayları. Milyarlarca liralık para ödemişiz bu Polonia Beef'e. Bir de bakıyorsunuz, Polonia Beef'in ortaklarından kim var acaba? İsmi de burada, buyurun, göstereyim ben size: Halil Efe Tunç. Kayıtları burada, hepsinin kayıtları burada. Yarın vakti saati geldiğinde bunların hepsinin hesabını tek tek soracağız sizlere. Bakın, kayıtları burada, ne yapmışlar? Türkiye'ye oluk oluk et ihraç etmişler ve inanılmaz paralar kazanmışlar. Tüm bunları yaparken de bu milletin dünyanın en pahalı etini yemesinden asla ve asla rahatsız olmamışlar, bu milletin proteinsiz kalmasına üzülmemişler ve ne yapmışlar biliyor musunuz? Ellerinde bir tek güç var, şu dünya kadar soru önergelerime cevap vermek yerine beni mahkemeye vermişler. Et ve Süt Kurumunun başındaki para kazanmaya doymamış, 250 bin lira tazminat istemiş. Buradan ilan ediyorum: O mahkemeye verin, kaldırın dokunulmazlıkları, bakın daha hangi belgeleri sunacağım size.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - Son bir cümle, bitiriyorum, istirham ediyorum, bir daha açmayın, istirham ediyorum.
BAŞKAN - Buyurun.
TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - Teşekkür ederim.
O mahkemede tek tek sizinle hesaplaşacağız. Polonya'daki, Çekya'daki firmalarınız, Macaristan'daki firmalarınız, bu ülkeye ithal ettiğiniz bütün hayvanların ve bütün karkas etlerin tek tek hesapları çıkartılacak. Beni mahkemeye veriyorsunuz, buyurun, verin. Bu mahkemeler adil bir şekilde yargıladığı zaman o mahkemelerde hesap verecek olanlar sizlersiniz. Hiç endişeniz olmasın, bu ülkede bir gün adalet yerini bulacak, bu ülkede bir gün hakkaniyet yerini bulacak. Benim burada paylaştığım konuşmaları sosyal medyada paylaşıyorum, mahkemeye veriyorsunuz kaldırtmak için. Gücünüz yetiyorsa Meclisteki tutanakları da kaldırın, o kadar gözünüzü kararttıysanız onu da deneyin ama hiç merak etmeyin, bu ülkede bir gün adalet yerini bulacak, hakkaniyet yerini bulacak, o mahkemeler olması gerektiği gibi çalışacak ve bu ülkenin insanını aç bırakanlar o mahkemelerde hesap verecek. Et ve Süt Kurumunun başındaki, onun arkasındaki hamiler, onu koruyan ve kollayanlar hepsinin tek tek isimlerini biliyorum. O mahkemelerde günü geldiğinde hesap verecekler, buradan ilan ediyorum.