| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 76 |
| Tarih: | 01.04.2026 |
ORHAN SÜMER (Adana) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.
Değerli milletvekilleri, 259 sıra sayılı Kanun Teklifi'nin 13'üncü maddesi üzerinde söz aldım. Genel Kurulumuzu saygıyla selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri, yine bir torba yasa, yine yangından mal kaçırır gibi önümüze getirilen bir düzenlemeyle karşı karşıyayız. 19 maddelik bu teklif, aslında iktidarın hem hukuku hem de ekonomiyi nasıl bir çıkmaza sürüklediğinin resmidir. Bugün görüştüğümüz 13'üncü madde, iktidarın hukuk tanımazlığının en somut örneğidir. 2017'de "Memleket şaha kalkacak." diye getirilen Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemi bugün kendi Anayasa'sına bile uymaz hâle gelmiştir. 161 sayılı Kararname'yle Gelir İdaresinin taşra teşkilatı birilerinin isteğine göre düzenleniyor, defterdarların yetkileri kanunsuz bir şekilde kararnameyle belirleniyor. Bir hatırlayalım arkadaşlar, Anayasa Mahkemesi ne demişti? "Kamu görevlisinin yetki ve sorumluluğunun kararnameyle düzenlenmesi Türkiye Büyük Millet Meclisinin yani kanunun işidir." demişti. Şimdi burada AYM'nin iptal kararını değiştirmeye çalışıyorsunuz. Yani AKP iktidarı kendi yaptığı Anayasa'ya bile uymaktan âciz bir yönetim anlayışıyla bu ülkeyi nasıl yönetecek? Gerçi nasıl yönettiğini, bedelinin de ne olduğunu en iyi mutfağı yangın yerine dönen vatandaşlarımız çekmektedir.
Değerli milletvekilleri, bu teklif, sadece hukuksuzluk içermiyor, aynı zamanda derin bir vicdansızlığı barındırıyor. Sayın Genel Başkanımız Özgür Özel ve Plan ve Bütçe Komisyonundaki tüm arkadaşlarımız, CHP'li milletvekilleri dedik ki: "Emeklinin bayram ikramiyesini asgari ücret seviyesine çıkaralım." Açlık sınırının 32 bin lirayı, yoksulluk sınırının 105 bin lirayı aştığı bu ülkede emekliye 4 bin lirayı reva görmek devletin adalet anlayışına uymuyor. (CHP sıralarından alkışlar) İktidarın gözde müteahhitlerine kamu-özel iş birliği projeleriyle, kur korumalı mevduatlara yap-işlet-devretlerle milyarlar aktarılırken sıra emekliye gelince, işçiye gelince, memura gelince "Kaynak yok." yalanı artık vicdanlarda bile yara olmuştur.
Değerli milletvekilleri, üzülerek söylüyoruz ama iktidarın yönetim anlayışı neresinden bakarsanız bakın artık iflas etmiştir. İflas eden iktidar faturayı ise maalesef yine vatandaşımıza kesmektedir. Akaryakıttaki vergi, gençlerin kullandığı teknoloji ürünlerindeki vergi, trafik cezasındaki artış, gıda fiyatlarındaki artış... Memleketi öyle bir duruma getirdiniz ki vatandaş bir tek aldığı nefesin vergisini ödemiyor artık. Aslında takdir etmek gerekir, mucit bir Hazine ve Maliye Bakanınız var, milletin aklının ucundan bile geçmeyecek konularda mutlaka bir gerekçe bulup yepyeni bir vergi ya da katmer bir zam icat ediyor ama ne yazık ki bu icatların bedelini her seferinde alın teriyle geçinmeye çalışan vatandaşımız ödüyor, ekonomi değil sadece milletin sırtındaki yük büyüyor.
Değerli milletvekilleri, yanı başımızda bir ateş çemberi var. ABD-İsrail-İran gerilimi bölgeyi yakıp kavururken petrolün 150 doları zorlayacağı, akaryakıtın ise 100 lira bandını açacağı konuşulurken bu torba yasada tek bir satır önlem bile yok. Ne tarımsal üretimi korumaya dair bir teşvik ne de sanayi çarklarının durmaması için bir enerji planı var. İktidar sadece "Kripto varlıklara nasıl vergi bindiririm, bedelli askerlik ücretlerini nasıl artırırım, kamu taşınmazlarını nasıl satarım?" onun peşine düşmüş durumda. AKP'nin ekonomik vizyonu üretmek değil eldekini satmak ve nefes alan her şeyden vergi almaya dönüştü. Sonuç olarak bu teklif esnafı, çiftçiyi, emekliyi, öğrenciyi, gencimizi görmezden gelen, sadece günü kurtarmaya çalışan bir yamalı bohçadır. Defterdarın yetkisini bile kanunla düzenlenmeyi beceremeyen, mülakatla liyakati bitiren, adaleti sarayın talimatına bağlayan bu zihniyetin Türkiye'ye vereceği artık hiçbir şey kalmamıştır. Biz "Adalet karın doyurur." demeye "Önce hukuk!" demeye, adil gelir dağılımı için mücadele etmeye devam edeceğiz. Bu hukuksuz ve adaletsiz torba yasa teklifine "Hayır!" diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)