GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:76
Tarih:01.04.2026

SIRRI SAKİK (Ağrı) - Sayın Başkan, sevgili arkadaşlar ve ekranları başında bizi izleyen sürgünde ve zindandaki bütün arkadaşlarımıza buradan selam ve sevgiler.

Şimdi, bu kanun teklifleri buradan sürekli gelip geçiyor, yasalar gelip geçiyor ama bu ülkenin insanları bu kanun teklifleriyle ne zenginleştiler ne de özgürleştiler. Kanun teklifleri sürekli halkın sırtına yeni yükler, yeni sorumluluklar yükleyerek halk yararına bu Meclisten hiçbir şey geçmedi. Şimdi, sevgili arkadaşlar, bir buçuk yıldır burada görüşmelerin başladığı, yeni bir çözüm sürecinin başladığı bir süreci hep birlikte yaşıyoruz. Ama süreci sürekli erteleyip öteleyen ve hiçbir şey yapmamaya çalışan bir anlayışla karşı karşıyayız. Vaatler veriliyor, hiçbir şey yapılmıyor ve insanlar size artık güvenmiyor, "Dönüp somut adımlar atın ki biz Parlamentoya güvenelim." diyor.

Şimdi, geçenlerde, bir hafta önce "Nevroz"u büyük bir coşkuyla kutladık, milyonlar "Nevroz" alanlarına aktılar ve gelen herkes "Barış sürecini destekliyoruz; artık silahtan, şiddetten kurtulacağız..." Büyük umutlarla geldiler, ateşlerini yaktılar, halaylarını çektiler ve Ankara'ya bir mesaj ilettiler: "Biz çözüm sürecinin arkasındayız ama siz de sorunun çözümüyle ilgili adımlar atın." Renkleriyle gittiler, oradaki güvenlik güçleri renklere düşman; Kürt'e düşman, renge düşman, Selahattin'in posterlerine düşman. Sözüm ona bir halkla barışıyorsunuz, halkın değerleriyle barışıyorsunuz ve gencecik çocukları alıp götürüyorsunuz; işkence ediliyor.

Bakın, sevgili arkadaşlar, şu gördüğünüz... "Nevroz"da sadece halay çektiği ve Kürt renkleriyle orada olduğu için alıp götürüyorlar. Bu, 1980'lerdeki cezaevinde, Diyarbakır Cezaevindeki işkence değil. İstanbul'da, Diyarbakır'da bunları alıp götürüyorlar, bu gençlere işkence ediyorlar çünkü bunlar Esat Oktay geleneğinden gelen polislerdir ve bu çocuklar savcılığa çıkmadan salıveriliyor çünkü savcılığa çıksa haklarında suç duyurusunda bulunuyor arkadaşlarımız. Böylesi keyfî bir uygulama yapılıyor. Bir taraftan örgüt kendini feshediyor, siz bunları "Örgüt propagandası yaptınız." diye gözaltına alıyorsunuz ve bunları cezalandırıyorsunuz. Böylesi bir çözüm süreci olmaz. Böylesi bir düşmanlıkla siz bu topraklarda barışı inşa edemezsiniz. Bakın, 12 Eylül döneminde Diyarbakır zindanlarında Kürt ve Türk çocuklarına işkence yapılırken kendi kanlarıyla duvarlara ne yazıyorlardı? "İnsanlık onuru işkenceyi yenecek." diyorlardı. Elli yıldır biz bu mücadeleyi bu şekilde sürdürüyoruz ve bu işkenceyi yapanlarla ilgili derhâl yasal işlemler yapılmalıdır.

Geçen gün burada İYİ Parti Grup Başkan Vekili Poyraz, çok haklı bir soru sordu bir tartışma esnasında, dedi ki: "Allah aşkına, bu süreç içerisinde Kürtlerin hanesine ne yazıldı?" Çok doğru bir tespitti. Bakın, sürece karşı olmanız ayrı bir şey ama doğru bir şey. Bunu size söylüyordu, AK PARTİ'liler, size söylüyordu, “Me-Ha-Pe”liler, size söylüyordu. Hayata ne geçti? Vallahi hâlâ Kürt'ün hayatına hiçbir şey geçmedi. Ya, öyle bir düşmanlık yapılıyor ki Selahattin Demirtaş'ın posterine düşmanlık yapıyorlar. Selahattin milyonların evladı, milyonların yol arkadaşıdır. Kardeşim, siz Selahattin'in posterlerini engelleseniz her milyon Kürt'ün koynunda Selahattin'in posteri vardır, yüreğinde Selahattin'in posteri vardır. Siz niye bu halkın iradesini tanımıyorsunuz? Neden Selahattin'e düşmanlık ediyorsunuz? Ben “Nevroz” alanlarında Selahattin'in posterlerine müdahale ederken "Efendim, Ankara'dan talimat var." Ankara'nız batsın be! Selahattin'e bu kadar düşmanlık yapıyorsunuz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Sakik, lütfen tamamlayın.

SIRRI SAKİK (Devamla) - Sayın Başkan, çok teşekkür ediyorum.

Bir başka konu... Sevgili arkadaşlar, bu Mahir Çayan. Mahir Çayan'ı anmaya giden gençler vardı. Mahir Çayan 68 kuşağının onurudur. 68 kuşağının bütün bedel ödeyenleri Kürt halkının ve Türk halkının evlatlarıdır. Onu anmaya giden gençlere oradaki bir komutan ne diyordu, biliyor musun? "Ya, Rusya çöktü, hâlâ siz burada mısınız?" Ey komutan, Rusya çöktü ama senin beynindeki o devrimcilere karşı kin, öfken çökmedi, siz hâlâ bunlara düşmanlık ediyorsunuz oysaki Türkiye'de milyonlar Mahirleri, Denizleri, o devrimcileri büyük bir özlemle anıyor. O insanlar bu topraklarda umuda doğru yolculuğun adresidir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

SIRRI SAKİK (Devamla) - Biz Kürtler de elli yıldır onların bıraktığı bu izde yürüyoruz ve bunları buradan selamlıyoruz.

Bir başka selamım sevgili Yılmaz Güney'e, o çirkin krala. Bugün doğum günü. İyi ki doğdun Yılmaz Güney, iyi ki sizler varsınız. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)